Skip to main content

Sıradışı Bir Cin Hikayesi; Hahınya

Sıradışı Bir Cin Hikayesi; Hahınya

İfrit kabilesinden ayrılma vakti gelmişti. Hahınya aslında bir cin’di. Annesi güçlü bir kadındı. Yedi yüzyıl yaşadıktan sonra bir ağaç kovuğundaki yangında yok oldu. Babası ifrit olduğundan oluşumunun büyük kısmını ondan almış ancak yapı ve özellik olarak anneye benzemişti. Ailesi yok olunca o bölgeden taşınmaya karar verdi. Gecenin ortalarında uzun bir yolculuğa çıktı. Kimselere belli etmeden uçuşa başladı. Arap yarım adalarından Türkiye’ye girecek, Ege Bölgesinde, dağların denize bakan bir yerine yerleşecekti. Daha taşınmadan karar verip yerini kilometrelerce öteden görüp tespit etmişti. Nihayet vardı, güzelce dinlendi. Yamaçlardan tezek ve kemik toplayarak karnını doyurdu. Aradan birkaç gün geçti. Bu dağ onu korkutmuştu. Çok ıssızdı. Kendisinden başka bir alemle karşılaşmaya korkuyordu. Taşınmaya karar verdi. Yeniden uçuş için hazırlandı. Yerden metrelerce yükseldi. Bu defa kuzeye göçecekti. Zonguldak’taki terk edilmiş maden ocaklarını gözüne kestirdi. Derin kuyularda yaşayacak, kömür kokularından zevk alacaktı. Oraya varmadan önce köyün birinde mola verdi. Gizlice bir eve banyo camından girdi. Evde altı yaşlarında bir erkek çocuğu vardı. Ateşlenmiş, hasta bir şekilde uyuyordu. Hahınya hemen karabasan kılığına girerek uyku frekansından çocuğun beynine tasallut etti. Çocuk onu kendi vücudu kadar iri bir balık gibi görüyordu. Hahınya çocuğu nefessiz bırakıyor, bunaltıyordu. Çaresiz kalmıştı. Sesini kimseye duyuramıyordu. Ne bir kimse uyanıyor, ne de çırpınışları hissediliyordu. Dakikalarca eziyet çekti. En sonunda uyandı. Hahınya çoktan gitmişti. Ondan geriye yalnızca kötü bir hatıra ve kendisine bu kötülükleri yapan Hahınya adlı bir cin ismi kaldı. O geceden ve rüyadan sonra aradan yıllar geçti. Çocuk büyüdü ama bu hadise hiç aklından çıkmadı. Hahınya ise ömrünü tamamlamak üzere terk edilmiş maden ocaklarına yerleşmişti. Zaman zaman dışarıya çıkıyor, uzun tünellerde göçük meydana getirerek kömür ve maden kokularıyla lezzet buluyordu. Kendi kabilesinden hiçbir ifrit ve cinle teması olmadı. Gizlenmeyi iyi biliyordu. Rüyalara temas etmese bile rüzgârlı ve soğuk gecelerde ortaya çıkıyor o bölgedeki tepelerde ve karanlık caddelerde dolanıyordu. En büyük keyfi, yol kenarlarında gezerken deniz havası koklamak ve insanların onu görememesinden dolayı rahat vakit geçirmekti. Hahınya bugün hâlâ Zonguldak’ın Kandilli Belediyesine bağlı, kapatılmış ve terk edilmiş kömür ocaklarında yaşamaktadır. Rüyasına girip ona karabasan gibi eziyet ettiği çocuk tarafından 27 Ağustos 2017 pazar günü ziyaret edilmiş, kendisine bir gece misafir olmuştur.

Sinan KORKMAZ

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 4 Ortalaması: 3.3]

7 thoughts to “Sıradışı Bir Cin Hikayesi; Hahınya”

  1. bu hikaye beni değişik ediyo ya bilmiyorum nasıl bir ruh halindeydin bunu yazarken Sinan abi yıllardır içinde saklıydı galiba bana öyle geliyor buraya nasipmiş duyguların daim olsun abicim

  2. Cinlerle ilgili defalarca kitaplar okudum bu hikaye cinlerin yaşam felsefesine birebir uyuyor. Onsekizbin alemi ne kadar tanıyoruz? Cinler hakikaten tuhaf varlıklarmış. Bizim yaşantımızla hiç alakaları yok. Sinan Korkmaz farkını ortaya koymuş.

  3. Ya abi yok bole bise ya ne bicim titretiyo adami hangi frekansa gecipte yazdin bunu yemin ediyorum simdiye kadar anlatilmis tum hikayeleri altustettin normal deil

  4. herkes yazar ama herkes boyle garip ve degisik yazamaz sermayem olsaydi bunun filmini yapar sinemalarda facia cikarirdim korku diye film yapiyolar hepsi ayni fotokopi kapi gicirtisi booo sesleri ani karsilasmalar hani ozgunluk yok helal olsun Sinan üstad farkin var yazilardan siirlerden belli zaten

  5. Telif hakkı al dünyaca ün yapar bu hasan karacadağı bile gömersin. Çok güzel olaymış bu olayın eşi benzeri yok sen seçilmiş kişisin mesih.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir