Skip to main content

Korku Hikayelerinden;“Hayal mi ! Gerçek mi ?” 2. Bölüm

Korku Hikayelerinden;“Hayal mi ! Gerçek mi ?” 2. Bölüm

Hikaye Oku; Ormanın derinliklerine doğru ne hızlı ne yavaş ilerleyerek evimden baya uzaklaşmıştım, artık ayın ışıkları ağaçların gölgelerinde görünmez olmuş ortamın ambiyansı tam korku filimlerindeki gibi bir hal almış yüreğime küçükde olsa korku ve endişe kaplamaya başlamıştı. Önümde ilerleyen karartı hiç konuşmuyor sadece yürüyordu. Bir ara duraksadı ve “gelmek üzereyiz,” dedi ve yürümeye devam etti. Beş dakika sonra; “işte geldik,” dedi ve birden kayboldu! Dona kalmış korkudan kaskatı kesilen bedenim bir müddet sonra gevşemeye başladı. Tabi kendime kızıp sorgulamaya başlamamsa hemen ardında, “aptal herif ne olduğunu bilmediğin karartının arkasından gidermisin…”Şimdi ne olacak ya karşıma yırtıcı bir hayvan çıkarsa; ayı, kurt, domuz, zehirli yılan, napıcan diye kendime kızıyor, bir yandan da geldiğim yeri tanımaya çalışıyordum “nerdeyim ben”, burası neresi?” ormanda o kadar gezmeme rağmen hatta avucumun içi gibi bildiğimden emin olduğum ormanın sanki başka bir mekanda yada boyutta olduğu kendine benzeyen ama değişik geldiği bir yerdeydim. Tabi bu arada Yaradana sığınıp bildiğim bütün duaları da dilimden düşürmüyor. Yüce Yaradandan koruma talep ediyordum. Bir müddet böyle geçti çıramdaki gazyağıda bitti bitiyordu, sanmıştım ki gazyağı ful halbuki koymayı unutmuş son demlerini yaşıyordu. Yavaş yavaş ışığını kaybederken sanki bir daha hiç ışık görmeyecekmişim hissine kapılarak çıra söndü. Ortalık zifiri karanlık, ay ışığı ormanın zeminine değmiyor dallar yapraklar değmesine engel. Derken gözlerim karanlığa alışmaya başlayınca tepenin üzerinde ışık hüzmesi gözüme takıldı. Acaba ayın ışığımıydı? ışığa gidip gitmeme arasında biraz tereddüte düştüm ama merakım yine galebe gelmiş beni iğneliyordu. Dedim ya karanlık göz güzü görmüyor. Bende hedef ışık hüzmesini alarak o yöne yöneldim “önümde ne var!” görmeden ağır ve emin adımlarla, ya derin bir çukur çıkarsa karşıma bilmeden içine düşersem ya bir yırtıcı hayvanın karşısına çıkarsam veya zehirli bir yılanın üzerine basarsam bu olasılıklara rağmen yürümeye devam ediyor yokuş olan yolumda ağaç gövdesi veya dalı elim hangisini tutarsa ondan destek alarak ilerlemeye devam ediyordum. Garip olansa ben ışık hüzmesine ilerledikçe ışık hüzmesi benden uzaklaşıyormuş gibi bir hisse kapılarak, korku ve heyacanın vermiş olduğu bir haleti ruhiyeyle ilerlemeye çalışıyordum tabi merakımsa cabası.

Derken; bir insanın sığabileceği büyüklükte sanki birilerinin özel uğraşıyla yapılmış bir mağara girişine vardım. Işık derinliklere doğru kuvvetleniyor kaynağının bu mağara içinde geldiği belli oluyordu. İçeri girip girmeme arasında tereddütte idim. Burda biraz bekleyim hatta uyuyabilirsem uyuyup sabahleyin içeri gireyim diye içimden geçirdim ve dinlenmeye koyuldum yorgunluktan gözkapaklarım ağırlaşmış gözlerimi açık tutmaktan zorlanıyordum; ve o karşı konulamaz tatlı uyku bütün bedenimi sinsi ve zevk vererek esir almaya başlamış uykunun ilk evresine bile dalmıştım. Kaç zaman geçti bilmiyorum kalk! Diye bir sesle irkilerek uyandım sanki yedi uyurlar gibi 300 yıl uyumuşumda tüm uykumu aldırmış bir dinçlikle uyandım, ama bana seslenenin kim yada ne olduğunu göremeden kadın mı erkek mi in mi cin mi kimseyi göremeyince şöyle gerile gerile son yorgunluğu ve mahmuru üzerimden attım ve Yaradana sığınıp, merakın ve korkunun vermiş olduğu inanılmaz cazibeyle mağaranın içine daldım. Işığa doğru hızlı adımlarla ilerlemeye başladım ta ki ışığın merkezine gelene kadar.

Devamı gelecek
Ahmet Turan YÜCEKAYA
Serbest Çalışma Hikayelerim

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 5 Ortalaması: 3.6]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir