Skip to main content

Polisiye Hikayelerden; “Saplantı”

Polisiye Hikayelerden; “Saplantı”

Polisiye Hikaye Oku

Sabah gözlerimi açtığımda kapının durmadan güm güm güm diye çalındığını duydum. Her yer dağınıktı. Gece kendimi kaybedene kadar sürekli içmiştim. Yerlerde fıstıklar, dökülen biralar, eski fotoğraflar her şey vardı. Kapıyı açmak için ayağa kalktığımda başımın dönmesiyle tekrar olduğum yere oturdum. Kapı sürekli çalmaya devam ediyordu bu sırada, Kapıdakine ‘’kapının üzerinde anahtar var. Onunla gir’’ diye bağırdım. Ellerimi başımın arasına alıp öylece beklerken içeriye hızla giren yakın arkadaşım Selim’in ‘’çabuk bir an önce kendine gel çok kötü şeyler oldu’’ demesiyle hemen irkildim. ‘’Ne oldu?’’ diye sorduğumda kendine gel ve hazırlanıp çıkalım ofiste konuşuruz’’ demesiyle cevap vermeden ayağa kalktım ve hemen elimi yüzümü yıkayıp üstümü giyindim.

Ofise geldiğimizde on yıl önce ayrıldığım eski sevgilimin öldürüldüğünü öğrendim. Şaşkınlıkla olduğum yere oturdum. Hemen arkamızdan içeriye giren sekreterimin masaya bıraktığı kahveden bir yudum aldım. Öylece kalkıp dışarıyı izlerken ‘’Nasıl olmuş?’’ dedim üzgün bir sesle. ‘’Tam olarak bir bilgimiz yok’’ dedi Selim. ‘’Nerede bulunmuş’’ diye sorduğumda ‘’meydandaki kayalıklarda’’ cevabını aldım. Birden ayağa kalkarak Bandırma’da mı yani? diye sordum. Hemen arkasından ‘’ neler biliyoruz başka? Her şeyi anlat hemen sormamı bekleme hadi’’ diye meraklı gözlerle bakarken Selim anlatmaya başladı.

‘’Bu sabah balıkçılar kayalıkların orda bulmuşlar. Boğularak ölmüş sanırım boynunda ip izleri var bir halatta olabilir tabi ki. Sanırım birde bıçaklanmış karnında bıçak izleri var. Dört beş ayrı yerde hem de. Otopsideymiş şuan cesedi görmek istersen daha sonra ayarlayabilirim?’’ dedi. Sessiz kaldım sadece bu soruyu sorduktan sonra çünkü aradan geçen on yılın ardından hiç görmemiştim. Ve birden karşımda onu ölmüş ve bembeyaz bir halde görmek istemezdim.

‘’Otopsi sonuçlarını hemen bizde alalım gerekirse bu işe görevlendiren polislerle konuşup bizde olaya dahil olalım çünkü bu iş benim için önemli en azından son görevimi yapıp yapanı bulmak istiyorum’’ dedim. Sadece başıyla onaylayarak odadan çıktı.

Bir süre kendi kendime düşünmeye devam ederken birden telefonumun çalmasıyla irkildim. Arayan emniyetten Hasan başkomiserdi. Ve beni bir an önce orada beklediğini söyledi. Hasan başkomiser oldukça iyi bir polisti ve cinayet masasının başında o vardı.

Emniyete gittiğimde Selim ve Hasan başkomiser oradaydı. ‘’Nasıl yardımcı olabilirim başkomiserim’’ ‘’ Gel otur şöyle bir şeyler içmek ister misin?’’ dedi. ‘’ Sade bir kahve iyi olur’’ dedim. Kahveler gelmeden daha direk söze girdi. ‘’ Bu sabah bulunan bayan cesedi eski sevgilinmiş sanırım duymuşsundur diye düşündüm. Bu yüzden çağırdım seni buraya, en son ne zaman görüştünüz?’’ ‘’ on yıl önce görüştük son kez bir daha da kendisini hiç görmedim ama anlamadığım bir şey var ben şuan neden sorgulanıyorum?’’ ‘’ Bugün 11 Nisan dün doğum günündü. Geçen yıl yine doğum gününden bir gün sonra aynı yerde bir bayan cesedi daha bulunmuştu ve bu da senin eski sevgilindi. Kimin yaptığıyla ilgili bir şey bulunamadı halâ sadece görüşüp görüşmediğini sormak için çağırdım’’ dedi. ‘’Baş komiserim biliyorsunuz ki yaklaşık üç ay önce bir dedektiflik bürosu açtık Selimle fakat şuana kadar herhangi bir vaka bize gelmedi. Eğer sizde uygun görürseniz bu işe biz bakalım istiyorum. İlk işimizi yapmış oluruz’’ dedim.‘’ olur tabi ki arkadaşlara söylerim gerekli olan her şeyi size verirler sizde ilgilenirsiniz bu vakayla.’’ ‘’ Sağolun başkomiserim’’ dedim ve hemen Selim’le beraber kahvelerimizi bile içmeden oradan kalkıp hızla ofise doğru geçtik.

Ofise geldiğimizde gerekli olan bütün bilgiler bizden önce sekreterime ulaşmıştı. Selim’le beraber toplantı odasına geçtik. Ve bir önceki olaya baktığımızda geçen yıl öldürülen eski sevgilimde aynı yerde aynı şekilde bulunmuştu. Bunu kim neden yapmış olabilir diye kendime defalarca sordum. Bir an geçmişe gittim ve bana saplantılı olan bir kişi vardı fakat o da Bandırma’da yaşamıyordu. Bu yüzden onun olma ihtimali yoktu. O olsa bile neden böyle bir şey yapsın. Aradan uzun yıllar geçmişti. O gün pek bir şey bulamadık.

Ertesi sabah uyandığımda kapımın önünde bir not buldum. Kırmızı küçük bir not kağıdına yazılmış ‘’Beni hatırladın mı sevgilim?’’ Birden beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Bu durum ne kadar saçma geliyordu. Aradan o kadar yıl geçmesine rağmen gerçekten o saplantı halâ devam mı ediyordu? Hemen Selim’i arayarak ‘’ Çabuk ofise gel bende yoldayım çok acil galiba çözdüm olayı’’ dedim ve cevap vermesini beklemeden kapatıp yola çıktım.

Ofise gittiğimde Selim orada beni bekliyordu. Selim’e elimdeki notu gösterdim ve sabah ‘’evin önünde buldum’’ dedim. ‘’Nasıl yani? Aslı mı? E iyi de o evlenmişti? Bu nasıl olabilir? Diye arka arkaya sorular sormaya başladı. ‘’Sanırım Bandırma’ya tekrar dönmüş ayrıldılar mı acaba yada gerçekten ruh hastası falan mı oldu? Derken Selim birden ‘’bilmiyorum ama bunu birazdan öğreniriz’’ dedi. Selim hemen Hasan başkomiseri arayarak ‘’Baş komiserim Aslı Al ile ilgili bilgilere bakar mısınız bu olayla ilgili bir bağı olabilir dedikten sonra telefonu kapattı. Eğer gerçekten oysa olayı çözüp adımızı duyurmuş olacaktık. Belki bundan sonra bize iş gelirdi diye düşünüyorduk Selim’le.

İki dakika sonra telefon çalmıştı ve Aslı’nın Bandırmada olduğunu ve hatta bugün akşamüzeri altı da İstanbul’a bileti olduğunu söyledi. Çok fazla vaktimiz yoktu. Hemen telefonu kapatıp Aslı’nın küçükken oturdukları eve gitmiştik. Kapıyı çaldığımızda açan olmamıştı. Selim’le beraber kapıyı kırıp içeriye girdiğimizde içerde kimse yoktu. İçeride gerçekten çok kötü bir rutubet kokusu vardı. Ve oldukça pis kokular geliyordu. Belli ki uzun zamandır ev havalandırılmamıştı. Odaları tek tek dolaşırken kapısı kilitli bir oda vardı. O odanın da camını kırıp içeriye öyle girdik ve gördüğümüz manzara karşısında adeta donup kalmıştım.

Odanın duvarlarında benim geçmiş on yıldan bu zamana kadar fotoğraflarım vardı. Ve bir duvarda da tam üç tane eski sevgilimin fotoğrafları da duruyordu. Zeynep, Ece ve Ebru. Zeynep ve Ebru’nun üstünde çarpı işareti vardı. Fakat Ece’nin başı dertte olabilirdi. Selim’e dönerek ‘’Selim çabuk koş’’ dedim ve koşarak hemen aşağıda bulunan motoruma gittik. Selim’de hemen Hasan başkomiseri arayarak gideceğimiz adresi onlara bildirerek oraya gelmelerini söyleyip telefonu kapattı.

Hemen evin önüne geldiğimizde motoru dikkatsiz bir şekilde bırakıp yukarıya çıktık. Kapıyı sürekli çalmamıza rağmen açan olmamıştı. Selim’le o kapıyı da kırdığımızda içeride gördüğümüz manzara oldukça kötüydü.

Ece sandalyede bağlanmış şekilde duruyordu. Aslı’da onun başında elinde bir bıçakla ona son kez bir şeyler anlatıyordu. Ece’nin korkusu yüzünden okunabiliyordu. Biz içeriye girdiğimizde Selim silahını çıkarıp Aslı’ya doğrulttu. Aslı bize dönerek ‘’ Böyle olsun istemezdim sevgilim ama erken geldiniz üzgünüm bu cinayeti görmen benim için kötü oldu’’ dediği an Selim Aslı’yı elinden vurarak bıçağın elinden düşürüp yere düşmesini sağladı. Selim’le hemen Aslı’yı yerden kaldırdığımızda polisler gelmişti ve Aslı’yı oradan alarak götürdüler.

Ertesi gün haberlerde Selim ve benden bahsediyorlardı. Selim’le beraber birbirimize bakarak gururlanırken sekreterimin aramasıyla telefona baktım ‘’ Ateş bey bugün tam tamına on tane vaka geldi. Hangisine bakmak istersiniz?’’ dedi. ‘’Şimdi geliyoruz’’ diyerek telefonu kapattım. Hemen Selim’e dönerek ‘’ ofisi kapatmıyoruz kardeşim on vaka daha gelmiş’’ diyerek. Hızlıca ofise doğru yola çıktık.

Hikayenin Yazarı – Gökhan Çiçekler

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 5 Ortalaması: 4.2]

One thought to “Polisiye Hikayelerden; “Saplantı””

  1. Bende birilerinin moralini bozayım.
    1. Ülkemizde özel dedektiflik kanunen tanınan bir iş değildir. Bu yüzden polisle hiç bir işleri olamaz. Polis kesinlikle yardımcı olmaz.
    2. Ülkemizde silah taşıma ruhsatı bir çiledir, almak çok zordur ve özel dedektife de vermezler.
    3. Emniyetten cinayete dair bir bilgi hiç bir sivile verilmez.
    4. Ülkemizde özel dedektiflerin fonksiyonları hepimizin malumudur.
    5. Hikaye fena değil benim eleştirilerim yüzünden canını sıkma.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir