Skip to main content

Kastamonu Masallarından, “Altın Bulan Saf Köylü”

Kastamonu Masallarından, “Altın Bulan Saf Köylü”

Adamın birisi bir gün tarlada çift sürerken sabanının ucu bir cabaya takılır. Saban, cabaya takılınca caba hemen kırılır ve içinden kıpkırmızı bir şeyler çıkar. Herif sınırın kenarına varır ve keserle cabanın içindeki altınları boşaltır. Adam altınları önce nal sanır ve üzülür. Kendi kendine: “Bende ne eşek var ne de beygir. Ben şimdi bu nalları neye çakayım.” der. Adamın belinde koca bir silahlık varmış. Adam: “Belki ilerde lazım olur, bir tane silahlığın içine atayım.” der ve bir tanesini alır. Adamın olduğu yere de uzaklardan beygire binmiş bir tesilder geliyormuş. Adamın yanına yaklaşınca adamın boşalttığı altınları görür. Bakar ki, kıpkırmızı altın. Adama: “Ağa kolay gelsin.” “Hoş geldin, safa geldin.” “Bunları buraya neden koydun?” “Ağa, bende eşek yok, beygir yok. Ben bunlarI alıp da ne yapayım. Bir tane aldım, bu da bana yeter.” der. Bunu duyan adam, atından iner ve altınları heybesine doldurup hemen yola koyulur. Çiftçi de tarlayı sürmesini bitirip akşam evine gider. Eve gidince karısına: “Hanım ben tarlada bu gün bir şey buldum. Bir tane alıp gerisini de tarlanın kenarına boşalttım.” “Hele ver bakalım, ne bulmuşsun bir bakayım.” Adam silahlığının içinden kocaman nal gibi altını ç ıkartıp karısına verir. Kadın, kocasının verdiği şeyin altın olduğunu anlar ama kocasına bu altın demez. Kadın, kızlarını hemen yanına çağırır. Kızlarına: “Çarşıdan şu şu boyaları alıp gelin.” der. K ızlar boyaları hemen alıp gelirler. Kızlar eve gelince kadın, altınlar hakkında kimseye bir şey söylememelerini tembihler. Kızlarının adlarını birisinin “benden beter”; birisinin “bana benzer”; kendisinin adını da “handa oynar” koyar. “Adlarınızı sorarlarsa herkese böyle söyleyeceksiniz.” der.

Kadın kızlarıyla beraber altınları alan tesilderi bulmaya gider. Ellerine de birer tef alıp uğradıkları yerlerde oyun oynayarak tesilderi bulmaya çalışırlar. Bunlar geze geze köyün birisinde tesilderi kahvede otururken bulurlar. Bunlar da kahveye gidip: “Biz şöyle oyun oynarız, şöyle tef çalarız, şöyle şenlik yaparız.” deyip orda oynamaya başlarlar. Gece geç saatlere kadar kahvede oturanları e ğlendirirler. Oynarken adlarını soranlara: “Birisi handa oynar, birisi benden beter, birisi de bana benzer.” der. K ızlar gecenin geç saatlerine kadar sürekli aynı oyunu oynayınca kahvedeki herkes bundan sıkılıp gitmeye başlarlar. Kahvede tesilder ile birlikte birkaç kişi kalır. Tesilder bu sefer de kahvede içki içmeye başlayınca kızlarda biraz daha iç, biraz daha iç diyerek tesilderi sarhoş ederler. Kahvedeki herkes dağılınca kızlarla tesilder baş başa kalırlar ve kızlar tesildere sızana kadar içirirler. Tesilder uyuyunca kızlar boyaları getirip tesilderin her yerini boyayıp çiçek gibi çıkartırlar. Aradan baya bir zaman geçince tesilder uyanırken: “Hişt handa oynar, hişt bana benzer, hişt benden beter” demeye başlayıp sağa sola bakar fakat kimseyi bulmaz. Hemen heybe aklına gelir fakat heybe yerinde yoktur. Hemen ahıra gidip beygirine bindiği gibi yola düşer. Irast gelene: “Hiş arkadaş! Handa oynarı, bana benzeri, benden beteri gördün mü?” der. Bunu duyan herkes başlar gülmeye. Adam bir yerde sorar aynı tepki, başka yerde sorar aynı tepki alır. Çünkü suratı boya olduğu için herkes tesildere gülmekten kendisini alamıyormuş. Derken bir ihtiyar adama sorar: “Handa oynar, bana benzer, benden beteri gördün mü?” deyince ihtiyar: “Yahu sen deli misin? Sen bir kere eline bir ayna alda yüzüne bak. Sana kim benzer.” der. Tesilder, eline bir ayna alıp kendisine bakar ve yedi dağın çiçeği gibi olduğunu görünce oradan geri döner. Kızlar da altınlarla beraber köylerine gidip mutlu bir şekilde yaşarlar.

Kastamonu Masalları – Hasan Sarı

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 5 Ortalaması: 4]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir