Dehşet ÖyküleriDerya KüçükkirişDünya KlasikleriKısa HikayelerKorku Hikayeleri

Dehşet Hikayeleri “İspiyoncu Yürek”

Dehşet Hikayeleri

Dehşet Hikayeleri “İspiyoncu Yürek”

 

Okuyacağınız Bu Hikaye Edgar Allen Poe Tarafından Yazılmış ve Çevirisi Derya Küçükkiriş Tarafından Yapılmıştır.

TAMAM KABUL EDİYORUM, DOĞRU! HASTAYIM, hem de çok. Ama neden aklımı kaçırdığımı söylüyorsunuz ki? Neden deli olduğumu iddia ediyorsunuz! Kendimi yüzde yüz kontrol edebildiğimi görmüyor musunuz yahu! Deli olmadığım apaçık ortada değil mi? Deli olmak bir yana hastalığım aklımın, duygularımın daha güçlü olmasını sağladı. Özellikle de işitme yeteneğim çok daha güçlü artık. Daha önce hiç işitmediğim sesleri işitebilir oldum. Cennetten, cehennemden gelen sesleri duyabiliyorum !

Dinle, dinle de, her şeyin nasıl geliştiğini anlatayım sana. Akıl sağlığımın son derece normal olduğunu sen de görecek ve duyacaksın böylece.

Bu fikir aklıma ilk nasıl düştü, inan ben de bilmiyorum. Yaptığım şeyin hiçbir nedeni yoktu. O yaşlı adamdan nefret etmiyordum; severdim onu hatta. Beni incitecek hiçbir şey yapmamıştı da. Parasında da gözüm yoktu. Sanırım sorun gözündeydi. Gözü bir akbabanınki gibiydi; hayvanlar ölürken bekleyip izleyen, sonra da cesetlerinin üzerine çöküp yemek için parça pinçik eden o korkunç kuşun gözü. Yaşlı adam o akbaba gözüyle bana baktığı zaman o buz gibi his sırtımda bir aşağı bir yukarı gezinir, kanımı dondururdu. En nihayetinde adamı öldürüp o gözü sonsuza dek kapama kararı aldım işte!

Hal böyle olunca, deli olduğumu şimdi düşünüyor musun? Deli bir adam plan yapamaz. Ama beni görmen lazımdı sinsi planımı devreye sokarken. Tüm hafta boyunca ona dostça, sıcak ve yakın davrandım elimden geldiğince. Korku Hikayeleri

Her gece saat 12’de kapısını usulca açtım. Kapı yeteri kadar açıldığı zaman içeriye önce elimi sonra başımı uzattım. Elimde üzeri bezle örtülü bir ışık vardı; böylece ışığım belli olmayacaktı. Girince sessizce durdum odada. Sonra dikkatlice örtüyü kaldırdım, çok azıcık, o aralıktan sızan ince minicik ışık huzmesi gözünün üzerine düşüyordu. Yedi gece boyunca yaptım aynı şeyi, yedi uzun gece, tam gece yarısı. Her denememde göz kapalıydı, bu şekilde öldüremezdim ki onu! Yaşlı adama kastım yoktu sonuçta, benim derdim o gözdü, Şeytani Göz. Korku Hikayeleri

Her sabah odasına gittim. Sakin arkadaşça ses tonumla ona nasıl uyuduğunu sordum. O benim her gece on ikide odasına gidip nasıl uyuduğuna baktığımı bilmiyordu ki sonuçta. 

Sekizinci gece, odasının kapısını aralarken her zamankinden kat be kat dikkatliydim. Saatin akrep ve yelkovanı bile benim ellerimden daha hareketliydi, öyle söyleyeyim. Daha önce hiç bu kadar gücüme hakim ve başarımdan emin hissetmemiştim kendimi. Korku Hikayeleri

Yaşlı adam kapısında olduğumdan bir haber yatıyordu. Birden yatağında kıpırdandı. Korktuğumu düşünmüş olabilirsiniz o an. Ama yanılıyorsunuz. Odasının karanlığı koyu ve zifiriydi. Açılan kapıyı görmediğine eminim. Açtığım kapıyı yavaş yumuşak hareketlerle itmeyi sürdürdüm. Başımı uzattım. Örtülü ışığımla beraber başımı içeri uzattım. Ansızın yaşlı adam yatağından doğrulup bağırmaya başladı, ‘’Kim var orada??’’ Korku Hikayeleri

Kıpırdamadan durdum. Tam bir saat hiç hareket etmeden bekledim. Onun yatağa geri yattığını da duymadım. Sonra adamdan yükselen o korku nidasını duydum. Şimdi yatağında dehşet dolu bir şekilde oturduğunu biliyordum; bildiğim bir başka şeyse benim burada olduğumu anladığıydı. Beni görmüyordu ama. Duymuyordu da. Hissediyordu sadece. Ölümünün kapıda beklediğini biliyordu. Korku Hikayeleri

Usulca, milim milim örtüyü kaldırdım, ta ki ufacık minicik bir ışık lambadan çıkıp ‘’O’’ na, akbaba gözüne düşene kadar! Bu defa açıktı hem de sonuna kadar, bana baktıkça öfkem yükseldikçe yükseldi. Adamın yüzüne dikkat edemiyordum artık. Sadece o koyu mavi göz vardı görebildiğim ve damarlarımda akan kan bir kez daha buza dönmüştü. Korku Hikayeleri

İşitme yeteneğimin olağanüstü derecede güçlendiğinden söz etmiştim size değil mi? Hızlı, alçak ve yumuşak bir ses çalındı kulağıma; duvardaki saatin sesini andırıyordu. Bu ihtiyarın atan yüreğinin sesiydi. Çok sessiz durmaya gayret ettim. Ama ses gittikçe güçlendi. Adamın korkusu git gide artıyor olmalıydı. Ses güçlendikçe bendeki sinir de çığ gibi büyümeye başladı. Artık sinirden çok daha fazlasıydı. O sessiz gecede, karanlık ve sessiz yatak odasında sinirim artık korku haline gelmişti. Yürek öylesine sesli atıyordu ki birileri duyacak diye endişelenmeye başlamıştım artık. Zaman gelmişti artık! Odaya ‘’Öl! Öl!’’ diye bağırarak daldım. Adamın üzerine atıldığımda korku dolu çığlığı basmıştı,  yatak örtülerini başına sıkıca bastırdım. Yüreği hala atmaktaydı ama başarının artık yakın olduğunu bildiğim için gülümsedim. Dakikalarca atmayı sürdürdü yürek; ancak sonunda durdu. İhtiyar ölmüştü. Yatak örtülerini üzerinden çekip kulağımı yüreğine dayadım. Ses yoktu. Evet. Ölmüştü! Bir kaya gibi ölüydü. Gözü artık beni rahatsız edemeyecekti! Dehşet Hikayeleri

Sizce deli miyim ben? Cesedini kimsenin göremeyeceği bir yere koyarken ne kadar temkinliydim, görmeliydiniz. Önce başı, daha sonra kolları ve bacakları kestim. Yere tek bir damla kan sıçramaması için ne kadar özen gösterdim bilemezsiniz. Tabandaki üç tahtayı dikkatlice yerlerinden söktüm, ceset parçalarını yerleştirdim içine. Sonra tahtaları yerlerine aşırı dikkatle koydum, insan gözü asla yerlerinden oynadıklarını fark edemezdi. Dehşet Hikayeleri

İşimi bitirir bitirmez kapı sesi geldi kulağıma. Sabahın dördüydü saat, ama hala karanlıktı. Kapıyı açmaya gittiğimde hiç korkmadım ama. Üç adam vardı kapıda, üç polis memuru. Komşulardan biri yaşlı adamın çığlığını duymuş polise haber vermişti; bu üçü de beni sorgulayıp evi aramaya gelmişti işte. Dehşet Hikayeleri

Polisleri içeri buyur ettim. Çığlığın benim uykumda çıkardığım ses olduğuna ikna ettim onları. Yaşlı adam gitti dedim; köyden bir akrabasını ziyarete. Tüm evi gezdirdim, her yeri arayabileceklerini söyledim. En son yaşlı adamın odasına götürdüm onları. Bir oyun oynarcasına oturtup konuşmaya teşvik ettim. Dehşet Hikayeleri

Sakin ve umursamaz tavrım polislerin hikayeme inanmasını sağlamıştı. Oturup benimle arkadaşça konuşmaya başladılar bu yüzden. Aynı sakinlikle konuşmamı sürdürsem de bir süre sonra gitmelerini istedim içimden. Başımda bir ağrı vardı, kulaklarıma da tuhaf bir ses geliyordu bir yerlerden. Daha fazla, daha hızlı konuşmaya başladım sesi bastırmak için. Ama ses daha da berraklaştı. Onlar durumdan habersiz konuşmaya devam ediyorlardı. Dehşet Hikayeleri

Birden sesin kafamda değil dışarıdan geldiğini anladım. O an oldukça beyazladığımı tahmin ediyorum. Daha sesli daha hızlı konuştum. Gelen ses de benimkiyle beraber yükseldi. Hızlı, alçak, yumuşak bir sesti bu, duvarın ötesinden gelen bir saat sesi gibi, çok aşina olduğum bir sesti bu. Daha da daha da yükseldi. Neden gitmiyordu ki polisler?  Ses ses ses! Ayağa kalkıp odada hızlı hızlı volta atmaya başladım. Sandalyemi yerde sürükledim ses çıkarmak için, gelen ses bastırılsın diye. Artık bağırır gibi konuşuyordum. Adamlar hala bihaber gülüp sohbet ediyorlardı. Duymamalarına imkan var mıydı? Dehşet Hikayeleri

Yok! Duymuşlardı! Emindim. Biliyorlardı! Şimdi oyun oynama sırası onlardaydı. Dayanabileceğimden çok daha fazla acı çekmeye başladım, hem gülmelerinden hem de şu lanet sesten. Daha sesli daha sesli! Daha fazla katlanamadım. Yere işaret ederek ‘’Evet! Evet onu öldürdüm. Tahtaları kaldırınca göreceksiniz! Öldürdüm onu. Ama neden durmuyor yüreği?! Neden atıyor hala!?’’ Dehşet Hikayeleri

Edgar Allen Poe’nun Tell-Tale Heart isimli kısa hikayesinden çevrilmiştir.

Çeviren – Derya KÜÇÜKKİRİŞ

hikaye, öykü, hikaye oku, hikaye okuma, çeviri, hikaye çevirme, Derya KÜÇÜKKİRİŞ, öykü, Edgar Allen Poe hikayeleri, Korku Hikayeleri, Dehşet Hikayeleri, Dehşet, Korku, Dünya Klasikleri,

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu