Ahmet Turan YÜCEKAYABilim Kurgu HikayeleriFantastik Hikayeler

NE, NEDEN, NASIL, NEYE GÖRE 1.BÖLÜM

Hikaye; Ne, Neden, Nasıl, Neye Göre 1. Bölüm

Hikaye; Ne, Neden, Nasıl, Neye Göre 1. Bölüm

Hikaye oku; Bütün gün çalışmaktan yorulmuş önceki günler gibi sonunda hafta tatili gelse de biraz dinlensem arzusu vuslata gelme vaktiydi, günlerden Pazar. Bugün ne yapsam diye düşünürken gözüm evin avlusundaki bisiklete takıldı ve aklımdan o an bir fikir belirdi olabilir neden olmasın hemen bazı ihtiyaçlarımı sırt çantasına doldurarak bisikletime atlayıp bir doğa gezisi yapmak için plansız projesiz bir günlük macera neyim eksilirdi pusulam yok kafam nereye dönerse yönüm ora, pedalı büyük bir heves ve nereye gideceğimi bilmeyerek heyecanla ama istikrarlı kendimi yormadan ve kondisyonumu zorlamadan çevire çevire kasabanın dışına doğru sürüyordum, baya bi zaman sonra bir pınarın başında serinlemek için durdum, durmaz olaydım yoksa iyi ki durdum mu deseydim bilemedim zira başıma gelenlerin iyi veya kötü olduğunu hala düşünüp kararını veremiyorum, buna siz karar verin.

Pınarın arkasında orman değilse de kalabalık sayılabilecek ve geniş bir araziye yayılan ağaçların gölgelerinde biraz dinleneyim diyerek içeri doğru yürüdüm yaklaşık 500 metre kadar ilerlemiştim ki bir kaya parçasının sarmaşık ve yabani böğürtlenlerin kapattığı ovuğun, zayıf bir insanın geçebileceği kadar bir mağara girişine benzeyen, ne kadar derin veya geniş olduğunu kestiremeyecek kadar karanlık, dedim ya hiçbir tedbir almadan yola çıktığımdan yanımda hiç takım veya taklavat yok ama merak işte sığabildiğim kadar ve ilerleyebildiğim kadar içeriye doğru sürünerek gittim. Oyuk o kadar uzun ki belki 30 metre kadar süründüm ancak henüz sonuna gelmemiştim karanlık da gözlerimi köreltince daha fazla ilerlemeye cesaret edemedim ve gerisin geri sürünerek çıktım. Bisikletimi alarak eve dönmeye karar verdim zira yanıma bir şeyler alıp tekrar gelecektim ama vakit baya ilerlemiş eve gidip geri dönmem en az üç saat sürerdi zaten zaman ikindi vakti iyisi mi bunu haftaya yapayım diye karar kılıp eve döndüm, o gece çok garip ve karmaşık rüyalar gördüm, ve hatta o hafta her gece karmaşık rüyalar görmeye başladım bilirsiniz karışık rüyalar pek akılda kalmaz ancak benim aklımda kalan bir nesne vardı ve her rüyada onu görüyordum bir ibrik eski bakırdan kalaylanmış ve işlemeli her uyandığımda sadece o gözümün önünde başka hiçbir şey hatırlamıyorum.

Sonunda hafta sonu olmuş ve daha eve geldiğimden beri bir haftadır hazırlık yaptığım aklıma gelebilecek veya lazım olabilecek bütün ihtiyaç kalemlerimi sırt çantama doldurmuştum içinde neler yoktu ki, ve bisikletime atladığım gibi sabahın tan vakti oraya doğru pedal çevirmeye başlamıştım kararlıydım o mağarada ne vardı mutlaka görmem gerek diye bir haftadır kendimi kodlamıştım, sonunda ölüm olsa bile ben o mağaraya girecektim. O pınarın başına geldiğimde su şişemi doldurup kana kana içtim mağaraya doğru ilerlemeye başladım içim kıpır kıpır heyecan doluydum ve mağaranın olduğu bölgeye geldiğimde mağara yerinde yoktu! Nasıl yani ya buradaydı nereye gitti sağa sola bakındım acaba yanlış yere mi geldim diye iyice bakındım ama orda olması gerek yok şaşkınlığımdan ne yapacağımı şaşırmış heyecandan kuruyan boğazımı ıslatmak adına yutkunuyorum. Öylece yere çökerek kala kaldım biraz kızgınlık biraz hedefe ulaşamamanın verdiği tedirginlik ve değim yerindeyse aptallaşmış bir vaziyette sanki aniden karşıma çıkacak diye sağa sola bakınarak aradım. Birkaç dakika geçmişti ki birden bire 15 metre ötemde mağara beliriverdi sanki önünde bir görünmez perde varda çekilince arkası göründü gibi bir an bir korku sardı her zerremi nasıl yani ya nasıl olur. Yarım saat kadar bekledim ve çantamı alarak mağaraya doğru yürümeye başladım. Girişine vardığımda ilginç bir şey oldu o rüyamda gördüğüm ibriğin suretini mağaranın derinliklerine doğru baktığımda gördüm yada o karanlık bana öyle göründü yada aklım bana bir oyun oynuyordu; bisikletimi orda bir ağaca kilitledim el fenerimi yaktım ya Allah deyip içeri daldım çantamı ayaklarıma bağlamış bende önden sürüne sürüne ilerliyordum derken bir 60 metre kadar ilerleyince mağara daralmaya başlamış rahat sığdığım oyuk sıkmaya başlamıştı nerdeyse sıkışıyordum ki sıkışıp kaldım havasız değildi zira içerde bir yerde bir esindi yüzüme çarpıyordu ve yorgunluğun vermiş olduğu rehavet mi desem yoksa o esen rüzgarın nefesimi desem san ki uyuyacakmışım ama nasıl bir tatlı uyku çöktü üstüme ve içim geçti hissediyordum uyumuşum.

Devamı gelecek…

Ahmet Turan YÜCEKAYA

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 1 Ortalaması: 1]

Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı