İbretlik HikayelerSinan Korkmaz

Bir İbretlik Hikaye “Kıntır Ailesi”

Bir İbretlik Hikaye

Bir İbretlik Hikaye “Kıntır Ailesi”

Mutfak perdelerini sıkıca çektiler. Evde muazzam bir yemek kokusu vardı. Civarda dolaşan kedileri odun fırlatarak kovdular. Kümesin kapanma saati de gelmişti. Her zamanki gibi yemleri tavuk başına denk gelecek şekilde hassas terazide tartıp öylece serptiler. Dışarıdakileri de kaş göz işaretiyle yemeğe çağırıp sofraya oturttular. İbretlik Hikaye

Kız kardeşler süratle sofrayı kurmuştu. Dede, dayı, teyze ve torunlar yemek zıkkımlanıyordu. Dışarıdan biri baksa içeriyi görmek ne mümkün! Hainlikten burunları kemik çıkarmıştı. Öyle hain, öyle gizli gizli yiyorlardı ki harpten çıkmış aç asker gibi. Büyük kız hepsinden daha çok hain ve yobazdı. Asıl gebermesi gereken buydu. Şeytanın da bir planı vardı elbet. Bunları böyle bir yerde toplu bir şekilde kıstıracak. Günah işletecek ve ardından işlerini bitirecekti. Kaderin kayığı bazen şeytanın lehine yüzerdi.

Kıntır Ailesi yaz başlangıcında biber, domates, soğan, salata eker içlerinden bir tanesini hayrına vermezlerdi. Evlerine dilenciler bile gelmezdi. Bunlar öyle haindiler ki ellerindeki kürdanlarla diş karıştırıp yemek parçalarını zıkkımlanarak tasarruf ettiklerini düşünürlerdi. Evlerine gelen hiçbir misafiri sofraya buyur etmez, karga burunlarını uzatarak yüzlerini dökerler, dünya hayatının hep acı taraflarından dem vurarak ekonomiyi kötüleyip pinti pinti ağıtlar yakarlardı.

Bugüne kadar ne iftar, ne çay ne de yemek verdikleri görülmedi. Başkalarının sofrasına çökerler kendi sofralarına kimseyi oturtmazlardı. Öyle dinsiz öyle kitapsızdılar ki kendilerini Müslüman zanneden yobaz cehennem taifesiydi bunlar. Yaz ortalarıydı. Evlerindeki telefon zıngır zıngır çalmaya başladı. Hepsi oradaydı. Komşu illerden akrabalarının düğünü vardı. Gelen davetle beleş yemeğe ve konaklamaya pek sevindiler.

Yol masrafı olarak sadece gaz parasını dert ediyorlardı. Bayırlarda düşük vites, bayır aşağı Allah ne verdiyse kaptırıp sonraki mesafeden tasarruf etme adetleri vardı. Tıka basa arabaya doluştular. Hepsi güzelce süslenmişti. Kendi aralarında düğünün ve orda geçirecekleri vakitlerin planını çiziyorlardı. Epey yol aldılar. Gittikleri zeminin sol yanında uçurum ve deniz vardı. Tansiyon ilaçları kullanan enişteleri şofördü. Şişko, göbekli, gözlüklü ve kıntır. İbretlik Hikaye

Şeytan uçarak arabanın tepesine yaklaştı. Biraz bunları dinledi. Arabanın üstüne öyle kurulmuştu ki olacaklar için sabırsızlanıyordu. Kader gerçekleşecekti. Az sonra bela hasıl olacaktı. Şeytan sebebi meydana çıkarmak için mikroba dönüşerek eniştenin gözlerini ve solunum sistemini bozdu. Direksiyona da çok sağlam bir tekme atarak arabayı kayalıklardan aşağıya attı. Sekiz kez kayalara vuran araç ufacık olup sulara gömüldü. Kazayı kimse görmedi. Artık denizin dibindeydiler. Balıklar, yengeçler, ahtapotlar, köpek balıkları hepsini yedi. Gecenin sabahında onlardan geriye sadece hurdası çıkmış araba kaldı. Yakınları tam sekiz yıl bu aileyi aradı ama bulamadı. Düştükleri yer öyle bir kör noktaydı ki ancak kayıkla, botla yanaşılabiliyordu. Bir gün oraya rastgele uğrayan kayık ve içindeki yaşlı balıkçı kayaların dibine ağ attı. Ağı çekerken bir ağırlık hissetti. Acaba gelen hangi balıktı? Ne balığı..? Bu gelen bir araba aynasıydı. Ders veren hikayeler

Yaşlı balıkçı kurnaz tabi. Seneler önce bir kaza olduğunu hemen anladı. İlgililere haber verdi. Balık, adamlar geldi. Aracı çıkardı. Ölenlerden geriye sadece o yıllarda üniversite okuyan şimdinin genç mühendisi dürüst çocuk kalmıştı. Hepsinin malı mülkü onun tekeline geçti. O ölenlere hiç benzemedi. Merhametli, inançlı, dürüst bir insandı. Kaybolan cesetler için dualar etti, hayır hasenat yaptı.

O gün Azrail aleyhisselam şeytanın can almasına müsaade etti. Halbuki şeytan sebebi oldu onların. İhtişamlı melek Azrail hakkın emrinde çalışan muhteşem melekti. Şeytana seslendi. Eyy şeytan sen hiçbir zaman iyilik yapmazsın. Senin vazifen can almak da değil. Ölenlerin ölümü senin elinden olsun istedik. Biz insanların merhametlilerini severiz. Hainler asla cennete giremeyecektir dedi. Şeytan gururlanarak oradan ayrıldı.

Genç mühendis onlardan kalan tüm malı mülkü hayır hasenat yolunda harcadı. Bir miktar parayı da çatır çatır yedi. En güzel tatil yörelerinde, en güzel sofralarda.

SON

Sinan KORKMAZ – Düzce

Hikaye, hikaye oku, öykü, ibretlik hikayeler, ders veren hikayeler, düşündüren hikayeler, hikaye okuma, Sinan Korkmaz Hikayeleri, Hikaye Arşivleri,

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu