Dehşet ÖyküleriKorku HikayeleriSizden Gelenler

Dehşet Öyküsü “ILIK BİR SONBAHAR GECESİ” 3. Bölüm

Dehşet Öyküsü

Dehşet Öyküsü “ILIK BİR SONBAHAR GECESİ” 3. Bölüm

“Soğuk Bodrum Katında Saatler”

Dehşet Öyküsü, Adam genç kızın kendinden geçtiğini görünce dudakları yukarıya doğru kıvrıldı, sonunda yeni oyuncağıyla oynayabilecekti. Ellerini genç kızın kan kırmızısı saçlarına götürdü ve yavaşça saçlarını okşadı. Nasılsa bu renk hem onu sakinleştiriyor hem de kendisinden geçmesine sebep oluyordu, bakışlarını kızın her yerinde gezdirmeye başladı. En sonunda bakışlar tekrar genç kızın saçlarına takıldı ve bir anda kendinden geçerek adam kızın saçlarını kavrayarak kızı yerde sürüklemeye başladı. Genç kızın bedeni etraftaki eşyalara çarpıyor ve korkunç sesler çıkarıyordu. Bu seslerin adamın pek de umurunda olduğu söylenemezdi, onun tek istediği oyundu. Bu öyle bir oyundu ki oyunu kaybettiğinde bedelini canınla ödüyordun, oyunun kuralı ise basitti efendine itaat etmek ve dayanıklı olmak. Adam bodrum katına inen merdivenlerin başına geldiğinde genç kızı yerden kaldırmaya hiç tenezzül etmeden kızı sürüklemeye devam etti ve bodrum katına indiğinde genç kızı bir köşeye fırlattı. Genç adam ellerinde kalan kızın saçlarını yavaşça burnuna götürerek kokladı ve kendinden geçmiş gibi başını arkaya doğru atarak yüksek bir kahkaha attı, her şey tam istediği gibi gidiyordu.

Madem efendisi oyun istiyordu oynanacaktı o oyun ama Deryanın kurallarıyla. Bu sefer sert taşa çarptığının farkına varması gerekiyordu o manyak adamın. Bu aptal banyoda oldukça zaman kaybetmiştim, artık çıkma vaktim gelmişti. Ben kimlerle uğraşmıştım bu manyakla mı baş edemeyecektim, kendimi asla kurban etmeyecektim (ama olmadı). Hızlıca banyodan çıkıp giyindim ve güvenlik amaçlı evdeki bütün pencereleri sıkıca kapatıp kapımı defalarca kilitledim ve arkasındaki kilitleri kapattım. Bu evden önemli bir şeyler olmadıkça dışarıya çıkmayacaktım. Masanın üstündeki laptopu kapıp yatağıma oturdum ve dosyalarımı karıştırmaya başladım. İlgilendiğim dava dosyalarının kopyalarını her zaman bilgisayarımda bulundururum, bu durum ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğu tartışılacak bir konu. O yüzden buraya fazla takılmayalım. Bu olay gibi benzer olayların olduğu davalar var mı diye bir yandan kontrol ederken bir yandan da işime yarayabilecek bilgiler var mı diye bakıyordum. Dosyaları karıştırıyordum ama pek bir şey bulabildiğim söylenemezdi, sadece ufak birkaç şey bulabilmiştim. Onlarında işime yarayıp yaramayacağından emin değildim ve saatlerimi harcamıştım. Şimdi ne yapmam gerekiyordu tam olarak bilmiyordum, internetteki haberleri de mi inceleseydim diye düşünürken bir şeyi atladığımı fark ettim. Aradaki bazı dosyaları atlamıştım, en baştan dosyaları teker teker tekrardan incelemeye başladım ve 1100 numaralı dosyada durdum. 1100 numaralı dosya birbiriyle benzer kayıp vakalarıyla ilgiliydi ve bu dosyada ölü olarak bulunan kızın ismi de vardı, İrem . Bu dosyada bunu görünce istemsizce sevindim, sonunda o adama dair herhangi bir bilgi bulma şansım artmıştı. Kim olduğunu eninde sonunda öğrenecek ve adaletin yerini bulmasını sağlayacaktım. O kadınlar huzur içinde uyuyacaklardı ve ailelerinin birazda olsa acılarına su serpilecekti. Bu düşünceler beni bir yandan hırslandırıyor bir yandan da sevindiriyordu. Muhakkak bunu başarmalıydım ve onun kim olduğunu öğrenmeliydim (Keşke hiç öğrenmeseydim). Dosyadaki kayıp vakalarını incelemeye başladım ve şunu fark ettim kayıp kızların bazıları ölü olarak bulunmuş bazılarından ise hiçbir haber yok. Dosyada kayıp olarak işlenen toplam 8 vaka var ve bunların hepsi 18-30 yaş aralığındaki kadınlardı. Ortak birkaç özellikleri dışında olayları birbirlerine bağlayan pek bir şey yoktu. Bu özelliklerde yaş aralıkları, saç renkleri ve ölü olarak bulunan kayıpların bedenlerindeki bıçak izleri, etrafındaki mumlar ve güllerdi. Benim bu kadınlarla olan tek ortak özelliğim ise yaş aralığımdı, beni neden seçmişti ki?

Bu sorunun cevabını zaman ilerledikçe öğrenecektik ama şuan önemli olan bu değildi. Önemli olan bu manyakla ilgili bir şeyler bulmam gerektiğiydi, daha fazla araştırma yapmam hatta olay yerlerini de gizlice gidip araştırmam bile gerekebilirdi. Çünkü gözden herhangi bir şey kaçmış olabilirdi ama bunun da kötü bir yanı vardı. Bu kötü yan ise suçluların olay anını tekrar yaşamak istedikleri için olay yerine gitme ihtimalleriydi ve bu tür vakalarda bu ihtimal çok yüksekti. Kendime bir yol çizmem lazımdı, başıboş bir şekilde bu adamı bulmam imkansızdı. Plansız bir şekilde ilerlersem kendimi bile yem edebilirdim ve bunu düşünmek kanımı donduruyordu. Asla o bir parçacık peynire kanan zavallı fare gibi kendimi onun kapanına kaptırmayacaktım. Buna kesin bir şekilde kararlıydım, o manyak kendini benim kapanımda bulacaktı tıpkı o fare gibi.

Adam genç kızın yanına yaklaştı ve kızı bileklerinden duvara zincirledi, artık zaman kaybetmeden oyun alanını hazırlamalıydı. Yukarıya çıkıp Diablo’nun kapısını kilitledi ve siyah kalın perdeleri çekti, kim genç kızın burada olduğunu bilebilirdi ki? Kimse! Bu çok acı vericiydi kimse onun acı ve yardım çığlıklarını duyamayacaktı. Adam depoya yöneldi, burası küçük bir yerdi. Depoda bulunan kilitli tuttuğu çekmecelerin içindeki malzemeleri tek tek çıkarmaya başladı. Mumlar, güller, farklı kalınlıkta ipler, farklı farklı boyutta bıçaklar, tornavida, bir sürü kesici ve delici alet. Bunların hepsini aşağıya indirip kesici aletleri özel olarak tasarladığı masanın üstüne yerleştirmeye başladı. Her şey yerli yerinde olmalı ve boyutlarına göre yerleştirilmeliydi, oyunlarını herhangi bir aksiliğin bölmesine katlanamazdı. Getirdiği mumları ise duvardaki şamdanlıklara yerleştiriyordu. Çünkü bu odada hiçbir ışık kaynağı yoktu ve havalandırma için kullanılan küçük pencere ise adam tarafından iptal edilmişti. Güller ise bir veda için beklemedeydi, ne kadar bekleyecekleri genç kızın dayanıklılığına bağlıydı. Adam son mumu da şamdanlığa yerleştirip yukarıya çıktı. Kız kendinde değilken oynayamazdı onunla, kendine gelmeli ve yapacağı her şeyi gözleriyle görmeli, yalvarmalıydı ona. Kendine bir viski alıp yapmayı planladığı şeyleri kafasında yaşamaya başladı. Düşüncesi bile onu zevkten dört köşe yapıyor ve dudaklarının yukarıya kıvrılmasına sebep oluyordu. Bu öyle bir sırıtıştı ki sanki karşınızdaki şeytanın ta kendisiydi ve dudaklarından kötülükler damlıyordu , tam bir felaketti. Adam hastalıklı düşüncelerinden sıyrılıp saatine baktı, genç kızın bir saate uyanması gerekiyordu. Maalesef genç kızı biraz daha beklemesi gerekiyordu, kendisine bir kadeh daha içki alıp beklemeye başladı.

Genç kız ise yavaş yavaş kendine gelmeye başlamışt; ne olmuştu, neredeydi? Olduğu yerde doğrulmaya çalışınca ellerinin zincirlenmiş olduğunu gördü ve panik içinde ellerini zincirden kurtarmak için çırpınıyordu ama bir türlü başaramamıştı. Lanet zincirler o kadar sıkıydı ki bilekleri çok acıyordu, genç kız bileklerinin morardığına yemin edebilirdi. Acıyan tek bilekleri değildi, bütün vücudu acılar içinde yanıyordu. Ona ne olmuştu böyle, kim yapmıştı bütün bunları? Başı deli gibi zonkluyordu, en son hatırladığı genç adamla bir şeyler içtiğiydi ve sonrası yoktu.

Nasıl böyle büyük bir aptallık yapabilmişti? Tanımadığı adamın arkasından gitmişti, tıpkı anaokulu çocuğu gibi. Artık o çocuklar bile ondan daha akıllıydı, tanımadığı kişiden şeker dahi almıyordu. Koskoca kadın olan ben aptal gibi tanımadığım biriyle bir şeyler içmiştim ve sonum zincirdi. Buradan kurtulmam gerekiyordu ama nasıl yapacaktım ki, fare gibi kapana sıkışmıştım. İşime yarayan bir şey bulabilir miyim diye etrafı incelemeye başladım. İçeride duvarlardaki mumlardan yayılan loş bir ışık vardı, onun sayesinde azda olsa etrafımı görebiliyordum ve gördüğüm manzara ürkünçtü. Lanet olsun bu adam beni burada parçalara ayıracaktı, kimse beni bulamayacak ve bir yerde çürüyüp gidecektim. Ağlamaya ve çırpınmaya başladım, böyle vahşice ölmeyi hak etmiyorum ve bu adam kim ki beni böyle bir ölüme layık görüyordu! Asla ve asla böyle ölmeyecektim, daha çok gençtim.

Sizden Gelenler – Hediye Nur Bulanık

1-Bölüm

2-Bölüm

3-Bölüm

hikaye, öykü, dehşet, dehşet hikayeleri, dehşet öyküleri, ölüm, korku, korku hikayeleri, korku öyküleri, cinayet, ceset, sapık, katil, ruh hastası, oyuncak, 

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu