İbretlik HikayelerMustafa SöylememSizden Gelenler

Hikaye: “Erkek Haklarını Sen Ne Sanıyordun?”

Hikaye

Hikaye: “Erkek Haklarını Sen Ne Sanıyordun?”

Berke dokunsan ağlayacak durumdaydı, kız arkadaşından ayrılmaya karar vermişti, ona bunu insan gibi söylemişti. Ancak kız bunu kaldıramamış önce tehditler savurmuş sonra da Berke’nin kendisine tecavüz ettiğine dair bir iftira atmıştı. Bu iftiranın ardından hiç kimse, ailesi bile onun yanında durmamıştı. Tüm dostları ona telefonlarını ve kapılarını kapamıştı. Hatta pek çoğu telefonu açtığıyla hakaretler yağdırmış öyle kapamıştı. Dinlememişlerdi bile. Hikaye

Okulda bir çocuk vardı, adı Alperen. Berke onun üniversitedeki cadı kazanı feminizm kulübü (evet böyle bir  kulüp pek çok üniversitede gerçekten var) ile birkaç kez tartıştığını görmüştü. Ona gitti, derdini anlattı, Alperen “Sana kimse yardımcı olamaz.” dedi. Berke “Nasıl ama, bu düpedüz haksızlık, benim haklarımı savunan kimse yok mu?” diye sordu. Alperen “Eskiden bir erkek hakları savunucusu tanıyordum Adı Mustafa, ona gidebilirsin.” dedi.

Berke çaresiz elinde bir adres, şehirler arası otobüse bindi. Koca memleketteki üç beş erkek hakları savunucusundan birini bulmaya gitti. Hikaye

Berke Mustafa’yı iş çıkışında buldu, ağlamaklı bir yüz ifadesiyle “Çok çaresizim, ne olur bana yardım et.” dedi. Mustafa önce şaşırdı ardından bir bank buldular oturdular konuşmaya başladılar.

Berke ağlamaklı bir biçimde yaşadıklarını anlattı, uğradığı haksızlığı ve kimsenin ona inanmadığını anlattı.

Mustafa Alperen gibi hiç şaşırmamıştı, o da “Hiç kimse sana yardım edemez, kuzu kuzu git hapsini yat.” dedi. Berke şaşırmıştı “Sen ne diyorsun? Ne hapsi!” diye bağırdı. Mustafa “Beyimiz galiba kadın beyanı esastır diye bir şeyi hiç duymamış.” Deyip yılgın bir yüz ifadesiyle gülümsedi. Hikaye

Berke afalladı “Ama o madde sadece koruma amaçlı, kadını korumak için katil erkeklerden, kötü erkeklerden, sadece yargılama bitene kadar.” Mustafa “Aynen öyle, tutuklu yargılanacaksın ve bu ülkede bir mahkemenin üç yıldan aşağı sürdüğünü gören olmadı.” Berke’nin gözleri iri iri açıldı. “Ne diyorsun sen, benim hiç bir suçum yok bana bunu yapamazlar.”

Mustafa telefonuna uzandı, çıkardı, yer imlerimde kayıtlı sayfalardan bir tane açtı. Feministlerin tecavüzle suçlanan bir erkeğin tutuksuz yargılanmasına karar veren bir hakimi mahkeme önlerinde protesto yapa yapa nasıl görevden aldırdıklarına dair bir yazı. Elbette haberde feministler haklı ve tutuksuz yargılanma kararını veren hakim adi bir tecavüz savunucusu olarak gösterilmişti. Hikaye

Mustafa “Hiç bir hakim seni tutuksuz yargılanmana cesaret edemez.” Berke, “Ne yani işlemediğim bir suçtan dolayı üç yıl hapis mi yatacağım?” Mustafa umursamaz bir yüz ifadesiyle “Hayır, en az on beş yıl yatacaksın, hatta daha iyisi tecavüzcüler asılsın diyen arkadaşlar başarılı olursa idam da edilebilirsin.” Berke’nin yüzü bem beyaz oldu.

“Ama nasıl olur, tutuklu yargılasalar bile ben masumum. Kızın tecavüze uğradığını idda ettiği gün  gecenin on birinde elinde viski ile evime geldiğini gösterir kamera kayıtları var. Hikaye

Mustafa bu sefer telefonuna tekrar uzandı. Tekrar adliye önünde protesto yapan onlarca kadın avukatın görüntüsü ve altında “Kadına o saatte orda ne işin vardı diyen kadın düşmanı kadın savcı protesto edildi” yazıyordu. Haberin ayrıntılarındaysa gecenin bir vakti sarmaş dolaş olduğu bir profesör doktorun evine giren kadının, beraberce gecenin bir vakti sarmaş dolaş evine girdiği kamere kayıtlarında olan profesörü tecavüzle suçlaması vardı. Kadın savcı bu görüntüleri görünce dayanamamış “Gecenin bir vakti sarmaş dolaş adamın evine gitmişsiniz, bu nasıl tecavüz.” demeye cesaret etmişti. Ama bu ne habere göre bu ne cüretti, sarmaş dolaş eve girmeleri ve çevrelerinde ilişkileri olduğunun bilinmesi nasıl olurdu da tecavüz iddiasına ters olabilirdi. Berke titredi, “Ama … Ama … tecavüz için ya darp, ya uyuşturucu ya da hiç yoksa vajinada zorla ilişkiye girildiğine dair mikro yırtıklar olmak zorunda, delil olmak zorunda, adli tıp tabibi benim masumiyetim…” Berke sözünü bitiremedi, Mustafa elini yine telefonunda gezdirdi. Hikaye

Haberde yine adi adli tabip ile başlıyordu. Adi adli tabip “Ortada hiç bir delil yok, ben buna tecavüz diyemem.” demişti. Ve protestolar ve medya linci eşliğinde görevden alınmıştı.

Berke “Ama ben bunu hak edecek ne yaptım?” diye sordu. Mustafa “Bir kez olsun haberlerin manşetinin altına inip bu adam tecavüzle ya da karısına şiddet uygulamakla suçlanıyor ama bir sebebi var mı ya da iftiraya uğruyor olabilir mi diye sordun mu?” dedi. Berke “Hayır.” dedi. Ardından “Medyanın verdiği haberi sorgulamak aklımın ucundan bile geçmedi.” dedi.

Devam etti, “Üstelik ben kadına şiddete karşıyım, kadına şiddetin hiç bir gerekçesi olamaz.” dedi.

Mustafa “Yani sana göre benim gözümde kadına şiddet uygulamak ya da tecavüz etmek doğrudur öyle mi?” dedi. Berk “Ama…” birşey diyecekti ama ağzını açamadı. Hikaye

Mustafa “Dur tahmin edeyim, sen erkek hakları savunuculuğunu tecavüzcüleri ya da karısını dövenleri savunmak sandın öyle mi?” öykü

Berke “Öyle değil mi…” Hikaye

Mustafa “Ben hayatımda hiç bir kadına bir fiske bile vurmadım, hayatımda kendimden en nefret ettiğim anlar ise bir anlık öfke ile anneme karşı sesimi yükselttiğim anlardır. Tecavüze gelince bırak tecavüzü, bırak elle tacizi bir kadını sözle taciz ettiğim ya da rahatsız edecek şekilde gözlerimi dikip uzun uzun baktığım tek sefer bile yoktur.” Berke Mustafa’ya baktı “Ama kadına şiddetin hiç bir haklı gerekçesi olamaz.” Öykü

Mustafa “Bu son derece rezil bir ifade, şiddetin gerekçesi vardır, kadına şiddetin de gerekçesi vardır. Mesela benim bir arkadaşım üzerine deli gibi saldıran nişanlısını durdurmak için kolunu bükmüş.” Berke durdu “Sonra” Mustafa “Çocuğu karakola götürüp bir güzel dövmüşler, ne yüzündeki yırtık ve patlakları görmüşler ne de anlatmaya çalıştığı sesini duymuşlar, sadece sen erkeksin haksızsın demişler ve dövmüşler, sonra da nişanlısı öfkesi geçip karakola gidip her şeyi anlattıktan sonra salmışlar. Ama eğer kızın öfkesi bir yarım saat daha sürseydi o arkadaşım asla devlet memuru olamazdı çünkü savcı şikayeti işleme koyardı ve kız şikayetçi değilim dese bile süreç devam ederdi. Arkadaşımın hayatı kayardı.”

Berke kulaklarına inanamıyordu Mustafa “Bu ülkede karısını kendisini aldatırken basıp suratına tokat attı diye hapis yatan adam var.” dedi. Öykü

Berke’nin inanmadığını görünce “Nereye kaydetmiştim ben onu” diyerek haberi aramaya başladı. Berke “Dur inanıyorum sana.” dedi.

Mustafa devam etti “Mesela senin durumunda ben tecavüzü mü savunuyorum yoksa insanların haksız yere hapse girmemesini mi?” Berke “Tabi ki haksız yere hapse girmemesini.”

Mustafa “Bunu şu an diyorsun, çünkü o duruma düştün bir hafta önce benle ilgili bir haber görseydin hakkımda ne düşünürdün.” Berke “İğrenç bir kadın düşmanı olduğunu.”

Mustafa “İşte bu yüzden ben ESKİ erkek hakları savunucusuyum. Artık erkek haklarını falan savunmuyorum. Çünkü erkekler haklarının savunulmasını hak etmiyorlar. Feministler kadınlardan kadın her zaman haklıdır demelerini istediler ve kadınlar bunu yaptı. Ben erkeklerden sadece erkek her zaman suçlu değildir demelerini istedim. Ama erkekler kendilerine bunu bile çok gördüler. Suçlanan erkeğe kesin yapmıştır dediler. Suçu ispatlanana kadar herkes masumdur karinesini bile çok gördüler. Öykü

Berke kuzu kuzu hapse gitti, hapiste onun gibi parlak bir çocuğu hak ettiği şekilde iğnelik olarak kullandılar. Buna fazla dayanamadı ve intihar etti. Hikaye

Hikaye uydurmadır. Öykü

Hikayede geçen haberlerin tamamı gerçektir. Uğraşırsanız haberlerin tamamını bulabilirsiniz. Sitede kadına şiddet üzerine bir hikaye görünce ESKİ erkek hakları savunuculuğu damarım kabardı.

Yazar – Mustafa Söylemem

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu