Skip to main content

Sabr-ı Aşk

Sabr-ı Aşk

Zamanın birinde bir kız ile oğlan varmış,
Birbirlerini çok seven bu ikili, uzun zaman çok mutlu olmuşlar. Oğlan yılların vermiş olduğu yorgunluktan tek dayanabileceği omuza yaslanıyor, sevdiğine çok değer veriyormuş. Kız da tahsili, aile yaşantısı, gelecek kaygısı derken huzuru bizim oğlanda buluyor hep yanında olsun istiyormuş. Aradan biraz zaman geçince geçim derdi, aile yaşantısı, gelecek kaygısı, geçmiş üzüntüler oğlanı da kızı da çok bunaltmış ve aralarında olmaz sebeplerden tartışmalar başlamış. Günler geçtikçe tartışmalar büyüyor üzeri örtüldükçe çözülmez bir hal alıyormuş. Ve nihayetinde bu ikili için ayrılık zamanı gelmiş. Kız her zaman kararları kesin biriymiş. Ondan dolayı bu zamana kadar ayakta durabildiğini düşünüyormuş. Oğlan ise çabuk kızıp yine hemen yatışan biriymiş. Bundan dolayı kendini biliyor bir olurunu arıyormuş bu gidişatın. Çünkü kızı çok seviyor kızın da onu sevdiğini ancak kararından dönmesinin zor olduğunu biliyormuş. Kızdan defalarca özür dilemiş, bu ayrılık bizim suçumuz değil, hayat zor gülüm, gitme demiş. Kızın da içi acımış ama kararından dönmemiş. Aylar yıllar geçmiş. Oğlan hep sevdiğinin hayaliyle yaşamış. Kız ise birisiyle tanışmış ve tanıştığı kişiyle evlenmeye karar vermişler. Yine aradan zaman geçmiş kızın evleneceği adamla arası bozulmuş. Kavgalar üst üste gelmiş. Birgün sokakta tartışırlarken evleneceği adam dönmüş arkasını gitmiş. Kız şaşkınlık içinde kalmış hatasını anlamaya çalışmış. Aklına eski sevdiği gelmiş ve daha az önce evleneceği adamla ayrılık cümlelerini konuşurken kaldırımda oturan yıllarca orada gördüğü dilenci karşısına dikilmiş.
” dünyada bunca dert varken hep mutlu olacağını mı sanıyorsun” demiş, hep güleceğini hep bolluk içinde yaşayacağını mı sanıyorsun demiş.
Yıllarca yokluk sefillik içindeyken bir güzelin hayaliyle yaşadım ben…
Sen hep mutlu olacağın hep güleceğin birini aramaktan vazgeç bence, önemli olan mutluyken de üzgünken de açken de tokken de, gülerken ve ağlarken bile yanında seni hiç bırakmayacak birinin var olduğunu bilmek, her zorluğu birlikte göğüslemek” demiş
Ve dilenci dizlerinin üzerine çöküp ;
”işte ben buradayım, yıllar önce sevdiğim gibi, senin de beni unutmadığın umuduyla senin yokluğunda bile senin yanındaydım. İşi gücü bıraktım ve seni her gün görebilmek pahasına bir gün geçtiğin sokaktan ayrılmadım. Gelip geçenlerin verdiklerini yedim, giydim. Dünya silindi gözümden. Gel be gülyüzlüm artık bu zorluklara biryerden başlayarak birlikte göğüs gerelim, hep birlikte olalım, aç ya da tok, kavgasıyla gürültüsüyle bu hayatı birlikte paylaşalım” demiş.
Kız şaşkınlıktan şaşkınlığa geçerken sevdiğinin boynuna sarılmış.
” bir daha beni üzme, bir daha ayrılmayalım demiş.
Oğlan;
Bir daha üzülürsen yanında ben varım korkmana gerek yok” demiş. Kız aldığı cevaptan daha mutlu olmuş.
Ve can çıkar huy çıkmaz.. Yıllar sonra iki yaşlı huysuz aynı evde çocuklarının ve torunlarının mutluluğu, kalplerinde beraber olmanın huzuru, dillerinde birbirini iğneleyen tatlı sözlerle hayattan göçmüşler. Ölüme bile bereber yürümüşler

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 2 Ortalaması: 5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir