Skip to main content

Yanık Kalesi 16. Bölüm

Yanık Kalesi 16. Bölüm

– İkinci Oyun Oynandı –

Sevgi gözünü bürümüş bu erkek kılıklı kılıbık yeniçeri, hemen telâşla cevap verdi:

– Bence de kısa… Altı gün nedir ki. Bak bir gecesi geçti.

– Hasan…

Buyur güzelim.

– Bu hep böyle mi gidecek? Hangisi?

–  Kaleye gitmen… Hiç gitmesen olmaz mı?

– Olmaz.

– Neden? ‘

–  Ağamızın emri var.

–  Fakat ağa seni pek sever değil mi?

– Evet. ,

–  O halde sen kışı benim yanımda geçirmek istemiyor sun.. Doğrusu darıldım sana.

Fettan kadın, darılmış gibi yapmış ve gözlerini hemen sulandırmıştı. Hasan onun yanaklarını okşadı:

Bunlar ne biçim lâflar güzelim ?.. Ben hiç seninle baş başa kalmak istemem mi?

–  İstesen belli olurdu.

– Ne gibi?

– Madem ki ağa seni bu kadar seviyor; ondan izin isterdin Elbette seni kırmaz, baş başa şu soğuk kışı sıcak yuvamızda geçirirdik. Hasan’ın beyni zonkladı Kendi kendine küfürler ediyor ve:

– Allah Allah, neden şimdiye kadar bu aklıma gelmedi?  Kadın doğrusu benden akıllı imiş, diye söyleniyordu.

– Sonra Macar kızına döndü:

– Ben yarın kaleye gideceğim, dedi.

Kız bir şeyler mırıldandığını duymuş, fakat pek hafif sesle söylendiği için neler dediğini anlamamıştı. Korku ile

sordu:

– Bak gördün mü? Dâvayı ben kazandım. Sen beni sevmiyorsun.

– Neden?

– Çünkü hemen yarın gitmek istiyorsun. Halbuki her zaman bir hafta kalırdın. Ben senden bütün kış beraber kalmamızı istedim; sen ise izinli günlerinde bile kalmıyorsun… Demek ki beni sevmiyorsun,

Hasan güya şaka yapmak, zekâ eseri göstermek istedi:

– Sana öyle geliyor.

-İspatı meydanda.

O halde bahse girelim.

– Beni sevdiğine dair mi?

– Evet.

– Fakat sen, yarın gitmek istemekle bahsi kaybetmiş olmuyor musun?

Hasan bir sarhoş kahkahası attı:

– İşte bahsi kaybettin güzelim. Ben yarın kaleye, ağadan izin koparmak için gideceğim. Öbür gün, dönerim. Hem de bütün kış beraber kalmak üzere döneceğim Macar kızı ferahlamıştı. Ertesi sabah Hasan atına atlayarak kaleye gitti. Macar kızı, nişanlısının saklı olduğu eve haber gönderdi. İki sevgili o geceyi gene baş başa geçirdilier. Kadın, delikanlıya müjdeler vermişti:

– Parolayı öğrendim: Meze imiş. İçkinin yanında yenilen çerezler manasına geliyor. Delikanlı bu haberi alır almaz hemen kontun yanına gitmek istedi. Fakat genç kadın mâni oldu:

–  Bir iki gün daha burada kal.. Konta çifte müjde götürürsün. Çünkü Hasan. kış izni almak için kaleye gitti. Herhalde muvaffak olacaktır.  —– İnşallah.

Kont hakikaten çifte müjdeyi almıştı. Hasan ihtiyar yeniçeri ağasından, bütün kışı karısının yanında geçirmek müadesini almıştı. Bir iki gün sonra bu müsaade diğer yeniçerilere de teşmil edildi. Artık kalede üç yüz akıncıdan başka kimse bulunmuyordu. Kış adamakıllı bastırmıştı. Bizim için tehlikeli günler kış günleriydi. Çünkü ordumuzun bütün kısmı, kışın İstanbul ve Belgrad’a çekilir, kalelerde az bir kuvvet kalırdı. Düşmanlar da bunu fırsat bilerek hudut kalelerimize, baskın yaparlardı. Bu sebeple biz Türkler kış günleri için:

– Kurt dumanlı havayı sever, derdik.

Ordumuz ancak bahar gelince Edirne üzerinden yürüyüşe geçerek Avrupa içlerine dehşet salardı.

Yanık kalesi hemen hemen düşman toprakları içinde sayılırdı. Meselâ Kumran kalesi, Yanık kalesinden daha doğuda idi!. Bu kale düşman toprakları içinde açılmış bir gül gibiydi Sert kış rüzgarlarının bu hudut gülünü soldurmaması için, içerisine kâfi derecede asker, bol cephane ve yiyecek konulmuştu. Fakat başındaki muhafız kumandana dikkat edilmemişti. Bu beceriksiz ve gafil ağa, binlerce yeniçeriyi/köylere dağıtmıştı. O, Avusturyalıların sahte dostluklarına itimat ediyordu. Eğer yeniçeriler de kale içinde olsaydı, düşman hiçbir zaman kaleye hücum edemezdi.

 

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 0 Ortalaması: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir