Skip to main content

Fabrika Satın Alan İşçi

Fabrika Satın Alan İşçi

Üretim yavaşlamış moraller iyice sıfırlanmıştı. İmalat için yarı mamul getiren firma kırk naz ederek restini çekmeye başlamıştı. İçerde yaklaşık on işçi kalmıştı. Makinaların çoğu bozulmuş darp edilmişti. En büyük suç serseri müdür ve ona uyan patronundu. Böyle gitmeyecekti elbet. Otomobillere yedek parça üreten bu güzelim işyerini bir kahraman çıkıp yeniden canlandıracak ve toparlayacaktı. Tarifi edilen bu genç halen fabrikada çalışan bir işçiydi. Hayatı boyunca ne okul görmüş ne de bir eğitim almıştı. Ama Allah ona doğmadan evvel mesleğini vermişti. Ne gerek vardı okul okuyup vakit kaybetmesine? Yirmi yıllık fabrika kurucusunun ölümünden sonra saf oğlunun eline geçti. Gelen her müdür o fabrikayı kötüleştirip satın almaya çalıştı, ancak yaratan buna müsaade etmedi. Çünkü oradan öyle bir isim çıkıp hak edenlere öyle ağır dersler verecekti ki saatini bekliyordu. Saf patron son bir defa toplantı yapacaklarını söyledi. Akşam mesai bitiminde herkes salonda toplandı. Koray adlı genç en ön sıralarda oturmuş müdürle patronun saçma sapan kurtarma fikirlerini dinliyordu. Söz aldı ve konuşmaya başladı. Her ikisine de çok yorgun olduklarını ve yanlış planlar yaptıklarını söyledi. Batmak üzere olan firma böyle kurtarılamazdı. Kendi yöntemlerini anlatmaya başladı. Çaresiz kalan müdür ve saf patron onun anlattığı muhteşem fikirlerden ve planlardan etkilendi. O günden sonra Koray yetkilendirildi. Malları satın alan firmalarla telefon trafiği başladı. Koray her birini ikna etti. Diğer dokuz arkadaşını da kendine inandırarak işten ayrılmamalarını sağladı. Bu arada müdür ve patron olan biteni hayretle izliyordu. Bir işçi nasıl olur da bunca marifeti sergileyebilirdi. Cesaretti bunun diğer adı. Bozulan makineleri birer birer elden geçirdi. Ayarlarını yaptı. Depodaki çalışmayan makineleri de tamir edip kullanıma soktu. İmalat gittikçe hızlanıyordu. Fabrikanın yeni bir kahramanı vardı artık. Müşteriler ondan gururla bahsediyor, diğer iki enayi ile muhatap olmuyorlardı. Koray fabrikaya tecrübeli bir muhasebeci aldı. Tüm mali işleri ona devretti. Kendisi üretim hattında imalatı ve montajı gözlemleyecek, bu alanda yeni elemanlar yetiştirecekti. Üç ayın sonunda firma güzel bir çıkış yakaladı. Borçlar kapatıldı. Eksikler giderildi. Yeni elemanlar alındı. Artık içerde tam yetmiş kişi çalışıyordu. Üç vardiya halinde görev yapıyorlardı. Koray bazen eve gidecek fırsat bulamıyor orada kalıyordu. İşleri iyice boşlayan keyif düşkünü ikili ise her şeyden vazgeçmiş biçimde gün gün oradan uzaklaşıyordu. Muhasebeci ve Koray kafa kafaya verdiler. İki bankadan dev bir kredi çekip firmayı bu iki tembelden satın almanın planlarını yaptılar. Aciz ikiliye teklif götürdüler. Onlar dünden razıydı. Devir işlerini bir hafta içerisinde halledip firmayı yeni sahibine bıraktılar. Koray, kendi azmi ve akıllı muhasebecisi sayesinde öldü denen firmayı satın aldı. Bu iki iş bitirici isim müşterilerin diline dolandı. Herkes onlardan övgüyle bahsediyordu. Mütevazı kişilikleri işleri kadar değerliydi. Aradan üç yıl geçti. Koray, atölye gibi satın aldığı bitik fabrikayı iflastan kurtarmış dillere destan bir hale getirmişti. Üstelik işten çıkarılan ve mağdur edilen tüm arkadaşlarını da tekrar işe almıştı. Gazetelerde, radyolarda, televizyonlarda reklâmları yayınlanıyordu. Allah’ın verdiği yetenekle işçilikten patronluğa geçiş yapmış ama asla ve asla geldiği yeri unutmamıştı. Onlarca insanı mağdur eden iki andavallı yerini iki aklı başında adam gibi adama bırakarak oradan defolup gitti. Akıllarda ise herkesin hak ettiği gibi yaşadığı evveli gerçek sonrası ibretlik bir laf kaldı.

 

Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 7 Ortalaması: 4.1]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir