Skip to main content

Bir Ünlü Sanatçı, Hayranına Aşık Olur mu ? I. Bölüm

Bir Ünlü Sanatçı, Hayranına Aşık Olur mu ? I. Bölüm

Çisem, 25 yaşında , yaşından çok daha olgun, mantıklı, neşeli bir genç kadındı. Mutsuz bir evlilik yaptı. Bu mutsuz evliliğinin tek iyi tarafı canından çok sevdiği kızıydı . Uğuruna canını verebilirdi. Ve onun mutlu olması için, onun huzurlu ve sağlıklı bir ortamda büyüyebilmesi için zincirlerinden kopmalıydı. Her şeyi göze aldı ve ailesinin yanına döndü. İşine dört elle sarıldı. Her şey simdi yeni başlıyordu. Ailesinin desteği arkasında, evladı yanında işte mutluluk bu diyordu.

Hayatında birinin olmaması onun için bir sorun değildi.
Günler böyle geçerken annesinin sağlık sorunları nedeniyle hastaneye yatması üstelik ameliyat olması gerekti. Neşe dolu Çisem, Hayatta en kuvvetli kadın bildiği annesinin zor zamanlarında yanında oldu ama bu yükü taşıyamadı. Ciddi bir sağlık sorunu yoktu ama Çisem’in panik sorunu vardı. Onun yakınlarının grip olması bile onun için sorundu. Derken içine kapandı kimseyle konuşmaz oldu. Hastane sistemleri malum ameliyat kesinleştikten 3 ay sonrasına gün alınmıştı bu sürede Çisem bir nefeste sönen bir çiçek gibi içine kapandı Çöktü..

Ameliyat günü geldi Çattı. Annesi ameliyat oldu çıktı her şey yolundaydı. Çisem refakatçi kaldığı babasıyla beraber otururken onları biraz baş başa bırakmak adına kapı önündeki bekleme alanına çıktı. Derken hem çok yakından tanıdığı hem de hiç tanımadığı bir ses duydu.

– Merhaba, oturabilir miyim ?
Kafasını kaldıran Çisem şok oldu. Bu kişi çocukluğundan beri televizyon dünyasından tanıdığı meşhur tiyatrocu Boran Alioğlu idi. Görür görmez tanımıştı Çisem.

Kesinlikle en az 50 yasındaydı saçlarını boyadığı çok belliydi ama siyah hafif uzunca saçları ona yakışmıştı, siyah gözlükleri, boynundaki şalla beraber meşhur biri değil, çok karizmatik bir erkek vardı karşısında.

-Tabi dedi Çisem
Bir 10 dakika sessizlikle geçti. Bir Boran, bir Çisem odalarına gidip hastalarına bakıyorlardı. Sonrasında ilk ‘Geçmiş Olsun’ Boran’dan geldi.
Çisem o kadar heyecanlıydı ki sadece hafif bir tebessümle kafa eğebildi. ‘Size de’ demek aklına gelmedi ve esprili Tiyatrocu burdan sohbete başladı.

– Bana geçmiş olsun olmasın mı ?
Çok utanmıştı Çisem, ‘özür dilerim mazur görün hem hastam var kafam dağınık hem de insan her gün hastanede bir ünlüyle yan yana oturmuyor dimi ‘diyerek esprisine güzel bir yanıt vermişti.

Boranında eşinin ameliyat olduğunu öğrendi. Eşi olduğunu duyunca nedense içine bir burukluk geldi. Sonra utandı bu hissi için. Çok utandı hem de. Sonra etrafına baktı.
‘Yan yana iki hasta, küçük hasta odası karşısında duran bekleme koltuklarında yakınlarının iyileşmesi için bekleyen iki refakatçiden başka bir şey yoktu. Yani Boran Bey Çisem’i görüp beğendiğinden değil başka oturacak yer olmadığından onun yanına gelmişti.
Bunu fark eden Çisem, aklına böyle şeyler getirmeye cesaret edebildiği için daha çok kızdı kendine. Daha çok utandı.
Ama yapacak bir şeyi yoktu inanılmaz bir çekim almıştı onu. Sohbet etmek çok iyi geliyordu. Derken Boran’ın da oturuşunda bir farklılık sezdi. İlk başlarda rahatsız etmemek için gayet çekimser duran Boran, sohbet etmeye başlayıp frekanslar tutunca bambaşka bir insan olmaya başladı. Her genç kızın etkileneceği şekilde bir insan…

Bu şekilde yaklaşık 2 saat boyunca sohbet ettiler zamanın nasıl geçtiğini anlamadılar.
Günlerin gerginliği atlatan, konuşup rahatlayan hatta içi kıpır kıpır olan Çisem olduğu yerde uyuya kaldı. Uyandığında sabahtı üstünde bir hastahane pikesi yanında kimse yok;

“Bitti,” dedi Çisem. Rüya buraya kadardı. Belki de gerçekten rüyaydı.
Boran’ın eşinin yattığı odaya girip bakmaya cesaret edemezdi ‘tamam’ dedi içinden ‘bir rüzgardı esti geçti’

Bir ses haykırıyordu içinden ‘rüzgar esip gittiyse senin bu halin ne ?’

Yine utanç ve hissettiklerinden dolayı kendine duyduğu nefretle annesinin yanına gitti. Annesini iyi görmek bir nebze ona iyi gelse de içindeki burukluğu atamıyor ve kendine çok kızıyordu. Çıkma hazırlıkları yapılırken oda kapısı çaldı. Doktorlar son bir kontrol için geldi diye düşünüp kırık bir sesle ‘gel’ dedi. Kapı açılıp içeri Boran Alioğlu girince nutku tutuldu konuşamadı. Son derece kibar bir ifade ile;

– Günaydınlar, dün akşam hastahane komşusuyduk bir geçmiş olsun demek istedim..
Çisem tepkisiz sadece dinliyordu annesi kızındaki garipliği hasta yatağında dahi olsa sezmiş ancak şimdilik ses etmemişti.

Kibar bir şekilde teşekkür ettiler.
Çıkarken Çiseme ‘geçmiş olsun’ diyerek elini uzattı. Çisem elini sıktı ancak o anda yüzünde, bedeninde ateşi hissetti. Hem Boran’ın tenine değmek, hemde eline tutuşturulan kağıt parçası onu ondan almıştı. Boran odadan çıktı gitti ama Çisem yerinde duramıyor kağıdı okumak için çıldırıyordu.

Hemen tuvalete gitti Heyecanla kağıdı açtı ve iki cümlelik hayatını değiştirecek notu okudu.

‘ 536…….
Sen bana çok iyi geldin, Lütfen burda kalmasın’

devamı…

Sizden Gelenler – Havva B.

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 14 Ortalaması: 3.9]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir