Çocuk HikayeleriMasallarMustafa Söylemem

Üç Şehzade Masalları 1.Bölüm “Ejderha”

Üç Şehzade Masalları 1.Bölüm “Ejderha”

Masal Oku: Zamanın birinde büyük ve güçlü bir devlet varmış, bu devletin sultanın üç karısı ve bu üç karısından olma üç şehzadesi varmış. Büyük şehzade ülkenin en büyük en cengaver kahramanın kız kardeşinin çocuğuymuş (adı Cesur). Ortanca şehzade yüz yıllarca çeşitli kurnazlıklarla ayakta kalmış ve en sonunda büyük ülkenin sultanına kız vererek kendilerini iyice güvene almış; küçük ama ticaret sayesinde çok zengin olmuş bir ada ülkesinin prensesinden olma imiş (adı Zeki). Küçük şehzade ise ülkenin en zarif, en güzel ve en iyi niyetli kadının çocuğuymuş(adı Cömert).

Bu üç şehzadeden büyük olanı hayvan ve haydut avlamadaki yeteneği ile ünlüymüş, savaşçılıkta nerdeyse dayısına denkmiş. Ortancası genelde vezirlerle beraber hareket edermiş, vezirlerin yanında devlet ve insan yönetmenin sırlarını öğrenmiş. Küçük olan ise halk tarafından çok sevilirmiş, hem çok yakışıklıymış hem de iyi niyeti ile insanların gönlünü kazanmış, sürekli hayır işleri yapar, nerde bir garip görse yardımına koşarmış.

Bir gün sultan üç oğlunu taht odasına çağırmış, demiş ki “Oğullarım artık yaşlanmaya başladım, aranızda kavga olmasın diye içinizden birini veliaht seçeceğim ancak bunu sizleri test ederek yapacağım, yedi test olacak bu testlerden en çoğunda başarı göstereniniz veliaht ilan edilecek. İlk testiniz şu, ülkenin kuzeyine bir ejderha musallat oldu, ekinleri yakıyor, sürüleri çalıyor, köyleri tarumar ediyor. Gideceksiniz ve ne yapıp edip bu ejderhadan kurtulacaksınız, sizlerin her birine biner altın para, şanınıza yakışır zırhlar, silahlar ve sizleri muhafaza etmesi için yirmi zırhlı süvari vereceğim. İlk deneme hakkı büyüğünüzde, ikinci deneme hakkı ortancanızda, üçüncü deneme hakkı da küçüğünüzdedir biline.”

Üç şehzade düşmüşler yollara, ejderhanın yakınına gelince birinci şehzade zırhını giymiş, atına binmiş, silahlarını kuşanmış. Ejderhanın üstüne at üstünde saldırıya geçmiş. Uzun bir çatışma olmuş. Büyük şehzade önce ejderhanın çevresinde atı ile dönerek ok yağmuruna tutmuş, ejderhanın kanatlarını yaralayıp yere düşürmüş, sonra uzun mızrağı ile dörtnala ejderin üzerine çullanmış, mızrak ilk darbede parçalanmış, sonra da kılıcını çekip saldırısını sürdürmüş. Ancak ne yaptıysa ejderin kalın ve zırh gibi sağlam derisini delememiş. Ancak o kadar iyi savaşçıymış ki bu savaştan küçük yanıklar ve sıyrıklarla kurtulmayı becermiş.

Sıra ikinci şehzadeye gelince şehzade parası ile otuz uzun mızrak, yirmi ok-yay kullanan paralı asker tutmuş, dev oklar atan bir alet yaptırmış, yirmi zırhı süvariyi de yanına almış. Bu küçük orduyla ejderhaya saldırmış. Saraydaki komutanlardan ve kitaplardan öğrendiği askeri taktikleri bu saldırıda kullanmış, abisi gibi ejderhayı okçularının ok yağmuru ile yere indirtmeyi başarmış başarmasına da ejderha kurnaz çıkmış, derisini delecek güçteki dev ok atan makinayı yakmayı becermiş, ortanca şehzade de ejderhanın derisini delemeyeceğini anlayınca askerleri ölmesin diye savaş alanından çekilmiş.

Üçüncü şehzade ise abilerine dönmüş.

“Abilerim ne yapıyorsunuz siz? Biriniz gücünü ve maharetini, diğeriniz parasını ve zekasını kullandı, ama ikinizde ejderhanın derdini dinlemediniz bile, konuşmaya anlaşmaya çalışmadınız bile, sadece kötü olduğunu saldırgan olduğunu düşündünüz, bu ejderhanın da karnını doyurması gerektiğini, yaptıklarını zalimlikten değil açlıktan yaptığını anlamak istemediniz, ben gidip ejderha ile konuşacağım, bir yolunu bulup anlaşacağım.” demiş.

Büyük ve ortanca birbirlerine bakmışlar küçük ejderhaya doğru yürürken büyük,

“Bu saftirik kendini öldürtecek, askerleri topla eğer ejderha saldırdığında topluca saldırıp küçüğü kurtaralım.”

Ortanca,

“İyi dedin abi.” demiş. Ortanca tüm muhafızları ve kendi paralı askerlerini hazır ederken küçük ejderhanın yakınına gelmiş, Ejderha kendisine silahsız ve yalnız olarak yaklaşan bu genç adama umursamazca bakmış. Küçük şehzade,

“Ejderha, buraya senle anlaşmaya geldim!” demiş. Ejderha gür sesi ile gülmeye başlamış “Ha ha ha, bire insan yavrusu ben ki kocaman bir ejderyayım, yiğidiniz geldi yenemedi, ordunuz geldi yenemedi, topunuz gelin yine yenemezsiniz, sizle niye anlaşayım?”

“Ağabeylerim seni gördüğünde sadece bir problem gördüler, ben sende bir cevher görüyorum, ben sana istediğin kadar koyun ya da sığır vereyim, sen de köyleri yakmak yerine kuzey denizi üstünde uç ve azgın denizde fırtınalı hava yüzünden batan gemilerden düşen denizcileri kurtar karaya taşı.”

Ejderha gülmüş,

“Hah insan yavrusu ben insanların kölesi ya da evcil hayvanı olacağıma ölürüm daha iyi, ama köyleri yıkmamam, tarlaları yakmamam için bana her gün on sığır ya da yüz koyun getirirsen burada durur vergimi alırım ve köyleri rahat bırakırım.”

Genç şehzade düşünmüş, “Kabulümdür” demiş. Ardından abilerinin yanına dönmüş abileri şaşkın şaşkın kardeşlerine bakmışlar. Küçük kendi muhafızlarından birini çağırmış ve yüz koyun alması için para vermiş.

Büyük abi “Babam bizi buraya ejderhayı def etmeye yolladı, haraç vermeye değil.”

Küçük “Ben paramla koyun alacağım ve en azından bir süre köylerin yıkılmasını, tarlaların yakılmasını ve sürülerin yağma olmasını önlemiş olacağım.

“Büyük “Sen ne diyorsun” diye düşünceli düşünceli duran ortancaya dönmüş,

ortanca, “En azından zaman kazanıp ne yapacağımızı planlarız” demiş.

Küçük “Bin altın ne kadar süre yeter?” diye sormuş.

Ortanca “Üç ay kadar” diye cevap vermiş.

Üç ay hızla geçmiş gitmiş, her gün yüz koyun ejderhaya götürülmüş, ejderha yerinde durdukça durmuş, paranın suyunu çekmesine üç gün kala ortanca ejderhaya gidecek koyunlara bol bol zehirli otlar yedirip öyle ejderhaya yollatmış. Ejderha koyunlardan birini yemiş artından kahkaha atmış,

“Siz salak insancıklar ben ki yüce ejderhayım bana sizin baldıran zehriniz sökmez.” diyerek kahkaha ata ata koyunları mideye indirmiş.

Büyük; küçük ve ortancaya dönmüş “Zehir planın da işe yaramadı, sizlerin kazanmasından daha kötüsü hiç birimizin ejderhanın icabına bakamamasıdır, eğer böyle giderse babamıza hepimiz rezil olacağız.

Ortanca “Eğer bana borç olarak babamdan aldığın bin altını verirsen aklımda bu işten utançla çıkmamamızı sağlayacak bir numara daha var” demiş.

Büyük “Yok öyle yağma, parayı borç olarak vermeyeceğim, eğer planın işe yararsa babama üçümüz birden başardık diyeceksin, kurnaz kardeşim.” demiş.

Ortanca biraz düşünmüş, bakmış abisi inadından vazgeçmeyecek kabul etmiş. Abisinden bin altını almış, küçük kardeşi gibi koyun yollamaya devam etmiş, ama bir değişiklik yapmış, koyunların yanında fıçı fıçı ucuz şarap da koydurmuş. Ejderha fıçıları görünce “Bu nedir?” diye sormuş,

Ortanca “üç aydır yüce ejderhaya kuru et verdiğimizi fark ettik, ayıp etmişiz, sizin gibi şanlı bir varlığa şarap ikram etmeyi nasıl düşünmemişiz.” demiş.

Ejderha yine gülmüş, “İyi şimdiye kadar hiç şarap içmemiştim, tadı nasıl bakalım” demiş. İçkiler içmiş ve sarhoş olmuş, sarhoş olunca da sızıp kalmış. Ejderhanın uyuduğuna emin olunca yanına yaklaşmışlar ejderhayı kalın zincirlerle bağlamışlar ve götürüp kuzey denizine atmışlar, ama tam ejderhayı öldürdük diye sevinirlerken ejderha denizin dibinden fırlayıvermiş. Öfke ile etrafa ateşler saçmış. Bağırmış,

“Siz, beni denize attınız, siz ceza olarak yarın iki kat şarap getireceksiniz.” Ortancanın yüzünde koca bir gülümseme oluşmuş, “Emredersiniz yüce ejderya!” demiş.

Gel zaman git zaman ejderha sürekli içki içen bir müptela haline gelmiş. Her gün gelen on fıçı şarabı içiyor ve sızıyormuş. Bir gün koyunlar yalnız gelmişler, yanlarında şarap yokmuş, Ortanca utangaç bir tavırla ortaya çıkmış,

“Yüce Ejderya, bu gün size şarap getiremedik.”

Ejderha akşamdan kalma bir halde öfke ile bağırmış “Ne demek getiremedik, sizi yakarım, köylerinizi yakarım, dünyayı yakarım!”

Ortanca “Yüce ejderya, ne yazık ki size getirdiğimiz şarapları kuzeyli korsanların kıralı çaldı, yoksa asla sizin şarabınızı getirmemezlik etmezdik.”

Ejderha öfkeli “Nerde bu kuzeyli korsanların kıralı?” Diye sormuş. Ortanca “Şu denizi aştığınızda şu yönde karlar arasında yüksek duvarlarla korunan bir sahil şehrine geleceksiniz, orası kuzey korsanlarının kıralının şehridir.” demiş.

Ejderha gitmiş, Küçük “Abi kuzey korsanları şarapları çalmadı ki?” demiş. Ortanca gülmüş, “Bende biliyorum zaten, ama eğer ejderha korsan şehrini yakar, korsan kıralı öldürürse biz büyük bir haydut belasından kurtuluruz, yok eğer kuzey korsanları ejderhayı öldürürse bu sefer ejderhadan kurtulmuş oluruz.”

Birkaç gün sonra ejderha ağır yaralarla dönmüş, üç şehzade ve adamları ejderhanın dönmesi ihtimaline karşı hazırlanmışlar, bu sefer dev ok atan makinalardan bir değil üç tane yapmışlar. Ejderha yerine inince ortanca şehzade “Yüce ejderha, ne oldu, nasılsınız?” diye sormuş.

Ejderha “Zor oldu, çetin çıktılar ama tüm şehri yaktım, korsan kıralı yedim ve şarapları buldum, bir iyileşeyim gidip şaraplarımı alacağım.” Demiş

Ortanca “Hayır alamayacaksın” demiş ve kardeşlerine işaret vermiş üç kardeş ve adamları hep birden ejderhaya saldırmışlar, onlar zaten yaralı olan ejderhayı oyalarken dev ok makinaları ile ejderha vurulmuş ve ölmüş. Babalarına dönüp ejderhayı beraber öldürdüklerini söylemişler. Böylece birinci test bitmiş.

Mustafa Söylemem

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 7 Ortalaması: 4.4]

Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Beğenilmedi galiba. Neyse yine de devamı geliyor. En az iki hikaye daha kafamda, yazmazsam olmaz. Ama nesini beğenmediğini söylerseniz düzeltmeye çalışırım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı