Skip to main content

Bir Dilek Tut

Bir Dilek Tut

Hayatta mezarlıklardan daha kasvetli bir yer olabilir mi?

Olamaz dediniz değil mi?

Aslında olur.

Yaşamın bedende sona erdiği yer değildir önemli olan. Yaşarken içinde ölendir. Ölen umutların, hayallerindir… Sevmekten vazgeçmendir asıl acı olan.

İşte cumartesi günü mezarlığa gittiğimde içimden tam olarak bunlar geçiyordu.

Neden mezarlık gibi kasvetli bir yeri ziyaret ettiğimi ben de bilmiyorum, sadece içimden gelen ani bir dürtüydü. Şimdi düşünüyorum da, belki de o sıralar hayatımda olan her şey beni uyarmaya çalışıyordu. Bense aptallık edip bunlara bir anlam veremedim.

Hey millet, düşündüm de sizi uyarmam gerekir. Benim yaptığım hatayı siz de yapmayın. Çevrenize bir bakın, belki de size anlamsız gelen şeyler geleceğinize dair çok büyük mesajlar içeriyordur. Hatta belki de… Yakında öleceğinizin haberini veriyordur? Tamam, tamam, kızmayın. Sadece şakaydı. Başından geçenler pek komik olmayınca şakaların da pek komik olmuyor haliyle…

Pekala, nerede kalmıştık?

Mezarlıktaydım. Yarım kalmış hayatlarla dolu o ürkütücü yer… Açıklamam gerekir ki orada insanı çeken bir şey vardı. Büyülü bir mekan… Kayıp ruhlar sanki onun yerine siz yaşadığınız için öfkeli çığlıklar atıyordu. Bunları düşündüğüm için kendimi deli gibi hissediyordum açıkçası. O zamanlar önünden öylesine geçtiğim mezarlardan birinde yatacağım hiç aklıma gelmemişti. Hem de yakın bir zamanda olacağı… Düşündüğüm en son şeydi. Şimdi bile inanmakta zorlanıyorum.

Yine de ölmemi sağlayan hastalık virüslerine minnettarım.

Ölmeden önce son kez dolu dolu sevmemi ve sevilmemi sağlayan o harika çocukla karşılaştırdıkları için…

( Devamı gelecektir. Bu yazdığım seri bir hikayenin giriş bölümüdür, bu sitede seri hikayeler çok olmasa bile sizinle paylaşmak istedim. )

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 5 Ortalaması: 3.6]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir