Skip to main content

Hayatın Güldürmeyen Şakası

Hayatın Güldürmeyen Şakası

Sabahın üçünde kahrolası bir savaşın ortasındaydı sanki. Kafasını gökyüzüne doğru kaldırdı ilham alabilmek için ama ay bile gizlenmiş bu savaşta yıldızlar görünmüyordu.
Hep şanssızlığından dem vururdu ya zaten, ilham almak için baktığı gökyüzü kapkaranlık karşısında dururken, hafif bir müzik dinlemek istedi ve balkonda oturduğu sandalyesinden radyoyu açmak için kalkıp odaya girdiği anda elektrikler kesildi ve dudaklarından şu üç kelime döküldü;
– Hay şansımı s….….
Balkona geri döndü ve sandalyesine oturup masanın üstünde duran sigara paketine boş bir hamle ile uzandı, bu uzanış beynindeki kontrol merkezinin ona istemsizce yaptırdığı bir uzanıştı. Sigarasını yakmaya çalışırken çakmağın bile yanmamak için direndiğini fark ettiği anda artık isyan etme noktasına ulaştı. Sanki sanki her şey bu gece ona karşı geliyor, kader resmen alay eder gibi bütün aksilikleri karşısına çıkartıyordu. Her şeyin üst üste geldiği bir geceydi bu. Kader eğlenmek için bu geceyi seçmiş olmalıydı başka açıklaması olamazdı. Hayat sanki bir mesaj veriyordu ona ve mesaj açıkça belliydi;
– Sende bu şans varken, senden bir şey olmaz oğlum daha sigaranı bile yakamıyorsun sen…..
Haklıydı üstelik, gece yarısı gelen telefonla sevdiği kadın ondan ayrılmıştı, aklı ve kalbi arasında geçen büyük savaşın ortasında kalmıştı. Evinin balkonunda oturup düşünürken başına gelenlere bak, ilham almaya çalışmış bulutlar engellemiş, sigarasını yakmaya çalışmış çakmak yanmamış, hafif bir müzik dinlemek istemiş elektrikler kesilmiş, karanlığın ortasında bir başına kala kalmıştı. Bir ara niyetini sağlam bozdu ve intihar etmeyi düşündü ama kısa sürdü bu düşüncesi.
– Bende bu şans varken kendimi asmaya kalksam ip kopar, diye geçirdi içinden haklıydı da kesin kopardı. Oturduğu binada yedi kat vardı, çatıya çıkıp atlasa kesin sakat kalır, aylarca komada yatar birde soruşturma geçirirdi ne gerek vardı bu kadar uğraşmaya..,
Odasında yaklaşık beş altı ay öncesinden bilgisayar masasının çekmecesine koyduğu kibrit aklına geldi, bu karanlıkta bulabilirse nihayet sigarasını yakacaktı. Odaya girmeye çalışırken pvc balkon kapısının alt pervazına ayağını vurdu ve bir ağız dolusu küfür etti yine şansına. Nihayet telefonunun ışığı yardımı ile kibriti buldu ve sigarasını yakabileceği için sevinmeye başladı. Balkona doğru ilerlerken bu sefer pervaza dikkat etti ayağını da çarpmamıştı sandalyesine otururken hafif bir rahatlama vardı yüzünde.
Paketten sigarasını çıkartıp ağzına götürdü, bir yandan kibriti eline alırken başka bir terslik olmaması için dua ediyordu ki, sigarasını ters yaktığını fark ettiği anda yıkıldı. O andan sonra şansının ne gelmişi kaldı ne geçmişi, onda ki bu şansın yedi sülalesine sövmüştü. Paketten başka bir sigaraya uzandı bu sefer sigaranın filtre kısmı ağzındaydı yakabilirdi sigarasını ve büyük son başardı yakmıştı sigarasını.
Sigarasından bir duman daha çekerken ciğerlerine, gece boyu yaşadığı şanssızlıkları sıralıyordu en son takıldığı noktada aklından geçirmeye başladı.
– Ölemiyorum bile lan istesem de ölemiyorum, bende bu şans varken ölemem de zaten, bu kederle bu kaderle ölemem.
Başka bir çaresi yoktu, en nefret ettiği şeyi yapmak üzereydi, yenilgiyi kabullenecekti ama bu onun kişiliğine ve mizacına ters bir durumdu, bunu nasıl yapacaktı ki? Her şeyden vaz geçip bir köşede yaşlanmayı mı bekleyecekti. Kendisi de bilmiyordu,
– Eğer bu geceyi atlatabilirsem, eğer bu gece biterse sabah doğan güneşle yeni umutlara uyanacağım, dedi ve söz verdi kendine, yatağına yatmak üzere balkonda oturduğu sandalyesinden kalkarken.
Önce üstünü değiştirmeliydi karanlıkta, ama Allah’tan düzenli bir adamdı da pijamaları genelde yatağının köşesinde katlı bir şekilde duruyordu zor olmadı onun için. Yorganını araladı ve yatağa uzandı tam gözlerini kapatmıştı ki kaderin cilvesine bak, elektrikler geldi ve daha öncesinden odanın açık olan ışıkları yandı. Tekrardan sağlam bir küfür savurdu. Nasıl savurmasın ki zaten, sakin durması bir mucize olurdu. Yatağından söve söve kalktı ışığı kapatmak için, kapatıp yatağına döndü ve gözlerini kapattı, uyumak, güneşli yarınlara ve yeni umutlara uyanamamak için….

Okuyucularımızdan Gelenler

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 7 Ortalaması: 2.6]

One thought to “Hayatın Güldürmeyen Şakası”

  1. Bilinçli mi yaptın bilmiyorum ama ben başta olmak üzere milyonlarca insanın isyan duygusuna tercüman olmuşsun. Evet bu tip talihsizlikleri pek çok kez yaşadım. Kaleme almaya kalksam şanssızlık hakkında on sekiz ciltlik ansiklopedi çıkarabilirim. Üslup da gayet hoş. Ne çok kaba ne çok yapmacık bir kibarlık taşıyor. Halk dili. Tebrik ederim kardeş. Başarılarının devamını dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir