Skip to main content

Korku Hikayelerinden; Hayal mi! Gerçek mi? 3. Bölüm

Korku Hikayelerinden; Hayal mi! Gerçek mi? 3. Bölüm

Korku Hikayesi Oku; Mağaranın tam ortasında sanki yağlı bir kandil, ancak bu ateş sanki kükrese tüm dünyayı kaplayacak gibi bir edayla parlak ve is yapmadan yanıyor, boyu yaklaşık kolumun dirsek kısmından itibaren parmak uçlarıma kadar gelen bölüm büyüklüğünde ama ihtişamlı mağrur ve sanki ateş değilde yoğun bir ışık demeti gibi parlıyordu. Garip olansa içeride ışık yokmuş gibi ve bu ışığın üstüne gölge düşmüşte etrafı aydınlatmasını engelliyormuş gibi, mağara hala karanlık denecek kadar seçilemiyordu yada o ışık gözlerimi kamaştırmış ben etrafı göremiyordum.

Bir müddet bekledikten sonra, “ee ne yapıyoruz şimdi” diye kendi kendime konuştum; bir on dakika kadar bekledim, derken karşı taraftan bana doğru bir şeyin hareket ettiğini farkettim, sessiz çaktırmadan yavaş ve emin adımlarla “demek bana yardıma gelen sensin” cümlesiyle irkildim; kimsin bile diyemeden “evet” dedim. “Senin bana ne yardımın dokunabilir ki; sen önce kendine yardım et” diyerek alaycı bir tavır sergiledi. Bunun üzerine bende “olur” dedim ve ayağa kalkarak mağaranın çıkış deliğine doğru ilerlemeye başladım. Zaten sorgulayacak, kibirlenecek veya gurur yapacak zaman olmadığının farkındalığıyla, zira daha başıma ne geleceğini bile kestiremiyordum.

“Bu kadar korkaktında o kadar yola niye katlandın pehey beyinsiz” deyince “Ben korkak değilim” diyebildim yönümü sesin olduğu yöne çevirip de ani bir dönüş yapınca gerçek mi hayal mi bir suretle karşılaştım. Daha önce görmediğim idrakimin dışında bir sima tarifi imkansız bir görüntü; aynaya bakarsın da aslında kendini görürsün ama o görüntünün sen olmadığını bilirsin ya, yada tanıdığın bir simayı hemde çok iyi tanıdığın bir simayı bir türlü çıkartamaz da aklını fikrini odağını ona yoğunlaştırıp tanımaya çalışırsınya, veya hayatında hiç görmediğin ama hep görmek isteyipte, hemde görmemek için çaresiz çırpınışlarla idrakını yanıltmaya çalışıp gördüğünü yorumlamaya çalışarak bir ömür bitiririm dersin ya öyle bir varlık karşımda duruyordu bütün heybetiyle. Sadece ona “sen kimsin?” diyebildim. Dudaklarım kuruyup ağzımı ıslatacak bütün tükürüğümün kuruduğunu, boğazımdan aşağıya bir avuç cam parçalarının yırtarak indiği hissiyle, yutkunarak; Bakışlarıyla beni atomlarıma ayırıp tekrar birleştirip, ruhumu cam fanusa hapsedip tekrar birleştirip bedenime iyade etmiş hissi veren bakışlarıyla “sen kim olmamı isterdin!!” dedi bu anlamsız soru karşısında benim nutkum tutuk ne demek istediğini anlamaya çalıştım böyle heybetli cismi ve ne olduğu anlaşılamayan varlık benden nasıl bir yardım bekleyebilir. Hem ben ona nasıl bir yardım yapabilirim diyerek aklımdan geçiriyor ve bu durumda nasıl kurtulabilirim hesabına düşmüştüm bile. Nerden başlayacağımı bilemeden ve çok çekinerek “sana nasıl bir yardımım dokunur söyle yapabileceğim birşeyse elimden geleni yapayım diyerek üstünlük sağlamaya çalıştım”  zira yardım etmem için beni oraya getiren o diye düşündüm. “Madem bana yardım etmeye karar verecektin demin neden sırtını döndün” dedi bende “korktum” dedim “bu kadar korkaktın yardıma neden geldin” dedi. “Senin gibi bir varlıkla karşılacağımı düşünmedim zira sen tarifi imkansız bir varlıksın ne ismini nede cismini biliyorum ve de daha önce senin gibi bir varlık biliyorum” dedim. O zaman tanışalım dedi . Ben diyerek başladı söze….

Devamı gelecek
Ahmet Turan YÜCEKAYA
Serbest Çalışma Hikayelerim

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 9 Ortalaması: 4.1]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir