Skip to main content

Yaşanmış Gerçek Bir Korku Hikayesi Daha; “Ormanın Sırrı” (PART V)

Yaşanmış Gerçek Bir Korku Hikayesi Daha; “Ormanın Sırrı” (PART V)

I. Bölüm okumak için tıklayınız.

II. Bölüm okumak için tıklayınız.

III. Bölüm okumak için tıklayınız.

IV. Bölüm okumak için tıklayınız.

Dürbünü bırakır bırakmaz ormandaki cinlerin evin etrafını sardığını gördüm. Hemen elimdeki tılsımı alıp boynuma taktım, gümüş suyunu da elime aldım. Hocaya döndüm ve “ne yapacağız etrafımızı sarmışlar,” dedim. Hoca ise, “bundan sonrası sana ait. Ben sana buradan destek olacağım,” dedi. “Beni yalnız mı bırakıyorsun yoksa?” dedim. Ama o çoktan eline bazı kitapları almış ve okumaya başlamıştı bile.

Tehditkâr bir şekilde evin etrafını sarmış olan Cin kabilesine, evden çıkmadan bağırarak seslendim. “Siz kimsiniz? burada ne yapıyorsunuz? bizden, insanlardan ne istiyorsunuz?” diye, ama o kadar çok kalabalıktılar ki, sürekli hareket eden bu kalabalıktan başım dönmeye başlamıştı. Evin önünde, çatıda ve duvarlarda her yerde sadece onlar vardı. Garip olan şu ki onlardan korkmuyordum, fakat bana zarar verebileceklerini bildiğim için dışarı da çıkmıyordum. Sorularıma cevap vermiyorlardı. O sırada onların reisi olduğunu düşündüğüm, en heybetli ve korkunç olanı ormandan eve doğru yaklaşmaya başladı. Diğerleri adeta ona yol açıyorlardı. Camın önüne geldiğinde yanındakilere bir şeyler söyledi ve bir anda, karım ellerinde tutsak edilmiş bir şekilde karşıma getirildi. Sonra bana reisleri dönerek, benim anlayabileceğim bir şekilde, “şimdi soru sırası bende,” dedi. “Ey Âdemoğlu sen kimsin ve bizden ne istiyorsun?” diye sordu.

Ben de inanılmaz bir cesaret peydah olmuştu ve “siz benim çocuklarıma zarar verdiniz. Ben de bunun için sizin peşinize düştüm,” dedim olabildiğince gür bir sesle. “Bizler size yani insanoğluna zarar vermeyi hiç düşünmedik, ama siz bizim yaşam alanımızı ele geçirdiniz, bize saldırdınız, bizlere zarar vermeyi ilk siz başlattınız,” diye gürledi.

“Bizim evimiz burası. Ama sizler yani insanlar gelip ormanımızı yaktınız, yıktınız ve evlerimize yerleştiniz. Başlarda hiçbir şey demedik, bütün bu olan bitene göz yumduk. Ama bu gidişle bizim evimizi tamamen yok etmenizden korktuğumuz için sizlere vesvese vermeye ve birbirinize düşman etmeye başladık. Siz âdemoğulları zaten buna çok müsait yaratıklarsınız. Oysa bizler ifritlerden değiliz yani sadece evimizi korumak amaçlı sizleri korkutmak istedik. Bunun haricinde hiçbir şey yapmamıştık. O gün ormanda çocuklarına gelen taşı da biz yönlendir dik. Ama sen de biliyorsun ki büyük bir zarar vermedik, sadece sizi biraz korkutarak ormandan uzak durmanızı istemiştik. Ama sen direndin ve her gün bizi izlemeye başladın. Bizi takip ettin. Bütün bunların sebebi sensin!” diye haykırdı.

Ben de, “öyleyse karımı bırakın,” dedim. “O size bir zarar vermedi,” diye bağırdım. Kahkaha ile karışık, “artık çok geç, alabiliyorsan gel ve kendin al,” diye O da bana gürledi. “Tamam,” dedim korkmadığımı göstermek için ve evden çıktım. Sesimi olabildiğince gür çıkartarak, “size son defa şans veriyorum, karımı bırakın!” dedim. Reisleri karşıma geçerek bir kahkaha attı ve “yoksa ne yaparsın?” dediği anda elimdeki Gümüş suyundan birazını hemen reisin üzerine fırlattım. Böğürerek bağırmaya başladı ve geriye kaçtı. Bu beni daha cesaretlendirdi ve “bırakın diyorum,” diye tekrar ettim. Canı çok yanmış olduğu belli olan reisleri yerlerde yuvarlanıyor ve hala üzerindeki gümüş suyunun değdiği yerlerden dumanlar tütüyordu. Elimdekini havaya kaldırarak, “size söylüyorum,” diye olabildiğince sert bir ses tonuyla sözlerimi yineledim. Reisleri diğerlerine dönerek karımı bırakmalarını istedi. Ellerinden kurtulur kurtulmaz karım koşarak bana geldi ve sarıldı, korkudan zangır zangır titriyordu.

Ama şu anda eşimin bu durumuyla ilgilenemezdim. Reislerinin üzerine doğru yavaş yavaş yürüdüm, yakınımdaki cinlerden birkaç tanesi hemen üzerime atıldılar. Ama bana dokunamıyorlardı bu da tılsımın gerçekten işe yaradığının bir kanıtı olmuştu bana. Durumu kontrol altına alabildiğimden, güvencem artmıştı. “Biz insanlara zulüm ediyorsunuz,” dedim. Reisleri acı içinde kıvranıyorken bir yandan da sinir bozucu bir şekilde gülmeye başladı. “Peki, elindeki o azıcık şey bitince ne yapacaksın buradan nasıl kurtulacaksın?” dedi bana. Bu konuda haklıydı bende bilmiyordum. Bu gümüş suyunu en fazla birkaç defa daha kullanabilirdim. Eninde sonunda bitecekti ve sonunda onların eline düşecektik. Bu durum karşısında sadece zaman kazanmak için tehditler savurabilirdim ama nereye kadar bunu bende bilmiyordum. Tam o sırada kulakları sağır edercesine tiz bir ses duyuldu. Ardından daha önce hissettiklerimden daha kuvvetli bir rüzgâr çıktı. Kısa süren bu durumdan hemen sonra gürültüler çoğaldı ve etrafımdaki cinlerin arka taraflarından çok daha kalabalık bir cin grubu göründü. Bunlar çok hızlı hareket ediyor ve kimi uçarak geliyor, kimi koşarak, kimi de yer altından fırlıyorlardı. Sonra daha önce reislerinin geldiğinde açılan bir yol gibi, kalabalık bir anda yarıldı ve ortalarından bizim hocanın hizmetlisi olan Cin göründü. Şimdi daha çok rahatlamıştım. Bu gelenler beklediğim yardımcılardı. Yanıma doğru yaklaştı ve reise dönerek, aralarında anlamadığım dilde hararetli bir konuşma geçti. Onlar bu şekilde konuşurken, yeni gelen grup öncekilerin hepsini daralan bir çemberle sıkıştırmaya ve korkutmaya devam ediyorlardı. Bir müddet sonra o heybetiyle ağaçları sarsan reis bizimkinin önünde diz çöktü ve bana döndüler. Anlaşmayı kabul ettiklerini ve artık bizi rahat bırakacaklarını söyleyerek başı öne eğik bir şekilde ellerini yere değdirdi ve af diledi. Hizmetli cin bana doğru baktı ve artık onların bu ormanı terk edeceklerini, ormanda insanların rahat edebileceklerini söyledi.

Aralarında benim bilmediğim bir dilden konuştukları için geçen anlaşmayı anlayamamıştım. Ama durumu kurtarmış gözüküyorduk. Bundan dolayı sadece eğer sözümü dinlemez ve bu yaptıklarınıza devam ederseniz bu elimdeki sudan ormanın tamamını yıkayabilecek kadar çok biriktirdiğimi ve yapacağım diğer şeyleri hayal bile edemeyecekleri gibi bir ekleme yaparak yolu açmalarını söyledim. Reis, “tamam ama bir şey daha var,” dedi. Bu evi yıkmak için izin vermemiz gerektiğini söyledi. İzin olmazsa oraya yaklaşamıyorlarmış. Bende çok fazla irdelemeden “sizin olsun,” dedim. Eşimi kollarımın arasına alarak evdeki hocaya seslendim. O da dışarı çıktı ve neler olduğunu sordu. “Bitti,” dedim, “artık tamamen kurtulduk. Burayı terk edeceklerini söylediler.” Sonra bir uğultu ve arkasından o metruk yapının tamamen yıkıldığını gördük.

Artık üzerimden büyük bir yükün kalktığını düşünerek beraberce eve yöneldik. Eşime çocukları sorduğumda onların hala memlekette olduğunu söyledi. Senin burada ne işin var dedim. O da benim telefon da gelmemen için yüksek sesle “hayır kesinlikle gelmeyin,” dememden korkmuş ve beni kontrole gelmiş ama artık o da her şeyi biliyordu ve bana inanıp güveniyordu.

Güzel bir hafta sonu geçirdik. O hafta sonu boyunca mahallemiz artık eskisinden çok daha sakindi. İnsanlar daha rahat gibiydiler. Silah sesleri ve kavga gürültü sesleri yoktu.

Haftanın ilk iş günü gerçekten dinlenmiş bir şekilde işe gittim. İş arkadaşlarımda da bu değişimi hissedebiliyordum. Daha pozitif ve enerji dolu olan çalışma arkadaşlarımla güzel bir gün geçirdik. Akşam üzeri iş yerinden ayrılırken patronlarımı arabalarına binerken gördüm. Arabaya oturdular ve tam giderken birisi camdan bana doğru baktı ve o an o gece ki dürbünle bakarken karşılaşmış olduğum ateşten gözleri, onun gözünde tekrar gördüm….

Zenhar

Ormanın Sırrı I. Bölümü Okumak İçin Tıklayınız

Ormanın Sırrı II. Bölümü Okumak İçin Tıklayınız

Ormanın Sırrı III. Bölümü Okumak İçin Tıklayınız

Ormanın Sırrı IV. Bölümü Okumak İçin Tıklayınız

Ormanın Sırrı V. Bölümü Okumak İçin Tıklayınız

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 5 Ortalaması: 2.8]

9 thoughts to “Yaşanmış Gerçek Bir Korku Hikayesi Daha; “Ormanın Sırrı” (PART V)”

  1. Ben cin hikayelerini cok sevmiyorum. Genelde gidisat hep ayni. Bir musallat, hoca ve buyuk karsilasma. Bazi yerlerde gereksiz detaylar vardi. Daha sadelestirilebilir. Birde sonu iyi baglanamamis. Sonucta burda dagdan gelip bagdakini kovma durumu var. Cinler adama bir zarar vermemis insanlarla bir sorunumuz yok ilk siz baslattiniz diyorlar. Daha bariscil bir sonla baglanmasini beklerdim.
    Turk korku denilince hep cinler akliniza gelmesin sonucta yazim hayalgucunun isi Genesis gibi farkli olay orguleri kurgulamayi deneyin ltfn.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Benim için önemliydi. Kısaca cevap vermek gerekirse. Öncelikle tarz olarak farklı hikayeler yazarım ama sanırım en çok bu tarz hikayeler seviliyor. Bunu diğer hikâyelerimi de okursanız her hikayemin tarzı farklı. Şu an deneme yapıyorum en çok hangisinin tutacağını öğrenmek için. Ancak gidişat aynı derken ben bu şekilde yazılmış başka bir hikaye okumadım. Detaya gelince detaylandırmayı ve uzatmayı seviyorum ama tabi bir internet sitesinde sanırım bu olmuyor. Sonu aslında bu yüzden burada bitirdim daha devamını kendimce defterime yazmaya devam ediyorum. Genesis elbette farklı bunu daha öncede yazmıştım. Onunla kendimi karşılaştıramam. Fakat siteye hazırlamaya çalıştığım çok farklı hikâyelerim var. Kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Size ve her fırsatta belirteceğim Meryem hanıma çok teşekkürler.

      1. Eger konu olarak bakarsaniz turkiyede cin mevzusu fazlasiyla tutuyor ama tabii siz hangi kesime hangi yas araligina hitap etmek istiyorsunuz o da onemli. Unutmamak lzm ki son yillarda yapilan cin hoca musallat uclemesi filmleri bastaki reytingleri yakalayamiyor. Cok kullanilan malzeme eskiyor konak dizileri gibi.
        Detaya karsi degilim stephen king fazlasiyla kullanir ama o detay ilerde mutlaka bir yere baglanir. Mesela normalde cayi sevmem ama nezakaten bayan xle bir bardak cay icmistik, birkac paragraf sonra iyiki ogun o cayi icmisiz yoksa isime gec kalmayip yanginda bende olecektim gibi.. Sizin detaylar ise havada kalmis yaziyi uzatmak icin gibi olmus, bunun yerine tasvirlere agirlik verebilirsiniz. Mesela o kulube cok daha detayli bir tasvirle gozumuzde tam canlanabilirdi. Ya da piknik yaptiginiz yer. Lutfen kirilmayin cok fazla korku yazari yok yorumlarim sdce yardimci olmak adina asla sizi negatif etkilemek istemem.

      1. Sondaki ateşten gözü gördüm yazdın ya ben orayı anladım ama anlamadım gibi bişey oldu orayı anlatır mısın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir