Eğitici Hikayelerden “Alınan Fakat Alınamayan İntikam”

Eğitici Hikayelerden

Eğitici Hikayelerden “Alınan Fakat Alınamayan İntikam”

Henüz 5 yaşında olan Mehmet babasına gururla “Baba, bugün annemden intikamımı aldım.” dedi. Babası Mehmet’in “İntikamımı aldım.” bilhassa “Annemden intikamımı aldım.” sözüne çok hem de çok şaşırdı. Çünkü daha küçücük dahası 5 yaşında olan Mehmet’in “İntikam” kavramanı henüz anlayamayacak ve bilemeyecek yaşta olmasına rağmen annesinden intikam alması olacak bir şey değildi. Hayretle oğluna sordu.

“Annenden nasıl intikam aldın oğlum?”

“Annem her gün bana sevmediğim muzu zorla yediriyordu. Annemin bana bir daha muzu yedirmemesi için kusuyor numarası yaparak annemin zorla yedirdiği muzu üzerine tükürdüm. Gerçekten kustuğumu zannettiğinden çok telaşlandı. Bir daha muzu yedirmeyeceğini söyledi. Böylece bana yaptığı haksızlığa, zorlamasına karşılık İntikam aldım.”

Mehmet’in babası bu sözleri duyunca hayretten hayrete düştü. Ağzı açık kalakaldı. Büyük şaşkınlıkla.

“Bunu neden yaptın oğlum. Sen intikam almayı nereden öğrendin?” dediğinde Mehmet ellerini sallayarak;

“Baba bunu herkes yapıyor. Televizyondaki filmlerde, çizgi filmlerde, dizilerde herkes birbirinden intikam alıyorlar. Sen, işinden gelince patronun sana kızdığını söylüyorsun. Sonra sana kızdığı için onu zarar uğratarak intikamını aldığını ballandıra ballandıra anlatıyorsun. Annem sana öfkelendiğinde “Bunun intikamını alırım senden.” diyorsun. “Sen annemden intikam aldığın için ben de intikamımı aldım.” dedi.

Mehmet’in babası çok kızmıştı fakat oğluna intikam almayı kendi öğrettiği için çok mahcup bir şekilde başını önüne eğdi.

Evet! Hikâyemizde görüldüğü üzere maalesef toplumumuzdaki bütün insanlarımız birbirinden intikam alma nefretindeler. 5 yaşından 80 yaşına kadar herkes kendisine yapılan bir haksızlık veya ufacık bir olumsuz davranış karşısında hemen intikam alma peşindeler. Öğrencisinden öğretmenine, öğretmeninden öğrencisine, işçisinden patronuna, patronundan işçisine, mesai arkadaşlarının birbirinden, esnafından müşterisine, müşterisinden esnafına kadar toplumda kim herhangi bir kimseyle bir ilişkide bulunuyorsa birbirlerinden intikam almak için fırsat kolluyorlar.

Tabi bunun neticesinde de insanlar arasında güven, paylaşım, sevgi, merhamet, duygusallık, ahlaki değerler diye bir şey kalmadı. Bunların yerine güvensizlik, öfke, kin, nefret, meydan okuma, sinir harbi gibi insanları birbirleriyle daima çatışma haline getirecek kavramlar ortaya çıktı.

Haberlerde hep, “Beni niye solladın, bana niye yan baktın, niye buna ak dedin, kara dedin.” gibi çok küçük meselelerden büyük kavgalara, yaralanmalara hatta ölüme varıncaya kadar olayları izliyoruz. Bu haberlerin bize iki yönlü yansıması oluyor.

Birincisi; bu haberleri seyredenler etkilenerek intikam duygusunu kazanıyorlar.

İkincisi ise, intikamın normal olduğunu, kötü olmadığını, hakkımız olduğunu bilinçaltımıza yerleştiriyor. Böylece bu tür haberleri devam ederek seyretmeye devam ediyoruz.

Görüldüğü üzere bizlere İntikamı dayatıyorlar. Filmlerde, haberlerde, sosyal medyada intikam almayı zorundaymışız gibi yansıtıyorlar. Bu programları izleyenlerde intikam, bilinç altlarına yerleşiyor.

Gerçekte intikam ve intikam almak diye bir şey yoktur. Eğer gerçekten intikam olsaydı ve intikam almak gerekli olsaydı, Peygamberimiz ve peygamberler intikam alırlardı. Hatırlayın Yusuf Aleyhisselam kardeşleri tarafından kuyuya atıldı. Yusuf Aleyhisselam Mısır Azizi olunca kardeşlerinden intikam almanın ötesinde onları bağışladı. Kardeşlerine en güzel ikramlarda bulundu. Peygamber Efendimiz (SAS) kendisini Taifliler taşlatınca bırakın intikam almak için beddua etmeyi onlara ıslah olmaları, hidayete ermeleri için dua etti. Mekkelilerin kendisine o kadar işkence, zulüm ve baskı yapmalarına rağmen Mekke’yi fethedince onları bağışladığını, onların rahat ve huzur içerisinde yaşayacaklarını bildirdi.

İntikamı yalnız ve yalnız Allah alır. O da adalet için alır. Gerçekten intikam almak için değil adaleti gereği zalimlere azap eder veya musibet gönderir. Allah ve peygamberleri intikam almazken bize ne oluyor ki intikam sevdasına düşüyoruz? Allah’ın aciz kulları olan bizlere hiçbir şekilde birbirimizden intikam almak kesinlikle yoktur.

Eğer bir haksızlığa uğradıysan, eğer bir zulüm altına girdiysen devletin adalet eliyle ortadan kaldırmaya çalışacaksın. Peygamber Efendimizin bu konu üzerindeki “Sizden her kim bir kötülük veya çirkin bir şey görürse onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle değiştirmeye çalışsın. Ona da gücü yetmezse kalbiyle onu hoş görmeyip kabullenmesin ki bu da imanın en zayıf derecesidir” (Müslim, İman 78) Hadisini kendimize rehber etmemiz gerek. Bu hadiste geçen elinizle düzeltin ibaresi devlet eliyle haksızlığımızı gidermektir. Eğer devlet eliyle düzeltemiyorsak o zaman intikam almayıp Allah’a sığınırız. Allah’ın adaletine, merhametine güvenerek O’ndan yardım isteyeceğiz.

Herkes kendi hesabını kendi görmeye kalkarsa adalet, dirlik düzen ortadan kalkar güçlü olan güçsüze zulmeder. Toplumda bir kaos meydana gelir. İntikam alma hırsıyla kavgalar, cinayetler, hırsızlıklar ve tüm haksızlıklar havada uçuşur ve bayağılaşarak Teksas kovboylarına dönüşürüz. Kovboy filmlerinde hep intikam vardır. Tv yayınlarında, filmlerde, haberlerde intikam almak vardır.

Maalesef şehit haberlerinde bile “Şehitlerimizin intikamını aldık.” deniliyor. Bu bile çok kötü bir tutumdur. Şehitlerimizin asla kanı yerde kalmayacak ama onların intikamını almak için değil onların ruhlarını şad etmek için teröristleri öldüreceğiz. Burada Hz. Ali’nin kıssasını hatırlarsak daha iyi anlarız.

Hani Hz. Ali rakibini yere düşürmüş adamın hiçbir kaçacak yeri kalmamıştı. Hz. Ali kılıcını kaldırmış adama “İman et.” dediğinde adam Hz. Ali’ye tükürmüştü. Hz. Ali de adamı öldürmekten vazgeçmişti. Buna şaşıran adam “Ya Ali beni neden öldürmedin? dediğinde Hz. Ali “Seni Allah için öldürecektim. Bana tükürdüğünde sana karşı içimde bir kin oluştu. Bu sebeple seni öldürürsem kendim için öldürecektim. Allah için öldürmeyeceğimden vazgeçtim.” demişti.

Evet, şehitlerimizi öldüren hainleri Allah için devletimizin bekası için görevimiz için öldüreceğiz. İntikam, kendi nefsimizi, benliğimizi okşamak için değil vatani görevi yerine getirmek için öldüreceğiz.

Evet, intikam diye bir şey yoktur. Onun için peygamberimiz ve diğer peygamberler gibi tüm kinlerden, nefretlerden vazgeçelim. İntikamlarımızı bırakalım, affa yönelinelim ve bize yapılan tüm haksızlıkları, zulümleri adalete ve Allah’a havale edelim. Allah’ın Adaletine sığınalım. Eğer hakkımızı adaletten yani davalardan alamıyorsak mutlaka Allah’ın adaleti tecelli edecektir. Bu dünyada olmazsa ahirette. Allah’ın adaleti er geç gerçekleşecektir.

İntikam alırken kendimizden alıyoruz. Aldığımız intikamın acıları, olumsuzlukları sonra bize dönecektir.

Mesut AKDAĞ

hikaye, hikaye oku, hikayeler, hikayelerimiz, dini hikayeler, İslami hikayeler, eğitici hikayeler, düşündüren hikayeler, ders veren hikayeler, eğiten öğreten hikayeler, Mesut Akdağ hikayeleri, 

Exit mobile version