Skip to main content

Güliver Cüceler Ülkesinde

Güliver Cüceler Ülkesinde

Hikaye oku; Güliver denizciliğe düşkün genç bir doktordu. İşlerini bitirir bitirmez doğruca limana koşar, gelen gemilerin kaptan ve tayfalarıyla arkadaşlık kurardı.  Acil durumlarda onu arayanlar, onun limanda olduğunu bilirlerdi. Güliver limanda tanıştığı gemicilerin akıl almaz öykülerini büyük hayranlıkla dinler, aynı serüvenleri yaşamak için can atardı.

Günün birinde Rişar adlı bir kaptanla tanıştı. Güliver’in denize olan tutkusunu fark etmişti. Ona bir teklifte bulundu:

– Siz gemileri ve gemicileri seviyorsunuz. Benim gemime de doktor lazım. Bizimle birlikte uzak ülkelere gelip, yeni insanlar tanımaya ne dersiniz?

Güliver bu öneriyi hiç beklemeksizin kabul etti. Güliver çok mutluydu. Sonunda hayali gerçek oluyordu.

Büyük bir hayranlıkla geminin yüksek direklerini, yelkenlerini, halatlarını ve makaralarını izledi. Yıllar öncesi düşlerine giren hayata başlamak üzereydi. Kendisi için ayrılan kamaraya girdi, yerleşti. Kaptan hareket emrini verirken güverteye koştu.  Geminin arka tarafından, doğup büyüdüğü kente gözden kaybolana kadar baktı.

Denizde günler birbirini kovaladı. Bir hafta sonra  açık denizde yol alırken aniden fırtına koptu. Zaman ilerledikçe, fırtına daa şiddetini artırıyordu.

Bir ara çarpan büyük bir dalganın etkisiyle geminin direği kırıldı. Gemi bir anda yana yattı. Üçüncü bir dalganın geldiğini gören Kaptan Rişar, tayfalara gemiyi terk etme emrini verdi. Herkes filikalara hücum etti.

Doktor ilk kez denizden ürktü. O da denize indirilen filikalardan birine bindi. Kürek çekerek gemiden ayrıldı. Gerçekten de birbiri ardına gelen dev dalgalar gemiyi kısa sürede batırdı. Doktorun batmaz sandığı gemi kısa sürede deniz tarafından yutuldu.

Koca gemiyi batıran dalgalar biraz sonra doktorun binmiş olduğu filikayı da alabora etti. Çaresizlik içinde yüzmeye başladı. Güliver de gece karanlığında kendine göre bir yol tutup yüzmeye başladı.  Uzun bir yolculuktan sonra, artık yorgunluktan kulaç atamaz hale geldi.

Birkaç dakika sonra suyun içinde yürüyebiliyordu. Sendeleyerek karaya çıktı. Kumların üzerinde bir süre yol aldı. Sonra gözü karardı. Kumların üzerine kapaklandı.

Ertesi gün kendine geldiğinde, ilk hissettiği şey sıcak güneş ışınları oldu. Sonra doğrulmak istedi. Ama başaramadı. Yeniden kolları kaldırmak için hamle yaptı, olmadı.

Bu arada koluna bir çok iğnenin battığını hissedince durdu. Olağan üstü bir şey olduğunu fark etti. Az sonra paçasından canlı bir şeyin tırmandığını hissetti.

Güliver onu görebilmek için gözlerini göğsüne çevirdi. Gelen, on-on beş santim boyunda bir adamcıktı.

Ellinde kılıcı ve kalkanı vardı. Güliver bu adamı görünce hayretler içinde kaldı. Bu adamın arkasında da yirmi kadar, yine aynı boyda adamlar vardı. Bu adamlarda ellerinde ok ve yay tutuyorlardı.

Kendisini iyi hissetmiyordu. Denizde üşümüş olacaktı. Birden hapşırdı. İşte o anda gövdesinin üzerinde kimse kalmadı. Bütün minik adamlar paldır küldür kumların üzerine yuvarlandılar.

Güliver neler olduğunu anlamaya çalıştı. Bu arada minik adamlar etrafında hazırlık yapıyorlardı. Büyük bir araba getirdiler.

Bu araba onu taşıyacak şekilde yapılmıştı. Araba geldikten sonra, direklere bağladıkları makaralar ve ipler aracılığıyla onu yattığı yerden kaldırıp bu arabanın üzerine yerleştirdiler.

Yorgunluğunu tam atamamış olan Güliver yeniden derin bir uykuya daldı. Güliver uyandığında üzerine yatırıldığı arabanın çekildiğini hissetti. Başını oynatmadan baktı. Beş yüz kadar minik at, onun yatırıldığı arabayı çekiyordu. Araba bir süre mola verdi. Güliver kaç gündür yemek yememişti. Komutanlarından yiyecek bir şeyler istedi. Biraz sonra fıçılar dolusu su, pişmiş et ve ekmek geldi. Güliver bunları bir hamlede mideye indirdi. Adamlar koca orduya bir gün yetecek kadar yiyeceğin bir anda Güliver tarafından yutuluşunu dehşet ve hayretle izlediler. Karnı doyan Güliver eski gücüne kavuştu.

Az sonra araba tekrar yola koyuldu. Birkaç saat sonra minik adamların kenti göründü. Kral yanında adamları ile birlikte, kendi boyundan yirmi kat daha uzun olan dev e, kendisi için özel yapılmış yüksek yerden hayretle baktı.  Sonra onun için kentin tapınağını hazırlattığını, bundan böyle onu arada konuk edeceğini söyledi. Güliver’İn bağlarını çözmelerini adamlarına buyurdu. Güliver minik adamları ürkütmemek için ağır ağır doğruldu. Çvresindeki minik adamları, kenti, ağaçları görünce oyuncak bir ülkeye üştüğünü anladı. En yüksek ağaçlar bile Güliver’in yanında saksı bitkisinden farksızdı.  Caddeleri, yapıları özenle yapılmıştı. Güliver kendisine kalması için hazırlanan tapınağı gördü.

Bu tapınak orta büyüklükte bir kümes kadardı.  Ama diğer yapıların yanında bu, çok görkemliydi. Ama yine de Güliver’in kalacağı kadar büyük sayılmazdı. Buradan içeriye ancak sürünerek girebilirdi. İçeride ayakta durması olanaksızdı. Sonra kralın hazırlattığı beş yüz kadar yatağın yan yana konması sonucu oluşmuş büyük yatağa yattı.

O gece mükemmel uyudu. Ertesi gün başından geçenleri krala anlattı. Krala kenti gezmek istediğini söyledi. Kral bu isteği kabul etti.

Büyük bir dikkatle kentin sokaklarını, evlerini dikkatle inceleyerek dolaştı. Bu arada saraya geldi. Yakından bakınca sarayın işçiliğine hayran kaldı.

Birkaç gün sonra Güliver, ülkenin kralının çok düşünceli olduğunu fark etti. Nedenini sordu. Kral, bir ülkenin onlara saldırmak için hazırlandığını söyledi.

– İzin verirseniz, bu savaşı önleyebilirim, dedi. Kral’ın başka çıkar yolu yoktu.

Güliver hemen suya girdi. Çok kısa bir süre sonra düşman ülkeye ulaşmıştı. Düşman ülkenin donanması kentin limanında demirliydi. Gemiciler, dev bir adamın gemilerine doğru girdiğini görünce korktular.

Denize atlayıp kaçmaya başladılar. Güliver donanmayı tek bir darbeyle yok etti. Böylece işini tamamladı. Bir süre sonra,  diğer minik adamların ülkesine geldi. Minik adamlar onu limanda törenle karşıladılar. Donanmasından olan diğer ülkenin kralı ertesi gün elçi göndererek onlardan barış yapmalarını istedi. Bu öneri sevinçle karşılandı. Güliver bu kez savaşı önlemişti.

Güliver artık yaşadığı kenti, arkadaşlarını özlemişti. Ülkenin kralından yardım istedi. Kral bu isteği kabul etti. Adamlar bir ay gibi bir sürede sandalı yaptılar. Güliver, kralın kendisi için hazırlattığı yiyecekleri alarak, oradan ayrıldı. Güliver birkaç gün güneşe ve kutup yıldızlarına bakarak yolunu bulmaya çalıştı.

Yolculuğa çıkışının yedinci günü ufukta bir yelkenli gördü. Gemidekiler onu fark etmişlerdi. Dümen kırarak ona yanaşıp gemiye aldılar. Ve Güliver başından geçenleri  gemicilere anlattı. Gemiciler onu hayretle dinlediler.

Dünya Çocuk Klasikleri

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 7 Ortalaması: 3.3]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir