Korku Hikayeleri

Korku Hikayesi Hayaletin Laneti 16. Bölüm

Alice İçin Bir Çukur

Sözlerini tamamladıktan sonra arkasını dönüp hızlı adımlarla yürümeye başladı. Tüm umutlarım yıkılmış bir şekilde onu eve kadar takip edip kürekle ölçüm çubuğunu aldım. Direk olarak doğu tarafındaki bahçeye gittik ve orada, Kemikli Lizzie’nin karanlık çukurunun elli adım kadar uzağına iki buçuk metre derinliğinde, boyu ve genişliği birer buçuk metrelik bir çukur kazmaya başladım.

Hayalet’in tatmin olacağı şekilde çukuru tamamladığımda güneş batmıştı. Tedirgin bir şekilde çukurdan çıktım, Kemikli Lizzie’nin de fazla uzakta olmayan kendi çukurunda olduğunu biliyordum.

“Bu şimdilik idare eder ,” dedi Hayalet. “Yarın köye inip ölçüm yapması için duvarcıyı çağır.”

Duvarcı, çukurun çevresine taş ve betondan oluşan bir duvar hazırlayacaktı ve kaçışa imkân vermemek için içine on üç güçlü demir çubuk yerleştirilecekti. Duvarcı çalışırken evcil öcünün ona zarar vermemesi için Hayalet’in de orada bulunması gerekiyordu.

Ağır adımlarla eve dönerken ustam kısa bir süreliğine elini omzuma koydu. “Sen görevini yaptın evlat. Senden istenebilecek her şey bu ve şu ana dek annenin senin hakkında vadettiklerini çoktan aştın bile…”

Şaşkınlık içinde ona baktım. Annem ona şimdiye dek eğittiği en iyi çırak olacağımı yazan bir mektup göndermişti, ama ustam bunun söylenmesinden pek hoşlanmamıştı.

“Bu şekilde devam edersen,” diye konuşmaya devam etti, “emekli olmam gereken gün geldiğinde eyaleti emin ellere teslim edeceğime inancım tam. Umarım bu kendini biraz daha iyi hissetmeni sağlar.”

Hayalet övgü konusunda her zaman gönülsüzdü, ondan bunları duymak gerçekten çok özel bir durumdu. Sanırım sadece beni neşelendirmeye çalışıyordu, ama ne çukuru ne de Alice’i aklımdan çıkaramıyordum ve korkarım övgüleri işe yaramamıştı.

O gece uyumakta zorlandım, yani bu olay gerçekleştiğinde uyanıktım.

Önce bir fırtına patladığını düşündüm. Bir gümbürtü ve ıslığa benzer bir ses duyuldu ve koca ev, sanki güçlü bir rüzgâr tarafından hırpalanıyormuş gibi sallanıp titremeye başladı. Bir şey büyük bir hızla camıma çarptı ve camın çatladığını duydum. Endişelenerek yatakta doğrulup perdeleri açtım.

Geniş, kanatlı pencere, eğri büğrü sekiz kalın cama bölünmüştü ve bu yüzden dışarısı pek iyi görünmezdi; ama o gece yarımay olduğundan ağaçların tepesini görebiliyordum ve sanki gövdeleri sinirli bir devler ordusu tarafından sallanıyormuşçasına eğilip bükülüyordu. Ve o kalın pencere camlarından üçü çatlamıştı. Bir an için olan biteni görebilmek için kanattaki ipi kullanarak pencereyi yarıya kadar açmak istedim. Ama sonra vazgeçtim. Ay ışıl ışıldı, yani bir fırtına olma ihtimali azdı. Bir şey bize saldırıyordu. Bu, Zehir olabilir miydi? Bizi bulmuş muydu?..

Sonra, başımın hemen üzerinden yüksek bir darbe ve parçalanma sesi geldi. Sanki bir şey çatıya hızla vuruyor , güçlü yumruklar indiriyordu. Kiremitlerin yerlerinden fırlayıp batı tarafındaki çimenliğin sınırlarını belirleyen döşemenin üzerine düştüğünü duydum.

Hızla giyinip merdivenleri ikişer ikişer atlayarak aşağı indim. Arka kapı açıktı ve çimenliğe, rüzgârın en sert estiği yere çıktım. Rüzgâr öyle kuvvetliydi ki; değil adım atmak, nefes almak bile güçtü. Ama yine de kendimi zorlayıp yavaş adımlarla ilerlerken yüzüme çarpan rüzgâra karşın gözlerimi açık tutmaya çalıştım.

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 0 Ortalaması: 0]

Önceki sayfa 1 2 3 4 5Sonraki sayfa
Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı