Qayıbova Aytac  

Arca ‘Alaca Atı Arca’

Alaca At Arca’nın Hikayesi; Mergen Doğanay Öktem At’ın üstünde hızlıca görünen dereyi aşıp geçmişti. Baba Sergen arkasından çok bakınsa da artık görünmüyordu Mergen. Epeyce gittikten sonra Arca’nın nefesini duyar gibi kulaklarını dikti Öktem. Mergen atını rahat bırakıp Arca’yı bulması için yön verdi ve beklemeye başladı. Öktem yeller gibi geçerek Sırma Deresinin dibinde bulmuştu Arca’yı. Küheylan gibi at şimdi yaralı ve halsizdi. Ne ölümü ne de kurtarılmayı bekliyordu. Arca’nın beklediği kişi Giray’dı.

Erkin Giray Bozkır beylerinin önde gelenlerinden birinin oğluydu. Adı gibi sanı da tez vakitte tüm bölgeye yayılmış bir er’di. Erkin Giray’ın adının anlamı ‘Özgür Han, Kişi’ anlamındaydı. Uzun yıllar yolu gözlenen, uğruna bir sürü adaklar adanan, kurbanlar kesilen, törenler hazırlanan bey oğlu beydi Giray. Ama hiçbir zaman başı göklerde olmamış, burnunun dikine gidip de beylik taslayan biri olmamıştı. Saygılı, mert, çelik gibi bir yiğitti. Adının hakkını veren; cenklere, savaşlara bayraktar olan, gözü tok, gönlü pek, yüreği temiz Erkin Giray’dı o. At yiğidin dostu, sırdaşıdır, derler. Giray’la Arca da bir birlerine yoldaş, sırdaştı. Arca sıradan bir at değildi. Sadece Altay Türklerinin yetiştirdiği bir at ırkına mensup ‘Alaca’ atıydı. Efsaneye göre bu at ırkı Hz. Hızır’ın eliyle yaratılmış. Arca Giray’ın göz nuruydu sanki. Arca olmadan su bile içmez, bir adım atmazdı. Arca da Giray’a bir o kadar bağlıydı. Kokusundan, nefesinden tanırdı sahibini. Giray kasıtlı olarak ‘Arca’ ismini seçmişti atı için. Arca gibi temiz, paktı ismi de. Zaten kendisi de duruydu. O sabah Mergen Arca’nın yel gibi uçtuğunu görünce endişelenmişti fakat peşinden gitmek için sebebi olmadığından atlarının yanına dönmüştü. Mergen Doğanay Bozkırların aşağı tabakasına mensup bir tarıgçının (çiftçinin) kızıydı.  Mergen ailenin 6. kızıydı. Toplamda 7 kız kardeşlerdi ve Mergen’den 3 yaş küçük İlkay (Hilal) adında bir kız kardeşi daha vardı. Mergen tam da isminin insanıydı. İsmi aklı temsil ettiği gibi kendisi de ailenin düşünen beyniydi. Çocukluğundan beri sürekli cenklere katılmış, at belinde büyümüştü. Yazın ilk gecesi ay ışığında doğduğu için Mergen Doğanay ismi verilmiş kendisine. Mergen köç esnasında çöllerde rastgele bulduğu yabani, vahşi atları kendisi ile götürür sonra onları yetiştirirdi. Öktem’i de bir göç sırasında bulup kendisi ile götürmüştü. Ama Öktem’de farklı bir sıcaklık duymuştu ki ona farklı yaklaşmıştı. Onurlu, dirayetli anlamına gelen ‘Öktem’ ismini de bu yüzden vermişti ona. Öktem diğer atlara benzemiyordu. Hırçın, öfkeli, deli bir attı. Zaten Mergen haricindeki kimseyi de üzerine bindirmezdi. Ama Mergen’e çok alışmış, ondan ayrılamaz hale gelmişti. Giray sabahın dördünde kalıp giyinerek çadırından çıkmıştı o sabah. Arca olmadan hareket etmeyen Giray bu defa başka bir ata binerek sessizce uzaklaşmıştı ovadan. Giray’ın yokluğunu anlamış gibi Arca da kanatlanmışçasına peşinden gittiği esnada Mergen görmüştü onu. Sebep bulamayışı en fazla yarım saat tutabilmişti onu. Sonra hemen Öktem’in sırtına atlayıp Arca’nın gittiği semte doğru gitmeye başlamıştı. Arca’yı bulduğunda yaralı olduğunu anlayınca önce hissettiği kuşkunun bin katını hissetmeye başlamıştı…

Yazar: Qayıbova Aytac

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu