Korku Hikayeleri

Korku Hikayesi; Hayaletin Laneti 8. Bölüm

"Birader Peter'in Hikayesi"

Birader Peter yaşamının çoğunu açık havada çalışarak geçirmişti ve güneşle rüzgâr, kafa derisini muntazam bir şekilde bronzlaştırmıştı. En az Andrew kadar uzundu ama onun kadar dik durmuyordu. Herhalde yıllarca çapa ya da kürekle toprağı işlemekten dolayı sırtı ve omuzları kamburlaşmıştı. Çehresindeki en dikkat çeken özelliği burnuydu; bir karganın gagası gibi kanca şeklindeydi, arası oldukça açık olan gözlerinde şefkatli bir ışıltı vardı. İçgüdülerim onun iyi bir insan olduğunu söylüyordu.

“Pekâlâ,” dedi, “dün akşam devriyede ben olduğum için şanslıydın, başkası olsaydı kendini yine o hücrede bulurdun! Olanlardan dolayı Peder Cairns şafak söker sökmez beni çağırdı ve birkaç tuhaf soruyu yanıtlamak durumunda kaldım. Hiç mutlu görünmüyordu ve benimle işini bitirmediğine eminim.”

“Üzgünüm,” dedim.

Birader Peter gülümsedi. “Endişelenme evlat. Sadece duyma güçlüğü çekmesiyle ünlü bir bahçıvanım. Benimle fazla uğraşmayacaktır. Hele hele Sorgulayıcı’nın yakılmayı bekleyen onca tutuklusu varken!”

“Neden kaçmama izin verdiniz?” diye sordum.

Birader Peter kaşlarını kaldırdı. “Bütün rahipler Zehir’in kontrolünde değil,” dedi. Sonra Andrew’a döndü. “Onun kuzenin olduğunu biliyorum, ama Peder Cairns’e güvenmiyorum. Sanırım Zehir onu ele geçirdi.”

“Ben de böyle düşünüyorum,” dedi Andrew. “John ihanete uğradı ve tüm bunların arkasında Zehir’in olduğuna eminim. John’un kendisi için bir tehdit oluşturduğunun farkında, bu yüzden de onu ortadan kaldırmak için zayıf kuzenini ele geçirdi.”

“Evet, bence haklısın. Elini fark ettin mi? Mumla yaktığı için bandajlamak zorunda kaldığını söylüyor, ama Zehir’ in kontrolüne girdiğinde Peder Hendle’da da buna benzer bir yara vardı. Bence Cairns bu yaratığa kanını verdi.”

Çok korkmuş görünmeliydim ki Birader Peter yanıma gelip kolunu omzuma doladı.

“Merak etme evlat. Katedralde hâlâ birkaç iyi adam var ve her ne kadar düşük rütbeli bir birader olsam da kendimi bu iyi adamlardan biri olarak sayıyorum ve elime geçen her fırsatta Tanrı için çalışıyorum. Sana ve ustana yardım etmek için elimden gelen her şeyi yapacağım. Andrew’un söylediklerine bakılırsa yeraltı mezarlarına inecek kadar cesurmuşsun. Bu doğru mu?” diye sordu, düşünceli bir şekilde burnunu kaşırken.

“Birinin bunu yapması lazım, bu yüzden denemek istiyorum,” dedim.

“Peki ya karşılaşırsan, yani…”

Cümlesini tamamlayamadı. Sanki bir türlü ‘Zehir’ diyememişti.

“Nelerle karşılaşabileceğini anlatan oldu mu? Şekil değiştirmeden, zihin okumadan ve…” Duraksadı ve omzunun üstünden baktıktan sonra, “Preslemeden?” diye fısıldadı.

“Evet, bunları duydum,” dedim. Sesim, olduğumdan çok daha kendime güvenliymişim gibi çıkmıştı. “Ama yapabileceğim şeyler var. Gümüş sevmiyor…”

Hayalet’in çantasını açıp içinden çıkardığım gümüş zinciri gösterdim. “Onu bununla bağlayabilirim,” derken gözlerimi kırpmadan Birader Peter’ın gözlerinin içine bakmaya çalışıyordum.

Birbirlerine baktılar ve Andrew gülümsedi. “Çok çalıştın, öyle değil mi?” diye sordu. “Saatler, günler boyunca…” dedim. “Bay Gregory’nin Chipenden’daki bahçesinde bir direk var. Bu zinciri iki buçuk metre uzaktan fırlatıp on atıştan dokuzunda kazığa dolayabiliyorum.”

“Pekâlâ, eğer bir şekilde o yaratığı geçip rahip evine ulaşırsan lehine işleyen bir şey olacak. Kesinlikle normal günlere göre çok daha sessiz olacak,” dedi Birader Peter. “Dün geceki ölüm katedralde oldu, yani ölünün naaşı hâlâ orada, kasabanın dışında değil. Bu gece neredeyse rahiplerin tümü orada, vijilde olacak.”

Latince derslerimden hatırladığım kadarıyla vijilin anlamı ‘gece ibadeti’ idi. Yine de ne yapacaklarını anlamamıştım.

“Dualar edip ölünün başında nöbet bekliyorlar,” dedi Andrew, şaşkın yüz ifademe gülerek. “Ölen kimdi Peter?”

“Zavallı Peder Roberts. İntihar etti. Çatıdan atlamış. Bu sene beşinci intihar oldu bile,” dedi, önce Andrew’a sonra bana bakarak. “Zihinlerini ele geçiriyor. Onlara zorla hem Tanrı’ya hem de kendi bilinçlerine karşı olan şeyler yaptırıyor. Ve bu da, Tanrı’ya hizmet etmek için kutsal emirler almış bir rahip için çok güç bir durum. Artık daha fazla dayanamadığındaysa intihar edebiliyor. Bu korkunç bir şey. İntihar etmek ölümcül bir günah ve rahipler asla Cennet’e gidemeyeceklerini, Tanrı’yla olamayacaklarını biliyorlar. Onları bu noktaya getiren şeyin ne kadar korkunç olduğunu düşünsene! Umarım, kasabada kötülüğe zorlayabileceği iyi şeyler tamamen yok olmadan, bu korkunç yaratığı durdurabiliriz.”

Kısa bir sessizlik oldu, sanki herkes düşünüyordu, ancak Birader Peter’ın dudaklarının oynadığını gördüm. Ölmüş olan zavallı rahip için dua ediyor olabileceğini düşündüm. İstavroz çıkarınca bundan emin oldum. Ardından iki adam birbirlerine bakıp başlarını aşağı yukarı salladılar. Konuşmadan, bir anlaşmaya varmışlardı.

“Seninle Gümüş Kapı’ya kadar gideceğim,” dedi Andrew. “Sonrasındaysa Birader Peter yardımcı olabilir…”

Birader Peter bizimle mi gelecekti? Yüzümden, düşündüklerimi anlamış olmalıydı; her iki elini kaldırıp gülümseyerek başını iki yana salladı.

“Ah, hayır Tom. Yeraltı mezarlarının yakınına bile gidecek cesaretim yok. Hayır , Andrew’un demek istediği sana başka bir şekilde yardım edebileceğim. Sana yolu tarif edebilirim. Yani, tünellerin bir haritası var. Rahip evinin bahçeye açılan girişine çerçevelenip asılmış. Tam orada, rahiplerden birinin gelip bana günlük görevlerimi aktarmasını beklediğim saatlerin haddi hesabı yok. Yıllar içinde o haritanın her detayını ezberledim. Bunu yazmak istiyor musun, yoksa hatırlayabilir misin?

“İyi bir hafızam vardır,” dedim.

“Pekâlâ, tekrarlamamı istediğin bir şey olursa söylemen yeterli. Andrew’un söylediği gibi, o seni Gümüş Kapı’ya kadar getirecek. Kapıdan geçtikten sonra tünel çatallaşana kadar düz devam et. Soldaki dehlizi takip et, taş basamaklara varacaksın. Basamaklar bir kapıyla sonlanıyor, kapının arkasındaysa rahip evinin büyük şarap mahzeni var. Kilitli olacaktır ama Andrew gibi bir dostun olduğundan bu senin için sorun değil. Mahzenden çıkılabilecek yalnızca bir kapı daha var ve o da karşı duvarın en sağ köşesinde.”

“Ama Zehir beni mahzende takip ederek kurtulamaz mı?” diye sordum.

“Hayır, yeraltı mezarlarından çıkmak için sadece Gümüş Kapı’yı kullanabilir, yani kapıdan geçip şarap mahzenine varınca güvendesin demektir. Şimdi, mahzenden çıkmadan önce yapman gereken bir şey var. Kapının sol tarafında, tavanda bir kapak var. Katedralin kuzey duvarını izleyen patikaya açılıyor. Teslimatçılar o kapağı şarap ve bira almak için kullanıyorlar. Daha fazla ilerlemeden o kapağın kilidini aç. Kapıya gitmenden çok daha hızlı bir kaçış yolu olacaktır. Buraya kadar her şey anlaşıldı mı?”

“Aşağı inmek için tavandaki bu kapağı kullanmam çok daha kolay olmaz mı?” diye sordum. “Böylece Gümüş Kapı’yla Zehir’den uzak durabilirim.”

“Keşke bu kadar kolay olsaydı,” dedi Birader Peter . “Ama bu çok riskli. Kapak hem yoldan hem de rahip evinden görülebiliyor. İçeri girerken görülebilirsin.”

Düşünceli bir şekilde başımı salladım.

“Her ne kadar içeri girerken o yolu kullanamasan da, dışarı çıkmak için o yolu kullanman için bir başka neden daha var,” dedi Andrew. “John’un yeniden Zehir’le karşılaşma riskine girmesini istemiyorum. İçten içe korktuğunu biliyorum; öylesine korkuyor ki kazanması imkânsız.”

“Korkuyor mu?” diye sordum sinirlenerek. “Bay Gregory karanlığa ait hiçbir şeyden korkmaz.”

“Bunu itiraf edebilecek kadar değil,” diye devam etti Andrew. “Bu konuda hakkını yememeliyim. Herhalde bunu kendine bile itiraf etmez. Ama uzun zaman önce lanetlendi ve…“

“Bay Gregory lanetlere inanmaz!” diye araya girdim bir kez daha. “Bunu size söylemişti.”

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 0 Ortalaması: 0]

Önceki sayfa 1 2 3 4Sonraki sayfa
Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı