Skip to main content

Bertuğ ile Eda

Bertuğ ile Eda

Bertuğ bir akşam boğaz’da otururken rastlamıştı aşka. Görünce dünyası değişmişti. Sanki her şey herkes susmuş sadece gözleri konuşmuştu. Eda daha 18’ine yeni girmişti. O kadar güzeldi ki aşık olmamak elde değil. Yanına gitti genç. Saçları güneşte parlıyordu. Rüzgarın etkisiyle kokusu burnuna geliyor genç adam konuşamıyordu.

Eda ” Buyrun ” dedi kısık bir sesle.

Bizim genç adam başta yalpaladı aklından tonlarca şey geçiyor ama bir tanesini bile söyleyemiyordu. Hoş o güzellik karşısında kimin dili tutulmaz ki.” Şey ” dedi genç adam. “Biz arkadaşlarla müzik yapıyoruz da yorumlayabilir misiniz acaba”. Kızın yüzünde bir tebessüm oluştu. “Peki” dedi genç bayan. Oturdu yanlarına. Genç adam her şarkısını kıza bakarak söylüyor bir an bile olsa başka yere çevirmiyordu kafasını. Genç kız anlamıştı. O bakışları görmemek için kör olmak lazımdı. Birazda hoşlanmış. Akşam geç olmuş ve ayrılmışlardı. Aradan günler geçmişti genç adam belki gelir umuduyla aynı yerde şarkılarını söylemekteydi. Yine bir akşam genç belki gelir umuduyla şarkısını söylerken uzaktan geldiğini fark etti. Şarkısını söyledikten hemen sonra ise kızın yanına gidip her şeyi anlattı genç adam. Kız ise ” Daha beni tanımıyorsunuz bile” diyerek geçiştirmişti. “Tanışırız” dedi genç adam. Kız arkasını döndü ve gitti. Genç adam o dakika yıkılmıştı. Yinede aşkından vazgeçecek değil ya. Genç adam tüm gününü kızı bulmaya adamıştı bulmuştu da. Artık her gün okulunun kapısında bekliyordu delikanlı. Kızı ikna edebilmek için elinden ne geldiyse yapmıştı. Kız ise bir gün üzmekten korktuğu için hep reddediyordu. Kızda bir şeyler hissediyordu ama onu üzmekten çok korkuyordu. Unutur gider sanmıştı. Ama bir gün anlamıştı çocuğun vazgeçmeyeceğini. Kız kabul etti artık sevgililerdi. Her şey çok güzel gidiyordu. Eda’da Bertuğ’da çok mutluydu. Aradan 1 yıl geçmişti. Çocuk iş amaçlı yaşadığı şehri terk etmek zorunda kaldı. Aşk o ya, kilometreler engel olamadı iki gencin görüşmesine. Eda okulunu bitirir bitirmez gencin yanına gitti. Her şeyi yanındayken unutmuştu çünkü. Artık iş çıkışları film saatleri vardı. Maça denk geldiği zamanlar, delikanlı başta biraz söyleniyor ardından kıyamayıp kabul ediyordu. Eda Bertuğ’nun omzunda yatıp film izlemeyi çok seviyordu. Orada uyuya kalıyor Bertuğ ise uyandırmadan üzerini örtüyor öpüyor kokusunu içine çekerek sabaha kadar o gül yüzünü seyrediyordu. Böyle böyle aradan 1 sene daha geçmişti. Delikanlı işten döndüğünde bir not bulmuştu kapıda başta şaka gibi gelmişti ama bu şaka değildi. Eda gitmişti. Bertuğ bu durur mu 2 ay boyunca durmadan onu aradı. En sonunda Eda’nın bir hastanede olduğunu öğrenmişti. Evet aradan iki yıl geçmesine rağmen fark etmemişti delikanlı. Hastaneye gitti. Deliye dönmüştü. Hastanede onu Eda’nın abisi ile babası karşılamıştı. Eda onu görmek istedi. Hemşire 5 dakika izin verdi yanına girdi delikanlı. Elini tuttu. Eda kısık bir sesle ondan bir şey istedi “Asla vazgeçme. Yaşa aşkım benim yerime de yaşa. Unutma ben hep senin yanındayım.” dedi.  Defibrilatordan bir ses geldi. Delikanlı dışarıya çıktı hemşire hemşire yok mu diye bağırdı. Ne yaptılarsa hayatta tutamadılar. Kızın babası kendini alkole verdi. Genç ise daha fazla dayanamayıp kendini serin sulara bıraktı. Cesedi bulunduktan sonrada sevgilisinin yanına defnedildi.

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 0 Ortalaması: 0]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir