Korku Hikayeleri

Korku Hikayesi Hayaletin Laneti 13. Bölüm

Yakılma

Korku Hikayesi Hayaletin Laneti 13. Bölüm “Yakılma”

“Alice!” diye bağırırken inanmaz gözlerle açık kapıya bakıyordum. “Ne yaptın sen?”

Başını kaldırıp bana baktığında yaşarmış gözleri parlıyordu.

Anahtar hâlâ kilidin üzerindeydi. Sinirli bir şekilde anahtarı alıp arka cebime, demir tozlarının arasına koydum.

“Hadi gel!” diye bağırdım, neredeyse konuşamayacak kadar sinirlenmiştim. “Buradan çıkmamız lazım.”

Sol elimi uzattım ama elimi tutmadı. Bunun yerine kanlar içindeki kendi elini vücuduna bastırarak acı içinde başını indirdi.

“Eline ne oldu? “diye sordum.

“Fazla bir şey değil,” diye yanıtladı. “Çok yakında iyi olurum. Artık her şey çok iyi olacak.”

“Hayır Alice,” dedim, “öyle olmayacak. Sayende artık bütün eyalet tehdit altında.”

Yaralı olmayan elini yavaşça tutup nehre varana dek tünel boyunca ilerledik. Suyun kenarına geldiğimizde elini hızla çekince aklıma bir şey gelmedi. Hızlıca karşıya geçtim. Tam karşıya geçmiştim ki arkamı dönüp Alice’e bakınca hâlâ orada durmuş öylece suya baktığını gördüm.

“Hadi!” diye seslendim. “Acele et!”

“Yapamam Tom!” diye yanıtladı Alice. “Karşıya geçemem!”

Mumu yere koyup yeniden karşıya geçtim. Ürkerek geri çekildiyse de onu tutabildim.

Eğer mücadele etse hiç şansım olmazdı, ama elim ona değer değmez Alice’in bedeni kaskatı kesildi ve üzerime düştü. Hemen eğilerek onu sırtladım, tıpkı Hayalet’in bir cadıyı taşırken yaptığı gibi…

Hiç kuşkum kalmamıştı. Alice, eğer akan bir sudan geçemiyorsa Hayalet’in hep olmasından korktuğu şeye dönüşmüş demekti. Zehir’le yaptığı anlaşma, sonunda onun karanlığa geçmesine neden olmuştu.

Bir parçam, onu orada bırakmak istiyordu. Hayalet olsaydı böyle yapacağını biliyordum. Ama yapamadım. Hayalet’e karşı geliyordum, bunu yapmak zorundaydım. O hâlâ Alice’ti ve birlikte çok şey yaşamıştık.

Her ne kadar hafif de olsa, sırtımda Alice varken nehri geçmek çok güçtü ve atlama taşlarının üzerinde dengemi sağlayabilmek için büyük çaba sarf etmem gerekiyordu.

Karşıya geçmek için adım atar atmaz Alice’in sanki işkence görüyormuş gibi inlemeye başlamış olması işleri daha da güçleştiriyordu.

Nihayet karşı kıyıya varınca onu sırtımdan indirip yerdeki mumu aldım.

“Hadi!” diye bağırdım, ama o durduğu yerde titriyordu ve kilere uzanan merdivenlere varana dek elinden tutup sürüklemem gerekti.

Kilere varınca mumu yere koyup onu eski halının ucuna oturttum. Alice bu kez oturmadı. Sadece kollarını kavuşturup duvara yaslandı. İkimiz de konuşmuyorduk. Konuşacak bir şey yoktu ve ben düşünmekle meşguldüm.

Hem rüyanın öncesinde hem de sonrasında, çok uzun bir süre boyunca uyumuştum. Kilerdeki merdivenlerin ucundaki kapıdan dışarı bakmaya gidince güneşin batmak üzere olduğunu gördüm. Yarım saat daha bekleyip yola öyle çıkacaktım. Umutsuzca Hayalet’e yardım etmek istiyor, ama kendimi çok çaresiz hissediyordum. Ona olacakları düşünmek dahi bana acı veriyordu, fakat düzinelerce silahlı askere karşı ne yapabilirdim ki? Ve işaret kulesinin bulunduğu tepeye yalnızca yakılmayı seyretmeye gidemezdim. Buna dayanamazdım. Hayır, annemi görmeye eve gidecektim. Ne yapmam gerektiğini bilirdi.

Belki de hayalet çıraklığımın sonuna gelmiştim. Ya da kuzeye, Caster’a gidip kendime yeni bir usta bulmamı önerebilirdi. Ne yapmamı öğütleyeceğini kestirmek çok güçtü.

Yola çıkma zamanının geldiğine karar verince, gümüş zinciri gömleğimin altından, sardığım yerden çekip çıkararak cübbesiyle birlikte Hayalet’in çantasına koydum. Babam hep şöyle derdi: “Hiçbir şeyi boşa harcama, hiçbir şey isteme!” Ben de tuzla demiri çantadaki bölmelerine geri koydum; tabi arka ceplerimden çıkarabildiğim kadarını.

“Hadi,” dedim Alice’e, “seni çıkaracağım.”

Cübbemi giyip çantamla asamı aldıktan sonra merdivenlerden çıkıp diğer anahtarı kullanarak kapıyı açtım. Bahçeye çıkınca kapıyı arkamızdan kilitledim.

“Hoşça kal Alice,” dedikten sonra arkamı dönüp yürümeye başladım.

“Ne? Benimle gelmiyor musun Tom?” diye üsteledi Alice.

“Nereye?”

“Yakılma yerine, işaret kulesine tabi ki, Sorgulayıcı’yı bulmaya. Hak ettiğini bulacak. Hak ettiklerini. Zavallı yaşlı halamla Maggie’ye yaptıklarını ona ödeteceğim.”

“Peki, bunu nasıl yapacaksın?” diye sordum.

“Zehir’e kanımdan verdim, anlamıyor musun,” dedi Alice, gözlerini iyice açarak. “Parmaklarımı mazgaldan aşağıya sarkıttım ve o da tırnaklarımdan kanımı emdi. Kızlardan hoşlanmayabilir, ama kanlarını seviyor . İstediğini aldı, yani anlaşma imzalandı ve şimdi benim dediğimi yapmak zorunda. İstediklerimi yapmalı.”

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 1 Ortalaması: 1]

1 2 3Sonraki sayfa
Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı