Oku Beni; “Eğilmez Görünmek Bahsine”

Hikaye Oku

Oku Beni; “Eğilmez Görünmek Bahsine”

Birkaç saat sonra okula gitmek için kalkacağım. Akrep altıyı vurur vurmaz alarm çalacak ve ayaklarımı süre süre lavobaya gideceğim. Uykusuzluğu üzerimden atmam için bir nebze üşümem gerekecek ve bu süreçte kendime kızacak yarım ağızla söyleneceğim. “Madem ki gün aymamışken uyanacağımı biliyordum, ne diye gecenin 01.56’sında Seçme Hikayeler sitesine yazı yazma deliliğine kapıldım ki?” diyecek ve geceleyin nükseden yazma aşkına alaylı bakacağım.

Sizlerin yazmış olduğum metni günün bir parçasında okuyacak olduğunuzu bileceğim fakat kimin okuduğunu, ne düşündüğünü ve yahut tam da bugün nelerle boğuştuğunu bilemeyeceğim. Yaşını bilmeyeceğim, hayal kırıklıklarını, duymak isteyip duyamadıklarını ve en önemlisi keşke ve iyi ki dediklerini de bilemeyeceğim.

Dediğim gibi sabah olacak ve okuduğum liseye gitmek için evden çıkmam gerekecek. Durakta bekleyen vücutları görünce neden böylesine bıkkın olduklarını merak edecek ama sormayacağım. Son bir haftadır beynimde yankılanan ses, ablamın sesi, tekrar gelgit yapacak. “

Bilirsin, insanlarla mutluluğunu paylaşırsan mutsuz olanlar kem gözlerle seni süzecek. Olur ki üzüntünü paylaşacak olursan da güçsüz ve mücadele veremeyecek kadar ürkek olduğunu düşünecekler.”

Oysa diye düşüneceğim, bir bebek ağlamaktan çekinmez.

Oysa diyeceğim, bir çocuk gülerse eğer kelebek etkisi yaratır.

İhtimal, büyümek biraz bıkkın olmaktan geçecek. İhtimal, doğru konuşmanın, söylemenin, hatta doğru hissetmenin kurallarını öğrendikçe büyüyeceğiz.

İhtimal yaş almak beni altında ezecek. İhtimal saygın ve tecrübeli bir er kılacak.

Sizlerin yazmış olduğum metni günün bir parçasında okuyacak olduğunu biliyorum ve merak ediyorum. Kaç yaşında hissediyorsunuz? Sizce melankoliyi veya tutkuyu sergilemek, dillendirmek acizlik mi? Yaş almak duyguları dizginlemek midir? Varsayalım ki değerli gördüğünüz bir beşerle zıt düşmüş olun. Varsayalım ki yakın bildikleriniz gözünüzün göremeyeceği kadar uzaklara gitmiş, hatta öyle ki artık gönlünüzde bile yerini bulamıyor olun. O kişi ile kutuplarınız ayrılmış olsun. Varsayalım ki hasreti sürdürmek ve onun varlığına sadık kalmak için mücadeleye girdiniz benliğinizle ki o sizi çoktandır unutmuştu. Peki ya kırıldığınızı söylemek ayıp mı?  “Evet ben onun için önemli değilim!” demek zor olsa gerek. Göz yaşı akıtmak neden yanlış? Kırgınlığızı dizelere yazmak neden ucubelik? İnsan olmanın özü insan gibi davranmak değil mi? Güçlü görünmek için ardımızda attığımız gözyaşlarımız içimize akmıyor mu? Üzerini kapattığımız ve suskun kaldığımız kırgınlıklarımız hep toprak altında mı kalacak sanıyoruz? Güçlü ve mutlu görünmek önemli olsa gerek ama anlamak için küçük olduğumdan mıdır bilinmez ne neşemi ne de acımı ardıma atamıyorum.

Sizce ben güçsüz müyüm? Yoksa iyi rol yapamıyor muyum?

Sabah olacak ve okula gitmem gerekecek.

Herkes ne kadar da berrak ve net düşünüyor! Emin adımlar, dik bakışlar, elif gibi omurga…

Gerçekten öyle mi yoksa sadece ‘ ben eğilmem’ imajı oluşturmak için mi?

Sizi tanımıyorum. Belki de sizi tanımadığım için size yazabiliyorum.

Teşekkür ederim.

Olur ya birgün tanışma fırsatı yakalarız, sizinle dudak oynatmaktan öte içten bir muhabbet etsek. Yargıları bir kenara atarak… Anlatacak ne çok şeyimiz olurdu değil mi?

Sizden Gelenler

 

Exit mobile version