Skip to main content

Yaşanmamış Aşk I. Bölüm

Yaşanmamış Aşk I. Bölüm

Adam canı sıkkın ama yüzünde hafif tebessümle kapıyı ittirip güverteye çıktı. Her zamanki gibi şık ve kendinden emindi. Yaşadığı yıllar ve ruhuna atılmış sayısız çizik yüzünü yaşlıdan ziyade güçlü hale getirmişti.
Gayriihtiyari sakalını düzeltti.. “Yine sakarlığın tuttu be adam” diye söylendi kendi kendine.. Yanlış feribota bindiğini anladığında limandan ayrılıyordu bindiği gemi… Etrafına bakındı istikameti gösteren tabela ilişmedi gözüne. Sanki anlayacakmış gibi fetibotun gittiği yöne baktı yine gülümsedi.. “Oğlum bu sefer bir kadın değil İstanbul’un güzelliği şaşırttı seni” diye mırıldandı. Gözlerini kapattı, yosun ile büyük şehrin sarmaş dolaş kokusunu çekti içine. “Dünyayı gezdim, görmesem de kokundan tanırım bir sevgili gibi seni be İstanbul” diye haykırdı içinden, neşesi yerindeydi yine…
Kadını fark etti birkaç metre ötede. Yüzünü görebilmek için az daha öne eğildi.. Tek amacı kadının güzelliğini çekiciliğini saklamak olan pardösü ve baş örtüsü hiç bir işe yaramıyordu, güzelliğini saklayamıyordu, sadece daha ilgi çekici hale getirmişti kadını. Pürüssüz beyaz tenini ressamın elinden çıkmış gibi güzel bir burun, akşam güneşinin parlattığı yeşile çalan gözler tamamlıyordu…

Birden alık alık baktığının farkına vardı utandı adam, “iyi ki fark etmedi” diye geçirdi içinden.. Kafasını kadının gözünü ayırmadan dakikalardır baktığı yöne çevirdi.. “Acaba odamı yolunu şaşırdı” dedi içinden yine gülümsedi.. Yakamozda fark edilmeyen martının balıkla mücadelesi gözüne ilişti. “Heh” dedi, “martıya bakıyormuş..” Martı balık ile birlikte yükseldi gözden kayboldu ama kadının baktığı nokta değişmedi. “Hmm” dedi, “martıda değilmiş baktığı…” gözlerinin, yine güzel kadına odaklanmasına engel olamadı. “Oğlum dedi içinden, bakma, bakma. Başına gelecekleri biliyorsun son kez bir kadına böyle baktığında iki çocuk babası olmuştun..” Ama bir türlü engel olamadı kendine, belkide olmak istemedi.. Boğaz zaten güzeldi, bu güzellikle birde çiçek takılmış oldu yakasına, ne güzel yakıştılar birbirlerine diye düşündü… dediği an nazar değmişcesine kadının gözünden bir damla süzüldü, gamzesinde takılıp akşam güneşinde parlamaya başladı.. En zayıf anıydı işte adamın bir kadın, hemde gözünde yaş olan bir kadın.. Çocukluğunda annesinin ısrarla cebine iliştirdiği, babasının da “oğlum delikanlı cebinden eksik etmez” dediği, taşımayı o günlerden alışkanlık edindiği bez mendili çıkardı cebinden, kadının en hafif şekilde “SİZE NEEE..”diye azarlayacağını düşünmesine rağmen tek kelime etmeden sessizce uzattı… Kadın kafasını çevirdi….

Ein Kompliment

Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 55 Ortalaması: 4]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir