Macera Hikayeleri

Hikaye Oku “Uzaktaki Kovboy” 1. Bölüm

Hikaye Oku

Hikaye Oku “Uzaktaki Kovboy” 1. Bölüm

Goldenstand kasabası batı’nın vahşiliğinden uzak, sakin bir kasabaydı. Goldenstand çok büyük bir kasaba değildi. Kasabada tam olarak: Otel, banka, salon,dükkanlar ve bir kaç bina vardı. 1860. yıllardan beri buralarda pek suç işlenmezdi. Ta ki, 1863 e kadar.

Batı, her zamanki gibi sıcaktı. Güneş toprağı kavuruyor, toprak alev-alev yanıyordu. Sonsuz bir paradoks gibi. Bu sıcak günde uzaklardan 3 atlı göründü. Kafalarında şapkaları, bellerinde silahları, Goldenstande doğru geliyorlardı. Kasabaya giden yoldaki köprünün üzerinden geçtiler. Tahtaları gıcırdıyordu. Çok eski olmalı. Kasabanın girişine geldiler, tabelada “GOLDENSTANDE” yazıyordu. Aralarında en büyüğü Jesse, tabelaya uzun-uzun baktı ve ağzındaki sigarayı alıp yere attı. Üçü de kasabaya girdi. Hava sakindi ama hafif rüzgar vardı. Kovboy şapkalarının altından omuzlarına dökülen saçları dalgalanıyordu. Dışarıdaki insanlar kafalarını yeni gelen yabancılara doğru çevirip baktılar sonra yeniden kendi işlerine döndüler. Kovboyların en küçüğü Carl kasabayı süzdükten sonra atından indi. Diğer kovboylar Jesse ve James de atlarından indiler. Salonun girişindeki çitlere atları bağladıktan sonra salona girdiler. Salona girmeden önce son defa Jesse bankaya baktı ve o da salona girdi.

Salondan çoğunlukla sigara kokusu geliyordu. Sigara dumanları havada uçuşuyordu. Bir tarafdan içki içip sarhoş olup kadınlara asılanlar, diger tarafdan kumar oynayıp bağıranların sesleri vardı. Kovboylar içeri girip, masalardan birinde oturdular. James üç içki söyledi. Jesse cebinden sigarasını çıkarıp yaktı ve tüttürmeye başladı. İçkiler geldi. Herkes içkisinden bir yudum aldıktan sonra Jesse konuya girdi:

– Bu işi sessice halledeceğiz. Silah kullanmayacağız, sadece bıçaklarla. Ben içeri gireceğim ve arkamdan siz ikiniz geleceksiniz. Ben kasiyeri silah göstererek tehdit edeceğim. Siz de o sırada içerideki bekçiyi halledeceksiniz. Halletdikten sonra James kapının önünde bekçilik yapmak için dışarı çıkacak. – dedikten sonra James:

– Peki, içeriye biri girmek isterse ? – diye sordu. Jesse biraz düşünüp:

– Kasada sorun olduğunu falan söylersin. Neyse herkes ne yapacağını anladıysa artık kalkabiliriz. İçkilerini bitirip, masadan kalktılar.

Bankanın önüne geldiler. Jesse boylanıp pencereden içeri baktı ve içeride sadece bir bekçi vardı. kısık bir sesle:

– güzel. – dedi, içinden. Sonra Jesse içeri girdi, onun ardındanda Carl ve James girdi. Bekçi sandalyelerden birinde oturmaktaydı. Beş dakika sonra kasa odasından bir kadın çıktı ve kapıya doğru gitti. Kasiyer:

– Bir kişi gelebilir. – dedikten sonra Jesse ayağa kalkıp, kasiyerin odasına doğru yürüdü. Kasiyer kendi masasının arkasına geçip, eli ile sandalyeyi göstererek:

– Lütfen oturun.- dedi. Jesse etrafa bakındıktan sonra masanın yanına geldi. Deri ceketini eli ile aralayarak, altı patlarını gösterip:

– Boşuna bağırmana gerek yok bekçi çoktan ölmüştür. Şimdi o kasayı aç. – dedi, sakin bir sesle. Kasiyerin gözleri büyüdü, rengi kaçtı. Derinden nefes alıp ayağa kalktı. Kasaya doğru yavaş adımlarla yürüdü. Eğilip kasayı açmaya başladı. Kasanın hemen arkasında zor günler için gizlenmiş bir bıçak vardı. Kasiyer bir eli kasanın şifresini girerken, diğer eli ilede çaktırmadan bıçağı almaya çalışıyordu. Kasayı açdıktan sonra beklemeye başladı. Jesse kendisine arkasını dönmüş kasiyere bakıp:

– Tamam, artık çekilebilirsin. – dediği anda elinde bıçak olan Kasiyer, Jessenin üzerine atıldı. Ani bir refleksle Jesse silahın tetiğini çekti ve silah patladı. Çıkan mermi kasiyerin boğazına saplandı. Kanlar fışkırdı. Çıkan kan Jessenin suratına geldi. O sırada sandalyede oturmakta olan bekçi, diksinerek ayağa kalktı. Kapıya doğru koşmaya başlarken, Carl:

-Hadi! fırsat bu fırsat.- dedi ve kapının önündeki bekçiyi boğazladı. Bıçağı ile boğazını kesti sonra kapıyı açıp içeri girdiğinde. Yerde uzanan bir cesetle, elinde çuval olan bir Jesse gördü. Jesse heyecanlı bir sesle:

– Sesi duymuşlardır, hemen gitmeliyiz!- deyip, bankanın çıkışına koştu ama pencerenin yanındaki James, onlara bağırarak:

– Şimdi çıkamayız, dışarıda bazı olaylar dönüyor. – dedikten sonra Carl ve Jesse de pencerenin yanına gelip izlemeye başladılar. Tam beş atlı şerifin önünde durmuş, konuşuyorlar. Aniden beş atlıdan biri silahını çıkarıp ateş etti. Çatışma çıktı. Jesse çatışmayı izleyip:

– Tamam, aradan sıvışabiliriz.- dedi. Ardından Carl:

– Bence bu iyi bir fikir değil.- dedi ama Jesse dinlemiyordu bile.

Şerif ve adamları haydutlara çatışmadaydı. Çatışma sırasında bankadan çıkan, elinde çuval olan bir adam gördü. Atına koştu ve arkasındaa iki kişi daha çıktı. Şerif durup düşündü sonra ise atına doğru koştu. Haydutları bırakıp bu adamların peşine düştü.

Jesse elindeki çuvalla atını dörtnala koşturmaktaydı. Böyle at kullanmak zordu ama Jesse iyi biniciydi. Arkasında Carl ve James geliyordu. Onların arkasında ise Şerif ve adamları vardı. Şerif kendisi ile üç adam götürmüştü ama Jamesin attığı merimlerden biri Şerifin adamlarından birinin göğsüne geldi. Adam dengesini yitirdi ve yere düştü. At tozları kaldırarak koşmaya devam etti. Şerif sinirlendi ve silahını doğrultup öne doğru sıktı. Mermi James’in atının bacağına isabet etti. At yere düştü. James de onunla beraber yuvarlanarak, toz bulutu oluşturdular. Bunu gören Carl atının yönünü çevirdi ama Jesse durmadan atı ile uzaklaştı. Şerif kendi adamlarına bağırarak:

– SİZ ÇUVALLI ADAMI TAKİP EDİN! – dedi ve atından inerek, yerde yatan Jamesin yanına geldi. O anda Carl atı ile James’e doğru gelmekteydi.

Şerif silahını uzattı ve sıktı. Jamesin kafasında delik açıldı. Merminin sesi ile Carlın bağırışlarının sesi yükseldi. Carl öfkeyle atından atladı, silahını çekti ve ateş etmeye başladı. Silahını hızlı-hızlı dolduruyor, hızlı-hızlı ateş ediyordu. Ta ki, mermisi bitene kadar. Mermilerden kaçan şerif, bir kayanın arkasına sığındı. Atların ikiside mermi seslerinden çoktan toz olmuştu. Carlda yakınlıkta ki bir kayanın arkasına geçti. Şerifin silahıda boştu. Kafasını kayadan çıkarıp, etrafa baktığında: Jamesin ölü bedenin yanındaki silahı gördü. Carlda o silaha bakıyordu. Sessilzik çöktü. Sonra şerif kayanın arkasından çıkarak, Silaha doğru koşmaya başladı. Aynı anda Carl’da silaha doğru koşuyordu. Şerif ondan önce silahı aldı ve Carl’a doğurltup, tetiğe bastı ama silah boştu. Carl hızını azaltmadan koşmaya devam etti. Şerifi yere serdi ve yumruklamaya başladı. Şerif silahı çevirip, kabzası ile Carlın yüzüne vurdu. Carl iki elinide ağzına doğru götürürken, şerif tekme ile Carlı kendinen uzaklaştırdı. Bu sefer şerif üste geçti. Carlın yüzü kana bulandıkca, şerifinde eli kana bulanıyordu. Sonra Carl’ın aklına bankayı soymak için kullandıkları bıçak geldi. Şerifin yumruklarından birini blokladı ve elini cebine atıp, bıçağı çıkardı. Şerifin karnında kesik açtı. Şerif acı ile çığırdı. Carl’dan bir darbe daha geldi. Bu sefer şerif yere düştü. Carl, şerifin üzerine geçip bıçağı ile gırtlağını kesti. Ayağa kalktı, yüzü kanlar içindeydi. kafasını arkaya doğru çevirdi ve tepeye doğru yürümeye başladı.

Sizden Gelenler – Orhan

Hikaye, hikaye oku, macera hikayeleri, aksiyon, vahşi batı, kovboy, polisiye hikayeler, macera hikayesi, polisiye hikaye, aksiyon hikayesi,

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu