Çok Güzel Bir Hikaye; “Enes Kümes Kuruyor”

Çok Güzel Bir Hikaye; “Enes Kümes Kuruyor”

Hikaye Oku; Babasını eninde sonunda ikna etti. Araya kimleri koymadı ki. Dayılar, amcalar, halalar, komşular. Bu iş yıllardır onun aklındaydı. Planlarını dahi çizmişti. Annesi hevesle izliyor tebessümle oğluna destek oluyordu. Yaşıtlarından farklı bir çocuktu Enes. Vicdan ve merhametini dedesinden almıştı. Rahmetli dedesi Ahmet amca öyle merhametli bir adamdı ki yemek yedirmeden yollamazdı insanları. Çocuklara iyi davranır hepsini sevindirirdi. Torunu da ona benzedi işte. Ortaokul son sınıfta okuyordu Enes, on dört yaşlarındaydı. Şehre altı kilometre uzaklıkta bir köyde yaşıyordu. Kendilerine ait bahçe içinde müstakil evleri vardı.

Enes dedesini hiç görmemişti. O doğmadan yedi yıl önce vefat etmişti. Dedesi öldükten sonra ne bir tavuk beslemişlerdi ne de bir hayvan. Annesi yaz aylarında bahçeye domates biber ekerdi. Babası esnaf olduğundan bu gibi işlerle hiç uğraşmazdı. Küçük yaşlardan beri kümes kurup tavuk besleme hayalleri vardı Enes’in. Defalarca söylemesine rağmen babası buna karşı çıkmıştı. Nasıl olduysa sonunda ikna etti babasını. Dayısı kümesin malzemelerini temin edecekti sözü vardı. Cumartesi sabahıydı, evin önüne bir kamyonet yanaştı. Islıkla birlikte dayısının sesini duydu Enes. “Gel aslanım,” dedi dayısı. Koşarak yanına gitti. Kümesin malzemelerini kasadan indirmeye başladılar. Kontraplaklar, belli ölçülerde biçilmiş tahtalar, çıtalar, çiviler ve elektrik tesisatı. Tamamını içeriye taşıdılar. Enes çalışkan bir çocuktu. Mahallede herkesin işine koşar yardım ederdi. İnsanlar onu çok severdi.

Anne evin balkonundan “kahvaltı hazır,” diye seslendi. Dayısıyla güzel bir kahvaltı yaptılar. Çaylar yudumlandıktan sonra bahçeye indiler. Kümesi kurmaya başladılar. Enes diğer malzemeleri yıllar önce hazırlamıştı bile. Kapı, pencere, kilit, basamaklar, yemlikler, yumurta kasaları, suluklar, hepsi hazırdı. Dayı eski marangozlardandı. Öyle bir kümes kuruyorlardı ki bakanın aklı çıkacaktı. İskelet tamamlandı. Üst kısım sac levhalarla kapatıldı. Alt ve yan kısımların kaplamaları çakıldı. Derken sıra ince işlere geldi. Enes yıllar önce hazırladığı bordör taşlarının üzerine kurdu kümesi. Alttan soğuk, rutubet ve su almasın diye yüksek tuttu.

Isı yalıtımı ve kilidi monte ettiler. Elektrik tesisatı çekildi. Etraf ince gözlü tel örgüyle donatıldı. Artık kümes hazırdı. Geriye on adet tavuk ve bir adet horoz kalmıştı. Dayı bir telefon açtı. “Yer hazır,” dedi birine. Yaklaşık bir saat sonra minibüsle tavukçu Tahir yanaştı kapıya. Selamlaştılar. Horoz ve tavukları kümese taşıdılar. Enes nasıl mutluydu. Artık hayalleri tamam edilmişti.

Dayısı Tahir’le eski arkadaştılar. Tavukçu Tahir o yörenin tanınmış simalarındandı. On değil tam on iki tavuk ve bir horoz getirmişti. Gelir gelmez kümesi de kontrol ediverdi. Yem paketlerini açıp suları doldurdular. Tavukçu Tahir Enes’i tebrik etti. Bu yaşta girişimci olduğu için ona kıyak yapmıştı. Hayvanlar çimenlerin üzerinde huzurlu bir şekilde geziyordu. Tavukçu Tahir Enes’e öğütler vererek oradan ayrıldı.

Dayı ve yeğen, artakalan malzeme, el araç ve gereçlerini toplayıp eve girdiler. Annesi yemek hazırladı. Masaya oturdular. Baba da işten geldi. Enes bir mutlu bir mutlu. Baba dersen mesafeli. Dayı Enes’e takılmadan edemedi. Genç yaşta patron oldun, ben bile ancak kırk yaşından sonra kendi işimi kurabildim, dedi. Anne de bu işin bittiğine çok sevindi. Yemekler yendi, masadan kalkıldı. Babası Enes’e kümesle gerektiği gibi ilgilenmesini söyledi. Çünkü orası bir koleksiyon değil canlıları barındıran bir yerdi. Baba her ne kadar mesafeli biri olsa da şefkat dolu bir yüreğe sahipti. Bunu diyaloglarında belli edemiyor tembih ve nasihate karıştırıyordu.

O günden sonra Enes okulu ve kümes işini bir arada yürütüyordu. Sınavlara hazırlanıyor bir yandan da yumurta toplama işini başarıyla sürdürüyordu. Günde yaklaşık sekiz on yumurta elde edebiliyor, haftanın belirli günlerinde belli kısmını şehirde satıyordu. Onun yaptığı bu işin temelinde hayırseverlik vardı. Dedesinden kalan en büyük miras. Enes sattığı yumurtalardan elde ettiği geliri biriktirir ihtiyaç sahibi öğrencilere elbise, ayakkabı ve buna benzer şeyler alırdı. Babası çarşı merkezde temizlik ürünleri satardı.

Bir gün babasının dükkânına bir adam ve bir kadın geldi. Selamlaştıktan sonra oturdular. Misafir adam Enes’in babasına oğlunun yaptığı gizli hayırseverliği anlatmaya başladı. Lafını bitirdikten sonra da kendisini ve yanındaki bayanı tanıttı. Baba şaşkındı. Öyle ya, evden kimse onun kümesten elde ettiği geliri sorgulamıyordu. Aylar sonra okul müdür yardımcısının bu haber ve teşekkürüyle baba, gurur gözyaşlarına boğuldu. Kadın da Enes’in sınıf öğretmeniydi. Hepsinin gözleri doldu. Amatör ve eğlenceye dayalı bir çocuk ruhuyla kümes kuran Enes okulda belirli hocaların vasıtasıyla ihtiyaç sahibi arkadaşlarına yardım ediyordu. Hangi insanın gözüne yaş, boğazına düğüm inmezdi ki?

Merhametli, hırslı, azimli ve dürüst bir yardımsever olan Enes gönüllere dokunmuştu. Yıl sonu karneler verilmeden önce başarı ödülleri dağıtılırken okul tarafından onur ve teşekkür belgesiyle ödüllendirildi Enes. Sahneye davet edilerek alkışlatıldı. Plaketi müdür tarafından verildi. Yardımseverliği onu gizli kahraman yapmıştı. Anne ve babası, akrabaları, komşuları onunla gurur duydular. Ortaokul bitmiş lisede eğitimine devam ediyordu Enes. Topladığı yumurtalardan edindiği gelir yine ihtiyaç sahiplerine ulaşıyordu. İyi biliyordu ki cömertin bir akçesi cimrinin hazinesinden bereketliydi.

Onun gibi merhametliler sayesinde cimrilerin elinde, cebinde, evinde ve deposunda rehin tutulan ihtiyaç fazlası mallar ve paralar yine ihtiyaç sahiplerine derman oluyordu. Bayramda fakir sevindiriliyor, acıkmış insanlar doyuruluyor, yüzler gülüyordu. Yıllar sonra Enes büyüdü ve kocaman bir adam oldu. Üniversiteyi de bitirmişti. Bir mali müşavirdi artık. Kümes işine hiç ara vermeden devam etti.

Eski kümesin yanına iki kümes daha ilave ederek tavuk sayısını on ikiden altmışlara çıkardı. Buradan elde ettiği gelir de aynı oranda arttı. O hâlâ yardımlara devam ediyor garipleri sevindiriyordu. Huzur arayanlara adres, sevap arayanlara kutsal bir iş, hainlikten yamulmuş kalplere doğru istikameti gösteriyordu. Trilyonluk istifçileri insafa davet ediyor, Hainlikten eli titreyen cimrilere insanlık dersi veriyordu.

SİNAN KORKMAZ

Exit mobile version