Skip to main content

Yanık Kalesi 1. Bölüm

Yanık Kalesi 1. Bölüm

-Yanık Kalesi Neresidir?-

Bu hadiseler, bir ismi Rab olan Yanık Kalesinde cereyan ediyordu.  Yanık Kalesi, Budapeşte ile Viyana’nın ortasında  ve Tuna’nın bir kolu olan Rab suyu üstündedir. Meşhur Estergon’dan da batıdadır. Kale, Tuna’ya oldukça yakındır. Buraları eskiden Macar elleri idi. Kanuni Sultan Süleyman, birinci Viyana muhasarasını yapmaya giderken bu kaleyi zapt etmek istemiş, fakat kale muhafızları kahramanca müdafaada bulunmuşlar ve kaleyi vermemişlerdi. Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın niyeti Viyana’yı muhasara etmek olduğu için bu kale önünde fazla eğlenmedi. Kaleyi yakarak geçti. Bu sebepledir ki Rab Kalesinin ismi, o zamandan sonra Yanık Kalesi olarak kaldı.

Kalenin fethi ancak Üçüncü Murat zamanında mümkün olmuştur. Bosna Beylerbeyi Telli Hasan Paşa beş bin akıncı ile Macar ve Avusturya ellerine akın yaptığı sırada Essek Kalesi civarında pusuya düşürüldü. İki suyun birleştiği yerde fena halde sıkışan beş bin akıncı, kendilerinden kat kat fazla düşmanla kanlı bir boğuşmaya giriştiler. Mahir bir akıncı beyi olan Telli Hasan Paşa bir taraftan da, akıncılarını kurtarmak için su üzerine köprü yaptırmıştı. Fakat bu köprü, nihayet bir akıncı köprüsü idi. Zayıftı, hafifti. Üzerinden geçen atların ağırlığına dayanamadı. Çöktü. Sağ kalan nice namlı gaziler ve meşhur kumandanlar suya dökülerek tamamen boğulup şehit oldular.

Beş bin güzide akıncının başlarındaki ehliyetli serhat beyleriyle böyle bir pusuya düşürülüp toptan şehit olmaları devrin Sadrazamı ve Yemen fatihi meşhur Koca Sinan Paşayı fena halde müteessir etti. Hemen padişahı, Avusturya’ya harp ilân ettirmeye zorladı. Kendisi de ordunun başına geçerek Avusturya üzerine yürüdü. 1591 senesinde başlayan ve tarihlerde uzun Avusturya’ seferi diye anılan bu sefer tam on beş sene sürerek 1606 senesinde’sona erdi.

İşte Yanık kalesi, bu seferin ilk senesi zapt edilmiştir. Fakat kalenin zaptı sağlam sayılmazdı. Muhafazası için civarındaki Kumran Kalesi de zapt edilmeliydi.

Üçüncü Murat’tan sonra tahta geçen Üçüncü Mehmet, hocası meşhur, Hoca Sadeddin Efendinin teşviki ile ordunun başına geçerek orta Avrupa’ya sefere çıktı. Maksat, Kumran Kalesini zaptetmekti. Fakat İstanbul’a bir an evvel dönüp sarayındaki zevke ve kadınlara kavuşmak isteyen padişah, Kumran gibi müstahkem bir kale yerine Eğri Kalesini zapt etti ve Hocasına:

– Bize bu kadar zafer yetişir, diyerek geri dönmek istedi.

Fakat yüz bin kişilik bir düşman ordusu tekrar Eğri kalesini zapt etmek için harekete geçmişti. Hoca Sadeddin Efendinin gayreti ve ağır sözleri padişahı, bir an için dahi olsun orada kalmaya ve düşmanı karşılamaya mecbur etti. Eğri kalesîne on saat mesafede Kereç bataklıklarında iki ordu çarpıştı. Neticede Haçova denilen zaferi kazandık.

1596 da kazanılan bu zaferden sonra padişah son süratle İstanbul’a çekildi ve sarayına kavuşarak millet işi yerine, kendi zevkine daldı. Düşman ise uyumuyor ve yılmıyordu. Şimdi Avusturya İmparatoru Maksimilyen, elli bin kişi daha toplamış, hem Eğri kalesini geri almak, hem de Haçova mağlubiyetinin acısını almak için yürüyüşe geçmişti. Bu büyük ordu ilk olarak Yanık kalesini sardı. Kale müstahkemdi. Yiyeceği, cephanesi boldu. Yani aylarca muhasarada kalsa bile düşmanın eline geçmesi mümkün değildi.

Reşat İleri – Kahramanlar Dergisi – 1952

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 2 Ortalaması: 2.5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir