Skip to main content

Kan Kokusu

Kan Kokusu

Siz hiç kan kokusunu hissettiniz mi burnunuzda?
Tarih ve gün kavramım yok. Tamamen muamma her şey.

Arkamda serkan önümde avni. ben ortalarındayım.

12 kişiyiz 1 doktor  1 de kıdemli subayımız var bize refakat eden. Görev kuzey ırak sınırına girip bilgi edinmek.

Hava o kadar soguk ki dişlerim birbirine vuruyor ama adrenalinden midir nedir! üşüdüğümü hissetmiyorum.

Derken karşıdan bi ses “ zıııppp”

Arkamdaki arkadaşıma tek kurşun. “zııııp”.

Arkadaşım yerde. Tam kafasından. Kanları bana sıçradı. Belki de beyninden bi kaç parçaydı. Bakamadım ama kokusunu duydum. O koku yok mu zaten…

Eğildik. Siper aldık.

Keskin nişancıların hepsi mi inatçı olur? bir hedefe 10 kursun sıksa. 10unda karavana gitsen 11. kurşunu sıkar. Çünkü onu öldürmek zorundadır. Bu 2. dünya savaşında da böylemiş, şimdi de..

Biz ne olduğunu anlayana kadar zaten 2-3 zahiyat verdik.

Önümdeki, arkamdaki arkadaşlarım, öldü…

Artık ne yapacağını bilmiyorsun bi süre sonra. Dişlerini sıkıyorsun. Hava karanlık. Ay bile yok bu yerde….

Aydınlanma fişeği atılır atılmaz kabak çiceği gibi ortaya çıktılar.

Karşımızda 100’e yakın it. Ellerinde Amerikan silahları, rambo filmindeki bomba atarlar, neler neler…

Derken karşımda buldum 2-3 tanesini. Saniyeler içerisinde yığıldılar yere.

Gece başlayan çatışmaya ezan sesi eklenince sabah oldugunu anladık. Anladık ama artık seslerimiz azalmıştı. ben, erkan ve bir kaç adını bilmediğim kişiyle 5 kişiydik.

Karşımızdakiler durmadan ateş ediyordu.

Telsizle yardım istedik. Biz gelene kadar dayanın dediler.

Yol 12 dakka. Diyarbakır’dan kalkacak uçak buraya gelecek. 12 dakika.

12 dakka bana 120 yıl gibi geldi. Kursunlar, bombalar. kopan ayak parcaları, feryatlar derken 12. dakikaya girildiği an uçak sesini duyduk. Tek bir ses. “piiuufff”

Sobaya atılan tezek gibi yanıyorlardı. telsizden bir çağrı geldi.

“bozkurt cevap ver”

“bozkurt cevap ver”

“bozkurt cevap ver”

“bozkurt cevap ver”

Artık sonuncuda anlayıp telsize davrandım,

“Bozkurt cevap veriyor, buyrun komutanım”

“Evladım kaç kişi kaldınız?”

Etrafına baktım.

Kimseyi göremedim. ayağa kalktım, gezdim, arkadaşlarımdan geri kalanlara, bi şey kaldıysa tabi.

Davrandım telsize.

“Komutanım, sadece ben varım”

“Emin misin Bozkurt?”

-Eminim komutanım. Beni almaya gelecek misiniz?

-Şu noktaya git. Oradan seni alacaklar. Mühimmatın var mı?

-12 mermim bi de bıcağımla süngüm var komutanım.

-Dayan aslanım. 1 saat sonra seni alacaklar. hadi allah yardımcın olsun.

45 dakka yürüdüm izini bilmediğim yerde. Tek dayanağım bana tarif edilen yer. bulunduğum yerden 45 dakka doğuya yürüyecek olmamdı.

45. dakikanın sonlarına doğru bi bina gördüm. yaklaştım. Nöbetçiler çıktığında bana garip garip bakıyorlardı.

Bir tanesi hafif aksanlı bi Türkçeyle “ parola?” dedi.

Parola? dedim.

Seni buraya kim gönderdi? dedi.

Komutan? dedim.

Tamam kod adın ne, onu söyle.

Bozkurt dedim.

İçeri aldılar beni.

Aynaya baktığımda anladım durumun vahametini. Kıpkırmızı olmuş suratım kandan. Saçlarımda arkadaşlarımdan parçalar. üniformam delik deşik sürünmekten. Botlarım parçalanmış.

O gün askerliğimin son günüydü. Son gün.

O gün bugündür kan kokusu duyduğum an midem bulanır, yüzüm ekşir.

Okuyucularımızdan Gelenler – Yazan: Ahmet Emre

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 3 Ortalaması: 4]

4 thoughts to “Kan Kokusu”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir