Skip to main content

Canım Kendimler

Canım Kendimler

Neslihan, birlik ve beraberliği pekiştirmek adına yıllarca mücadele verdi. Aile, akraba ve arkadaşlık ilişkilerini hep doğruluk eksenine oturttu. Yaşamayı düşündüğü mutlulukları pay edip dağıtmak istedi. Ancak burada onu engelleyen bir şeyler vardı. Okul ve sosyal hayatında onu kendi iç dünyası kadar anlayan bir başkası olmamıştı. Bu bencillik değildi. Bir keşif yapmıştı. Kendini ve yalnızlığı biraz fazla sevdiği için iç dünyasında yoğun çalışmalar yapmış, sağ duyu ve ruhuna şahsı gibi iki üç tane daha yardımcı arkadaş edinmişti. İşinden ve derslerinden artakalan zamanlarda onlarla buluşup mutlu oluyor, çözmeye çalıştığı konularda yardım alıp fikir harmanlıyordu. Tuğba ve Güler onun en sıkı dostlarıydı. Ara sıra yalnızlığını onlarla paylaşırdı. İkisi de enerjisi yüksek kızlardı. Güler iş hayatına atılmıştı. Tuğba ise son sınıftaydı. Neslihan az bir zaman sonra bilgisayar mühendisi olacaktı. Geçmiş dönemlerden birkaç dersi kalmıştı. Onları geçip ileri seviyede eğitimine devam edecekti. Hayatının en güzel dönemini yaşıyordu. Telefonundaki uygulamanın durum kısmında “Canım Kendimler” yazıyordu. Bu onun manevi ve duygu yönünden güçlü olduğunu gösteriyordu. Kim bilir, kendi gibi yanında kaç tane daha Neslihan geziyordu? Bir hafta sonu Güler, Tuğba ve Neslihan buluşup çarşıya gezmeye gideceklerdi. Güler efsunlu bir kızdı. Dünya tatlısı gözleri vardı. Tuğba ise gür saçları, alımlı yüzü ve muhteşem fiziğiyle erkeklerin canına okuyordu. Tam bir yengeç burcu kızıydı. Süslenip püslendiler. Otobüse binip merkeze vardılar. Üçü de dikkat çekiyordu. Alışveriş merkezine girdiler. Neslihan yanında getirdiği “Canım Kendimler” çoklu kişiler peşinde dolaşıyordu. Bundan kimsenin haberi yoktu. Laf lafı açıyordu. Epey dolaştıktan sonra hediyelik eşya mağazasına girdiler. Her biri kendi tarzına hitap eden bir ürünü satın aldı. Paraları ödediler. Mağazadan çıkarken Neslihan geri dönerek tekrar içeriye girdi. Üç ürün daha aldı. Güler ve Tuğba şaşırmıştı. Ne olacaktı bu ekstra üç ürün? Hep birlikte mağazadan ayrıldılar. Akşam saatleriydi, evlerine dağıldılar. Neslihan yalnızlığa gömülmek ve çoklu kişilerini yanına almak üzere odasına girdi. O, bir kişiydi elbette. Yalnızlığını konduracak bir şeyler yapması gerekiyordu. Diğer Neslihan’ları da bir araya getirerek marifetini konuşturdu. Güzel bir kakaolu kek yaptı. Fazlaca malzeme kullandı. Hepsini yiyecek ne iştah, ne de midesi vardı. Oturduğu apartmanın altındaki markete ikram etmeye karar verdi. Kocaman bir tabağa bolca doldurdu. Dükkâna girerek market sahibine ikram etti ve evine çıktı. Az sonra markete şişko bir adam geldi. Uzun boylu, uzun saçlı, iri yarı bir şeydi. Market sahibinin çocukluk arkadaşıydı. Kek tabağını bir güzel süpürmeye başladı. Marketçi onu kandırmış, keki annesinin yaptığını söylemişti. Şişko buna inandı. Tabağı öyle bir yaladı ki, bulaşık makinasından yeni çıkmışa çevirdi. Keki darmadağın ederek moleküllerine ayırdı. Muhteşem bir sır ve lezzet vardı içinde. Neslihan’ın yaptığını öğrenmemişti henüz. Marketçi arkadaşı telefonu eline alarak bu oyundan Neslihan’ı haberdar etti. Aradan bir saat sonra kız çıkageldi. Selamlaştılar, Neslihan, keki kendisinin yaptığını itiraf etti. Şişko adam ona teşekkürler yağdırdı. Bir süre sohbet ettiler, detaylı şekilde tanıştılar. Neslihan tabağı ve canım kendimler çoklu kişilerini de yanına alarak evine çıktı. Mutluluk dolu bir odadan içeriye girdi. Kendinden başka kimselerin vâkıf olamadığı gizleriyle uykuya daldı. Canım kendimler sırrı ona altın çağlarını yaşatıyordu. Muhteşem bir hayatın kapılarından girmiş, karşı konulamayan ahenklere, taklit edilemeyen güzelliklere sahip olmuştu.

Sinan KORKMAZ

Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 2 Ortalaması: 4]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir