Skip to main content

Güzel Bir Hikaye “Anlayabilmek”

Güzel Bir Hikaye “Anlayabilmek”

panki“Satılık Köpek Yavruları” ilanının hemen altında küçük bir çocuğun başı gözüktü ve çocuk dükkan sahibine sordu :

   – “Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz?”

   Dükkan sahibi :

   – “30 dolarla 50 dolar arasında değişiyor fiyatları” dedi.

   – “Benim 2 dolar 37 sentim var” dedi çocuk.

   – “Bir bakabilir miyim yavrulara

   Dükkan sahibi gülümsedikten sonra bir ıslık çaldı ve köpek kulübesinden beş tane yumak halinde yavru çıktı. Yavrulardan biri arkadan geliyordu. Küçük çocuk yürümekte zorluk çeken sakat yavruyu işaret edip sordu:

   – “Bunun nesi var?”

   Dükkan sahibi onun kalça çıkığı olduğunu ve hep sakat kalacağını açıkladı.

   Küçük çocuk heyecanlanmıştı.

   – “Ben bu yavruyu satın almak istiyorum.”

   Dükkan sahibi:

   – “Hayır o yavruyu satın alman gerekmiyor. Eğer gerçekten istiyorsan o yavruyu sana bedava veririm”

   Küçük çocuk birden sinirlendi. Dükkan sahibinin gözlerinin içine dik dik bakarak:

   – “Onu bana vermenizi istemiyorum. O da diğer yavrular kadar değerli ve ben fiyatını tam olarak ödeyeceğim. Aslında şimdi size 2 dolar 37 cent vereceğim ve geri kalanını ayda 50 cent ödeyerek tamamlayacağım.”

   Dükkan sahibi çocuğu ikna etmeye çalıştı:

   – “Bu köpeği gerçekten satın almak istediğini sanmıyorum. Bu yavru hiçbir zaman diğer yavrular gibi koşup, zıplayamayacak ve seninle oynayamayacak.”

   Bunun üzerine küçük çocuk eğildi, pantolonunu sıvadı ve büyük bir metal parçasıyla desteklediği sakat bacağını dükkan sahibine gösterip, tatlı bir sesle:

   – “Ben de çok iyi koşamıyorum ve bu yavrunun kendisini çok iyi anlayacak bir sahibe gereksinimi var” dedi.

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 12 Ortalaması: 4.3]

31 thoughts to “Güzel Bir Hikaye “Anlayabilmek””

  1. Ender Haluk Derince’den alıntı sanırım, değil mi? Böylesine güzel bir yazıyı diğer insanlarla da paylaşıp onların da bu güzelliği tatmasına vesile olduğunuz için teşekkür ederim, herkes adına.

  2. Şimdi dinleyeceğiniz olay yüzde yüz gerçektir. Ben doğduktan 2 gün sonra annem ve babam benim de içinde bulunduğum bir araba ile kaza yapmışlar. Allahın hikmeti benim burnum bile kanamazken annem ile babam maalesef hakkın rahmetine kavuşmuş dedi ki:

    Şimdi dinleyeceğiniz olay yüzde yüz gerçektir. Ben doğduktan 2 gün sonra annem ve babam benim de içinde bulunduğum bir araba ile kaza yapmışlar. Allahın hikmeti benim burnum bile kanamazken annem ile babam maalesef hakkın rahmetine kavuşmuşlar. Beni dedem ve nenem büyüttü. Onlar benim her şeyim di annem ve babam olsalar ancak öyle severdim. Ama Çok kötü bir şey oldu dedem şeker hastası oldu ve git gide çok kötü oluyordu. O zamanlar durumumuzda iyi değildi maddi olarak şehirde bir tane devlet hastanesi vardı ve onlarda doğru düzgün ilgilenmiyordu bile. Gözlerimin önünde ölüme gidiyordu adeta dedem ve maalesef büyük Marmara depreminden 2 saat önce 17 ağustos 1999’da kaybettik dedemi adeta dünya başıma yıkılmıştı. Aynı günün sabahı köye defnettiler. Abartısız 1 hafta her gece köydeki akrabamızın evinden kaçarak dedemin mezarına gidiyordum ve onun toprağına sarılıp yatıyordum ve her gün de dayım sabah ezanına karşı bazen daha erken gelip beni alıyordu. Köydeki son günümüzde gene evden kaçıp dedemin mezarına gittim. Uyumuş kalmışım sonra arkamdan bir el bana dokundu. Ben yine dayım geldi zannettim ve beni rahat bırak gibi bir şeyler söylüyordum. Arkamı döndüm bi baktım karşımda dedem. İnanın hiç korkmadım ve sarıldım ona bana dedi ki; senin yerin burası değil oğlum bak annenle babanda Çok üzülüyorlar. Bir daha buraya sadece dedeciğine dua etmek için gel. Dedi. Bir an gözlerim kapandı ve gözlerimi tekrar açtığımda sabah ezanı okuyordu. Sonra dayım geldi ve götürdü beni. Eve geldiğimde yaşadığım o şey rüyamı yoksa gerçek mi bir türlü ayırt edemiyordum. Derken istem dışı elimi cebime attım ve cebimde bir kağıt vardı. Kağıdı açtım baktım ve içinde arapça rakamlar vardı. Kuran okumayı bildiğim için çözmüştüm hemen bu sayılar 3 tane tarihi gösteriyordu. Ilk tarih 12 temmuz 2001 2. Tarih 27 mayıs 2007 ve son olarakta 3. Tarih 5 ekim 2014 tü. O günden sonra dedemin hayalini hiç görmemiştim…….Ta ki kağıtta yazan o ilk tarihe kadar yani 12 temmuz 2001 de bir yaz günü köyde arkadaşlarla otururken yanıma Çok sevdiğim bi arkadaşım geldi bisikletiyle beraber bana hadi gel gezelim arkama atla dolaşırız dedi. Bizim maddi durumumuz kötü olduğu için bisikletimde yoktu ve tamam geliyorum dedim. Ayağa kalktım tam bisiklete doğru giderken dondum kaldım adeta arkadaşımın arkasında dedem durmus bana “gitme oğlum” diyordu. Donup kalmıştım tabi bunu sadece ben duyuyordum ve kendime gelip ; ben gelmicem dedim. Arkadaşım söylenerek gitti biraz daha dolaşıp eve vardım. Akşam yemek yerken bi çığlık sesi geldi. Kadınlar ağlayıp bağırıyordu ses beni bisiklete davet eden arkadaşımın evinden geliyordu.sonra gittik ki çocuk otoyola çıkmış ve bi araba çarpmış. Oracıkta ölmüş çocuk. Bu olayın yüzünden bi ay konuşmamıştım bi kaç sene sonra kendime gelmiştim artık ama o tarihlerin bi anlamı olduğunu biliyordum artık lafı fazla uzatmıcam ikinci tarihte ben askerdim yani 27 mayıs 2007’de hakkari çukurcada yapıyordum askerliğimi o gün intikale çıkacaktık. O gün sanki şehit olacak gibi bir his vardı içimde ama görev kimseye birşey diyemedim. Intikalin 15. Km falan birden bi bomba patladı. Tim ikiye bölünmüştü. Ve ben arkadaki bölümdeydim. Ve birden bire tim dağıldı tek başıma kalmıştım. Ve birden yine dedemin hayalini gördüm. Bana ; oğlum arkana bak diyordu. Birden döndüm ve bir teröristle yüz yüze geldim. Silahı bana doğrultmuştu ve Allahın hikmeti ondan önce davrandım ve onu vurdum öldü mü ölmedi mi bilmiyorum.sonra destek kuvvet geldi. O gün 5 şehit vermiştik ve dedem yine benim hayatimi kurtarmıştı.askerliğim bitti ve şimdi evliyim iki kızım var ve 3. Tarihte ne olacak bilmiyorum. Yani 5 ekim 2014’te……

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir