Skip to main content

HAYALLER DUALARA EMANET…

Bu satırları canımdan çok sevdiğim, ama onun belki de beni görmek bile istemediği birine yazıyorum. Eski bir dost diyebilirim yada bir mevsimlik dert ortağı..
Sevmek, belki bir gün okur diye şair olmaksa ve ben yıllardır bunları yazacak kadar şair olduysam o da benim en güzel şiirimdi.
Bazen diyorum kendime neden diye? İnsan kendisini önemsemeyen sevmeyen üstüne üstlük canını yakan, suçlayan, yaşanan anıları yok sayan birini neden bu kadar sever diye..
Ama biz insanız fıtratımızda sevmek var. Ne yapılırsa yapılsın kimsenin üzerini çizemiyorum. Hele de bana bilgisiyle enerjisiyle bazen sesi bazen de nefesiyle huzur veren biriyse…
O her defasında benim adımın üzerini karalasa da ben onun adının üstüne çizgi bile çekemiyorum.
Hep yazdım. Onunlayken de yazardım ama bu kadar hüzün yüklü değildi cümlelerim. Yokluğunun beni bu kadar mahvedeceğini bilseydim onu kaybetmemek için her gün dua ederdim.
Bir insan bir insanı neden sever bilir misiniz.? Onda kendine ait bir şeyler gördüğü için sever. Hem de elinde olmayarak sever. Benimkisi bestesi henüz tamamlanmamış ve hiçbir zaman tamamlanmayacak olan bir şarkı gibi.. Eksik parçalar öyle çok ki. En önemlisi de ben, öyle eksiğim ki kendime. Bıraktığı boşluğu doldurmaya çalıştıkça tükeniyor gibi, her gün biraz daha eksiliyor gibiyim.
Anlatamıyorum derdimi, zaten anlatabilseydim yazar mıydım, onunlayken de konuşamazdım çoğu zaman onu dinlerdim. Güzel gözlerine bakarak .. Hiç haberi bile yoktu onu örnek aldığımdan, ona hissettirmeden gittim yolundan.. Başka türlü kurtuluşum yok gibi geldi bana. Her konuşmasında farklı dünyalara gittim. Yaptığı her şey düşündürdü beni, beraberken hissettirdiği huzuru hiçbir yerde bulamadım.
Defalarca gittim kapısına, ama ben geldim diyemedim, eskisi gibi konuşalım yine bana dök içini diyemedim. Geçtiği yoldan geçtim, yazdığı şeyleri ezberledim. Ben onu her zerremde hissederken, o beni çoktan tarihin tozlu sayfalarına gömmüştü.. Bir yanım umut bir yanım bir daha göremeyecek korkusuyla içim yandı her gece.. Gözlerimi tavana dikip saatlerce geçirdiğimiz kısa ama güzel günleri hayal ettim. Nasılda mazi olmuştu her şey.
Beni ben yapan onun bana öğrettikleriydi… Hayatıma az da olsa küçük ama anlamlı dokunuşlarını sevdim. Çaresizliğimin son demlerinde “üzülme hiçbir şey senden önemli değil” sözüyle yüreğime oturan taşı bir anda yok etmesini nasıl unutabilirdim. Ona sorsan hatırlamaz bile..
Herkesin hayatında öncelikleri var, onunda vardı… canından çok sevdikleri… Bana göre sevgisini gram haketmeyenlerdi… Ama o seviyordu işte… Başka kimseyi sevmeyi düşünmeyecek kadar çok hem de…
Tek gayem biraz olsun ona huzur vermek, dertli yüreğini bir an bile olsa dinlendirmekti… Olmadı işte.
Dalından düşen yaprak gibi savruldum hayatından. Şimdi içimde kök salan sevgisinin altında her gün daha çok eziliyorum. Elindeki hazinenin anahtarını kaybeden biri gibiyim. Ne bir adım gidebiliyorum ne de silebiliyorum içimden. Adı hasret, adı gurbet oldu bu eziyetin. Kalbime nefes aldırmıyor bazen, sığamıyorum dünyaya… Yolunu şaşırmış seyyah gibi ne yana dönsem onun yokluğuna çarpıyorum..
Kısacık zamanda bana öğrettiği şeyler hayatımın her anında yolumu aydınlatan ışık oldu. Kendimi o deryadan mahrum bıraktığım için aynalara bakasım gelmiyor. İnsan kaç yaşında yaşlanır, onu kaybettiğim günden beri her gün bir yıl daha yaşlanıyorum. Her gün biraz daha ölüyor hislerim..
İşte sırrımın hükmü bu ben ölsem de ona yazdıklarım ömür boyu yaşasın istiyorum.. Belki ahirete kalmıştır vuslatın muştusu..

“Bir insan senin elinle cennete girecekse ona kapılarını nasıl kapatırsın” diyor Mevlana.. Keşke sadece kapısını kapatsaydı ama o bana gönlünün muhabbetini, rıza yolundaki nasihatlerini kapattı. Biliyorum hiçbir zaman yokluğunda ağlayan gözü, kendisine edilen duaları ona yazan elleri ve bir gün gelir mi diye bekleyen umutla hasret karışımı olan bu kalbi hiç bilmeyecek. Hoş bilse ne değişecek. Geri gelir mi o günler, yine anlatır mı deryasındaki tılsımlı hayat derslerini… Yüreği yanarken döktüğü gözyaşlarını, yine döker mi gözlerinden… Dökmesin zaten o hiç ağlamasın..
“Rahman’ın aşkına giden yol beşerin elinden geçermiş,” ben o yoldaki rehberimi kaybettim. Başka kimse yok mu diyebilirler… Var elbet. Ama beni onun kadar anlayanı yok, olmadı işte… Olur gibi olanlar oldu ama onun yeri dolmadı işte… Kendimden onu çıkarsam geriye bir şey kalmıyor. Siz hiç dostunuzu kaybettiniz mi? Daha dost bile olamamışken…
Ben onun bana çizdiği ufku sevdim. O gidince biter sandım, ama bitmedi çünkü ben onu değil onun bana gösterdiği yolu sevmişim.
Hayat her şeye rağmen eksiğiyle fazlasıyla devam ediyor.. Şimdi tek gayem onun deryasından aldığım birkaç damla ile kurak topraklara gül ekmeye çalışıyorum. Onun yüreğime açtığı yüce mefkuresini yaşatmaya çalışıyorum hiç bilmediği sinelerde…
Dualara sığındım şimdi.. Bir gün gönül kapısını tekrar açar da, gel der mi diye bekliyorum, umudumun boynu bükük olsa da… Onu, onu Yaradan dan istiyorum. hasbelkader birleşirse yolumuz yine onun ikliminde ondan habersiz ıslanmayı diliyorum. Kendi karanlık dünyamın enkazından sıyrılıp onun kırılmış hayallerine can vermek, bir nebze olsun güzel yüzüne yeniden tebessüm olmak istiyorum.. Bu umudumu canlı tutan Rabbime şükürler olsun..
—ÇiLe TeZgahım—

GAMZE SONMEZ

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 7 Ortalaması: 3.7]

13 thoughts to “HAYALLER DUALARA EMANET…”

  1. Merhaba guzel yazmisin sizinle iletisime gecmek isterdim en azindan nasil olduda boule oldu daha iyi bilmek icin benimle iletisime gecsez en azindan basiniza gecenleri yazsaz cok sevinirim seccad67@gmail.com fb seccad samil rustemzade

    1. Seven sevilebilse idi layıkıyla bu fani dünya da seven bu kadar dert ile dolupta yazabilir miydi bu satırları?.

  2. Çok güzel yazmisin tebrikler harika ama Allah askini unutup kul askina dusersen boyle sürünür sun iste 🙁

  3. O yazdıkların tam benlik, bende aşk acısı çekiyorum, olmuyor beni sevmiyor, dua ediyorum hep. O beni hiç sevmedi sevmez de onun için imkansız. Bari bir kere sevmeyi deneseydi olmuyorsa ayrılırdık ona da razıydım ama oda olmadı.

    1. Haklısın, “o bana bir adım atsa ben ona koşarak giderim” dediğini duyar gibiyim kardeşim. Maalesef bu fani dünya imtihan dünyası, o yüzdendir sevene seven düşmez. Sevmiyene de yüreği bir kelebeğin yüreğinden daha da hassas insanlar denk gelir. Ne yapalım derttaş? Düştük bu imtihan dünyasına hoş geldik, lakin Rabbim bizleri eli boş gitmeyelim. Dileğim bu denli kardeşlerim ile gönül dua meclisinde bulusmak. Olur ya hani ihtiyacın olur ise bir dosta o dost avuçların içinde dua da saklı. Yüreğin ne zaman dara düşerse “google”ye “Fatih Ören Şiirleri” yazarsaniz belki bir nebze de merhem olur şiirlerim sizlere. İsmim Fatih.. İnşallah, dua eder dua beklerim…

    1. Rica ederim. Ancak hikayelerinizi yorumlardan değil de hikayenizi ekleyin kısmından gönderirseniz daha kısa sürede görebiliyoruz. Böylelikle yayınlanma daha hızlı oluyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir