Skip to main content

Osmanlı Muhafızı Kara Pelerin

Osmanlı Muhafızı Kara Pelerin

Hikaye Oku; İstanbul yeni feth edilmiş. Kara Pelerin kimsenin bu güne kadar görmediği bir cesaret ve iman dolu yüreği ile memleketinin kapılarından içeri girdiğinde hava kararmış Kara’ya ise yıldızlar eşlik ediyordu. Şehirden içeri girer girmez evinin yolunu tutmuştu. Evinin kapısının önüne gelip bir iki tıklattıktan sonra eşi Banu kapıyı açıp boynuna sarılıvermişti. En az bir aydır görmediği eşi onu hemen içeri almıştı.

– Geç buyur bey ben sana yemek hazırlayayım sende bu arada neler yaptın onu anlat hele derdemez, Kara büyük bir heyecanla söze girdi.

– Hatun bugüne kadar görmediğim bir cenkti, binlerce kişi iman dolu yüreği ile aynı anda tek vücut olmuştu. Bende heyecan ve çoşku dolu yüreğimi durduramıyor arkadaşlarımın peşi sıra düşüyordum. Tek düşüncem kaleyi ele geçirmek ve İslam sancağını dalgalandırmak imana ve İslam’a yeni kapılar ve cenkler başarılar açmaktı. Savaşın en çetin geçtiği zaman artık hiç kimsede derman kalmamıştı. Bizse kaleyi ele geçirmek için tekrar saldırdık. Ama sandığımız gibi olmamış bozguna uğramıştık. Bende düşmana esir düşmüştüm. Neyse ayağıma zincirler vurup ilk önce forsa yaptılar beni. Her gün biri başımıza dikiliyor sert ve hırçın dalgalarla boğuşan bizlere birde kırbaç darbeleri iniyordu. Benim için sorun yoktu ama orada 70 li yaşlarda bir ihtiyar vardı. Her Kırbaç vurduklarında kendinden geçiyordu. Bende bir gün dayanamadım…

– Hey ne yapıyorsun sen deyince bu sefer kırbaç darbelerini bana indirmeye başladı. Bende bu sırada zinciri kırmayı başarmıştım. Yerimden kalkıp elinde kırbaç olan iri cüsseli kırmızı gömlekli adama öyle bir tokat attım. Hemen yere serildi. Tabi arkadaşları da gelmeye başladı. Ortalık iyice karışıyordu. İkincisine vuracakken beni arkadan biri tuttu ve yerime oturttu

– Dayı sen ne yapıyorsun demeye kalmadan

– Otur yeğenim otur bunlar seni öldürür biraz daha sabret elbet bize yardım edeceklerdir. Deyince bana bir sakinlik çöktü. Olduğum yerde öylece kalakaldım. Beş dakika sonra ellerinde çorba tasları ile geldiler tabi nimetlere karşı şükür ne arasın bize fırlatıyorlardı. Resmen tabi bizde aldıklarımızı iştahla yiyorduk. Neyse böyle tam bir iki hafta geçtikten sonra yolda korsanları görünce bizi bir adaya bırakıp kaçıp gittiler. Neyse kuş uçmaz kervan geçmez derler ya işte öyle bir yer, ada da boş boş dolaşırken karşımda gemide beni durduran dayı karşımda duruyordu.

– Ben sana demedim mi evladım kurtulacağız diye

– Evet dayı haklısın Allah tan umut kesilmez

– Sen kimsin dayı ?

– Ben Osmanlı askeriyim evlat işte bu kale saldırısından sonra padişahımızla beraber savaşa katılacaktım. Ama nasip değilmiş be evlat

– Belli mi olur dayı düşmanın elinden kurtulduk buradan da kurtuluruz inşallah

Ama düşündüğü gibi olmamıştı. Orada tam bir ay boyunca kalacaklardı. Tabi bu sırada yeni yerler bulmuşlardı hatta yeni bir ticaret yolu bulmuşlardı. Burayı padişaha bildirmeliydiler. Ertesi gün akşam bir şeyler buluruz umuduyla dolaşırken karanlığın içinden gelen bir ışıkla beraber bir mağaranın önüne kadar gelmişlerdi. Mağaradan içeri emin adımlarla ilerliyor mağarayı bulduklarına da seviniyorlardı. Burada kalabilirlerdi. Mağarada ilerlerken iki yol olduğunu fark etmişlerdi. Sağdaki yoldan yürümeye devam ettiler. İlerlerken yeşil ışıklar parlıyor göz kamaştırıyordu. Bu sırada geldiklerinde içerde yeşil taşlarla süslenmiş bir sandık bulmuşlardı. Sandığı açtıklarında içerisinde bir harita bir şişe de iksir vardı. İksiri almadan önce Kağıdı okumaya karar verdiler. Bu iksir insanlara şifa veren bir ilaçdır. Ölümden başka her hastalığa iyi gelir yazıyordu.

– İlk önce inanamamış şaka olduğunu düşünmüştüm. Ama yine de merak edip cebime koymuştum. Ertesi sabah erkenden kalkıp bize doğru gelen bir gemiye binmeyi başarmıştık. Geminin kaptanı bana ne olduğunu bizim burada ne aradığımızı sorunca bende teker teker anlattım. Sonra da kendi konuşmaya başladı.

– Çok geçmiş olsun arkadaş Allah’a şükür kurtuldunuz sizi evlerinize kadar götüreceğiz dedikten sonra bizi evlerimize bıraktı bende böylece eve geldim. Annem nasıl hatun ?

– Yine aynı bey

– bunu anneme içir hatun hastalığı şifa bulacaktır.

Hemen koşarak ilacı annesine içiren kadın ertesi gün annesi sağlıklı bir şekilde ayağı kalkınca Allah’aşükür ederek annesine sarıldı.

Cihat Turan

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 1 Ortalaması: 5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir