Skip to main content

İki Bardak Su

İki Bardak Su Çok eski zamanda, bir hükümdar varmış. Zenginliği tüm dünyaca bilinirmiş. Hükümdar her gittiği yere hazinesinin bir bölümünü götürür ve bunları sergilemekten büyük onur duyarmış.     Hükümdarın yaşamda en çok güvendiği, tek akıl hocası bir bilge kişiymiş.     Günlerden bir gün bu bilge kişiyle otururken hükümdar şöyle bir soru sormuş:     “Sen ki […]

Devamını Oku

İstanbul’da Velî Var mıdır?

İstanbul’da Velî Var mıdır? Devrin padişahı bir gün vezirine sordu: İstanbul’da velî var mıdır? Vardır şevketli padişahım! Haydi gidip bir ziyaret edelim. Emredersiniz sultanım! Yanına gideceğimiz bu zatın gerçekten velî olup olmadığını nasıl anlayacağız? Hiç merak buyurmayın, gayet kolaydır. Dedi vezir.Padişah ile veziri tebdil-i kıyafet ederek sokağa çıktılar ve kapalı çarşıda bir dükkana girdiler. Vezir […]

Devamını Oku

Nasuh Tövbesi

Nasuh Tövbesi Yıllar önce Nasuh adında bir adam vardı. Nasuh hamamlarda tellaklik eder böylece kadınları kolaylıkla avlayarak baştan çıkarırdı. Yüzü kadın yüzü gibi tüysüzdü. Erkekliğini bu yüzden rahatlıkla gizlerdi. Nasuh yıllarca tellaklık etti, kimse onun erkek olduğunun farkına varmadı. Çünkü yüzü kadın yüzü gibi, sesi kadın sesi gibiydi. Çarşaf giyer peçe takardı, fakat şehveti azgın […]

Devamını Oku

İki Köle

İki Köle Bir gün padişah iki tane köle satın aldı. Kölelerden biri çok temiz yüzlü inci dişli biriydi, nefesi gül gibi kokuyordu. Diğeri oldukça çirkindi, dişleri çürümüş ağzı kokuyordu.     Padişah o güzel yüzlü köleye ihsanlarda bulunarak onu hamama gönderdi. Dişleri çürümüş ağzı kokan köleyi yanına çağırdı. Kendini çok beğendiğini fakat arkadaşının kendisi hakkında çok […]

Devamını Oku

Mücevherle İmtihan Yapan Padişah

Mücevherle İmtihan Yapan Padişah Gazneli Sultan Mahmud bir gün divana gittiğinde bütün memleket büyüklerinin orada toplanmış olduklarını gördü. Beylerini ve vezirlerini denemek istedi. Bir mücevher çıkararak vezirine uzattı:     – “Bu nasıl bir mücevher, değeri ne olabilir?” diye sorunca vezir:     – “Bu çok kıymetli bir mücevherdir, yüz eşek yükü altın eder.” dedi.     Padişah:

Devamını Oku

Sakanın Eşeği‏

Sakanın Eşeği‏  Fakir bir saka, o sakanın da bir eşeği vardı. Zayıf zavallı bir eşekti, sırtında yüzlerce yara vardı. Değil arpa ot bile bulamıyordu.     Padişahın atlarının bakıcısı bu sakayı tanıyordu. Onunla eskilere dayanan bir ahbaplığı vardı. Bir gün sakaya rastladı:     – “Bu zavallı eşeğin hali ne böyle, nerdeyse zayıflıktan ölecek.” dedi.     Saka […]

Devamını Oku

Zalim Padişah’ın Ölümüne Sevinen Azrail

Zalim Padişah’ın Ölümüne Sevinen Azrail   Cenab-ı Hak, Azrail (a.s); -”Ya Azrail!. Bir kimsenin ruhunu alırken hiç üzüldüğün oldu mu? diye sormuş. Azrail de edeple : -” Ya Rabbi her şey Sana malum…Yalnız bir kulunun ruhunu alırken çok üzüldüm. Oda bir gemi dalgalar arasında parçalanıp batmıştı. Fakat o gemide kundakta bir bebek vardı. Anasının ölümü […]

Devamını Oku