Skip to main content

13’ün Uğursuzluğu (I. Bölüm)

13’ün Uğursuzluğu (I. Bölüm)

İstanbul’da ücra bir semtte, varoş bir mahallede oturuyorum. İş saatlerim maalesef çok uygun değil ama bu işe mecburum. Çünkü bu zamanda bulabileceğim işlerin hiçbirinde bu kadar iyi bir ücret almam zor. Mesai saatlerim 15:00 ve 24:00 arasındaydı, ancak eve varış saatim maalesef gece saat biri bulmaktaydı. Yine her gün olduğu gibi bugün de mesaimi tamamlamış evime dönüyorum. Hafta içi bu saatlerde genelde bizim sokaklarda in cin top oynar, kimsecikler olmazdı. Yine manzara aynıydı. Bugün iş yerimde çok yorulmuş olduğumdan bir an evvel evime ulaşıp uyumayı düşünüyordum. Bir yandan da iş yerimde başıma gelen olumsuzluklar sürekli kafamı meşgul edip duruyordu. Zor bir gün geçirmiştim. Gerçi son zamanlarda hemen hemen her gün aynı şekilde birbirinden zor geçmekteydi ama elbet bugünlerde geçecek ve sonunda bende rahatıma kavuşacaktım ya da en azından kendimi bu şekilde avutuyordum.

Sonunda evimin önüne gelmiştim tek yapmam gereken her gün çıkmak zorunda kaldığım beş katlı apartmanın merdivenlerini çıkmak değil adeta tırmanmaktı. Çünkü eski bir yapı olan bu apartmanda asansör yoktu. Aslında dükkân üstü birinci kat sayıldığından 6. katta oturuyordum. Ama tek sorun bu değildi, apartman sakinleri arasındaki uyuşmazlık hat safhaya ulaştığından, daha fazla dayanamayan apartmanın yöneticisi zaten uzun zamandır düşündüğü taşınma işini bir gece ansızın gerçekleştirmiş ve giderken de apartmana ait olan elektrikleri de kimseye devretmeden kapattırmıştı. Apartmanımızda merdiven boşluklarında ışıklar bu yüzden çalışmıyordu. Hatta kapı zilleri de çalışmıyordu. Bundan dolayı merdivenleri karanlıkta çıkmak zorunda kalıyorduk. Apartmanımızdaki huzursuzluk devam ettiği için de kimse yönetici olmaya talip olmuyor ve günlerdir bu sorunu yaşıyorduk. Bende diğer komşular gibi zorunlu olarak cep telefonumun feneriyle nispeten önümü görmeye çalışarak merdivenleri çıkmaya çalışıyordum ama yine de çok zor oluyordu. Hele elimde bugünkü gibi eşyalar varsa merdivenler çık çık bitmek bilmiyordu.

Cep telefonumun fenerini açtım ve apartmandan içeri girdim. Yorgun argın merdivenleri birer birer çıkmaya başladım. Bazen hangi katta olduğumu unuturdum, çünkü kaç kat çıktığımı karıştırırdım. Tüm katlarda kapılar birbirinin benzeri ve diğerinden ayırt etmek karanlıkta daha da zor olurdu. Bugün de aynı şey olmuştu, bütün kapılar kapalı apartmanda zifiri bir karanlık ve ben kimseye ses duyurmadan merdivenleri çıkarak bir an evvel o sıcak evime ulaşmaya çalışıyordum. Kafamda bin bir türlü düşünceyle merdivenleri çıkarken kaçıncı katta olduğumu çoktan unutmuştum. Ancak sanki 10 kat çıkmış gibi de yorgundum. Ne bitmek bilmez merdivenlermiş diye kendi kendime hayıflanmaya çoktan başlamıştım. Bir müddet daha apartman merdiven korkuluklarına tutunarak çıkmaya devam ettim. Her çıktığım katta, bu son kat olmalı diye ümit ederek çıkmaya devam ediyordum.

Ben son katta oturuyordum, son kat son daire bana aitti. Ben bu evi almadan önce, uzun süre bu ev boş kalmıştı. Neden bilinmez ama daha önce bu evde oturanlar hep sıkıntı içinde kalmışlar, bunun sebebini de açıklayamadıkları için, daire kapı numarasının 13 olması ve hatta apartmanın numarasının da 13 olmasına bağlamışlardı. Mahalle sakinlerine göre 13 numara uğursuz bir rakam ve çifte 13 çift uğursuzluk anlamına geliyordu. Hatta sırf bu sebeple apartmanın ve kapıların üzerinden numaralar sökülmüş ve bir daha da takılmamıştı. İnsanlardaki bu batıl inançlardan dolayı bu daireyi kimse uzun süre satın almamıştı. Bu sebeple de çok uygun bir fiyata bu eve sahip olabilmiştim. Evim güzeldi, çünkü evimin içinden çatı katına da bir boşluk yapılmış ve dolayısıyla tavan arası bana ait olmuştu. Aslında ben de tavan arasını sadece eski eşyaları koyduğum kiler olarak kullanıyordum.

O kadar çok yorulmuştum ki saatin kaç olduğunu unutup cep telefonundaki saate bakma ihtiyacı duyarak saate bakınca, saatin çoktan 01:30 olduğunu gördüm. Bu da yaklaşık 20 dakikadır merdivenlerde oyalandığım anlamına geliyordu. Bu çok anlamsızdı sonuçta 6. katta olsa 20 dakika da merdivenleri bitirememem imkânsızdı. Elimdeki eşyaları yere bıraktım ve bir müddet dinlendim, kaçıncı katta olduğumu hala bilemiyordum. Ama bu işte bir terslik olduğunu düşünmeye başladım. Ardından bir ses duydum, apartmanda aşağı katlardan birisinde bir hırıltı sesi geliyordu. Apartmanımıza bazen kediler girerdi, geceleri apartmana sığınan sokak kedileri oldukça sık rastladığımız bir durumdu. Fakat bu ses kesinlikle bir kedi hırıltısı  değildi daha büyük bir hayvanın hırıltısına benziyordu. Ender de olsa bazen sokak köpekleri de apartmanımıza girerdi. Soğukkanlılığımı muhafaza etmeye çalışarak muhtemelen bir sokak köpeğidir diye düşündüm.

Aşağıya doğru cep telefonun fenerini uzattım ne olduğunu görmek istiyordum merdiven arasındaki boşluk çok dar olduğundan aşağıda hiç bir şey gözükmüyordu. Bir şey göremeyeceği mi anlayınca tam feneri çekiyordum ki aşağıdan yukarıya doğru kafasını kaldırmış, merdiven boşluklarında bana bakan bir çift göz gördüm. Gözler kan kırmızısı şeklinde ve karanlığı yararcasına bana bakıyordu korku ile geri çekildim. Bir dairenin kapısına yapışmıştım ama o aşağıdaki şey hızla merdivenlerden yukarı çıkmaya başladı. Bir yandan hırlıyor bir yandan da yukarı doğru koşturuyordu. Ne yapacağımı bilemez halde yukarı doğru koşmaya başladım. Evime bir an evvel ulaşmalı ve içeri girmeliydim. Nefes nefese kaldığım halde karanlıkta sürekli merdivenleri 3’er 5’er atlayarak yukarı koşuyordum. Adım atacak halim kalmadığı halde hala evime bir türlü çıkamamıştım. Mecburen biraz soluklanmak için durdum, telefonla etrafıma göz gezdirdim. Sonra hırıltının kesildiğini duyunca derin bir nefes alarak merdiven pervazlarına uzandım ve feneri tekrar aşağıya doğru uzattım. Hiçbir şey görmüyordum. Ardından tekrar bir hırıltı duydum ama bu sefer aşağıdan değil yukarıdan geliyordu bu ses. Korkuyla yukarıya kafamı çevirdim ve aynı gözleri bu sefer yukarıdaki merdiven boşluklarında bana bakarken gördüm. Hemen sırtımı dayandığım kapıya hızlıca vurmaya başladım. Maksadım komşulardan birisinin kapıyı açması ve kapıdan gelen ışıkla etrafımı daha rahat görebilmekti. Ancak kapıyı açan olmadı, hemen diğer taraftaki kapıya yöneldim. Bu seferde ona vurmaya başladım, birkaç defa vurduğumda ses gelmeyince bu sefer hırıltının yaklaştığını duyarak kapıyı adeta yıkarcasına daha hızlı vurmaya başladım. Maalesef bu kapıdan da ses çıkmıyor ve kapıyı açan olmuyordu. İki komşunun da evde olmaması çok zordu, hemen bir alt kata koşup oradaki komşulara sığınmayı düşündüm. Merdivenlerden hızlıca aşağıya doğru koşmaya başladım. Hırıltı yukarıdan hızlıca aşağıya doğru koşan bir şeyin olduğunu ve beni takip ettiğini bana gösteriyordu. İlk ulaştığım kapıya sesimi bir an evvel duyurmak için kırarcasına vurmaya başladım ama buradan da hiç ses çıkmıyordu. O zaman bağırmaya başladım, yardım eden yok mu diye ama apartmandan hiçbir ses çıkmıyordu. Son çare olarak aşağıya inip apartmanın dışına çıkmak olduğunu düşündüğümden hızla aşağıya doğru koşmaya başladım ama dengemi kaybettim ve merdivenlerden aşağıya yuvarlanma başladım. Cep telefonumu ve elimdeki malzemeleri düşürdüm. O kadar çok yuvarlanmıştım ki sanki bitmek bilmeyen bu merdivenlerde uçurumdan aşağı doğru yuvarlanıyordum. Acımayan yerim kalmamıştı. Perişan haldeydim ama bir türlü duramıyor, bir yerlere tutunamıyordum sonunda bir şekilde durdum. Durduğum anda elime gelen ilk şey garip bir şekilde yine cep telefonum oldu. Cep telefonumu elime aldım, kapanmış olan feneri tekrar açtım ve etrafıma bakmaya başladığımda karşımdaki kapının açıldığını gördüm. Kapıyı açan benim eşimdi beni yerde öylece yatar halde görünce ne oldu dedi heyecanla, bu gürültü senden mi geldi diye sordu, bana elini uzatırken. Ama bu imkânsızdı, çünkü ben aşağıya doğru düşüyordum ve bulunduğum kat şu anda apartmanın son katıydı. Hemen ayağa kalkıp içeri girdim ve kapıyı arkamdan hızla kapattım. Girişteki aynaya bakınca kendimden korktum. Çünkü saçlarım elektrik çarpmışçasına tamamen dikilmiş ve yüzümde bereler oluşmuştu. Eşimin bana korkuyla baktığını görünce, apartmanda köpekler var ve beni kovaladılar bende düştüm ve yuvarlandım dedim ama diğer yaşadıklarımı bir mantık çerçevesine sokamadığım için anlatamadım.

ZeNHaR

 

Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 54 Ortalaması: 3.9]

13’ün Uğursuzluğu (I. Bölüm)” hakkında 7 yorum

    1. Sizin gibi yetenekli insanların gelecekte yazar olması gerekir Genesis ve diğerleri burada kötü yazar bile yok 😀

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir