Dehşet ÖyküleriGökhan KarakeleşKorku HikayeleriPolisiye Hikayeler

Korku Hikayelerinden; Açlık Çekenler 2. Bölüm (+18)

Korku Hikayelerinden; Açlık Çekenler 2. Bölüm (+18)

Korku Hikayesi Okumak; Olaydan bir hafta sonra ilk kez açıklama yapıldı. Fakat garip olan bir hafta içinde hiçbir yerde bu olay konuşulmadı ve hiçbir belge gösterilmedi. Sezgin ve Haydar hariç hiç kimse bu olayı bilmedi. Ne zaman Haydar bu olay hakkında konuşacak olsa Amir tarafından susturuldu. Olay gizliliğini koruyordu. Fakat ilk kez o gün bir şeyler ortaya çıkmaya başlamıştı.

Mavi önlüklü bir polis Haydar ve Sezginin oturduğu masaya yöneldi. Haydar’ın yanına yaklaştıkça alnından boncuk boncuk terler iniyordu. Haydar karakolun neredeyse en tanınmış kişisiydi. Bozuk ağzı ve güçlü yapısıyla çok sıra dışı tavırları vardı ve oldukça güçlüydü. Bu zamana kadar yakalamadığı suçlu, çökertmediği mafya kalmamıştı. Yeraltı dünyasına bile nam salmış korkutucu birisiydi.

Polis titreyen adımlarla Haydar ve Sezginin yanına yaklaştı. Sıkıntıdan yakasındaki kravat nefesini kesiyordu. Haydar’la konuşmak işkence gibiydi. Çabuk sinirlenen bir yapısı vardı. Bu yüzden sözlerine çok dikkat etmeliydi. Aksi taktirde böyle bir yerde bile ne yapacağı belli olmazdı.

” Komserim… Amirim sizi ve Sezgin Beyi yanına çağırmamı emretti. ” Polis birkaç kez yutkundu. Yüzü kireç gibi olmuştu. Haydar o kadar sert bakıyordu ki ruhu bedeninden çıkacak gibiydi. Haydar ağzını açmasıyla polisin ayakları titremeye başladı. “Sen… iyi misin?” Haydar gözlerini kısıp polise baktı. Polis yalandan bir tebessümle konuştu. “İyim Komserim… teşekkür ederim.” Haydar telefonla uğraşan Sezgine dönüp haykırdı. “Hadi kaldır şu koca kıçını Amir bizi bekliyor duymadın mı?” Sezgin telefonu kapatıp ayağa kalktı. “Tamam ağabey niye kızıyorsun kalktım işte.” Haydar bu sefer iyice sinirlendi. Ağzından köpükler saçıyordu. “Sana karakolda bana ağabey deme demedim mi?” Sezgin gülümseyerek mahçup bir durumda görünmeye çalıştı. “Afedersin ağabey unutmuşum… ahhh!! afedersin!!” Haydar dişlerini sıkıp burnundan hızlı hızlı nefes almaya başladı. “YÜRÜÜÜ!! YOKSA ELİMDE KALACAKSIN!!” Sezgin beklemeden hızlı adımlarla Amirin odasına yöneldi. Haydar da Sezginin arkasından yürüyordu.

Haydar’ın da Amirin odasına varmasıyla  Sezgin yavaşça kapıyı çaldı. Kısa bir süre sonra güçlü bir ses haykırdı. “GİİR!” Haydar Amirin sözünü tamamlamasını beklemeden kapıyı açıp içeri girdi. Hemen arkasında da Sezgin vardı. Haydar’a göre Sezgin daha endişeli görünüyordu. Amir herkesi odasına çağırmazdı. Bir şey söyleyecekse toplantı odasında söylerdi. Çoğunlukla azarlamak için odasına çağırırdı. Sezgin için bu ilk olsa da Haydar buna alışıktı.

Amir gözlüğünü takmış önündeki dosyaları inceliyor bazen kağıtlara bir şeyler yazıp başka kâğıda geçiyordu. Uzun bir süre ne Haydar’a ne de Sezgine baktı. Sadece önündeki kağıtlarla ilgilendi. Fakat ara sıra ayakta bekleyen Haydar ve Sezgin’i gözlüğün ucundan kesip tekrar kağıtları yazmaya devam ediyordu. Sezgin bekledikçe daha tedirgin oluyordu. Şimdiden yüzü terlemeye başlamıştı. Haydar ise sakin bir şekilde ne zaman oturacaklarını bekliyordu.

Sonunda Amir elindeki dosyayı kapatıp Haydar ve Sezgine döndü. Yüzündeki ifade hiçte hayra alâmet değildi. Kızgın görünmüyordu fakat endişeli gibiydi. Amir sakince masasının önündeki iki sûni deriden yapılmış demir ayaklı sandalyeyi işaret etti. “Oturun !” Amirin sesi kapıyı çaldıkları zamankinden daha kısık ve güçsüz çıkmıştı. Haydar’ın yüz şekli değişmese de Sezginin yüz şekli inanılmaz derecede şaşkın ve korkmuş görünüyordu. Amir uzatmadan konuya girdi.

“Savcının raporunun ardından laboratuvar sonuçları da bugün elime ulaştı. Bu konuyu sadece ikinize açıklayacağım. Devlet bu olayı çok az insanın bilmesini istiyor. Nedenini bende bilmiyorum. Lâkin bu konu beni alakadar etmez. Otuz sekiz senelik iş hayatımda ilk kez siyah alarm verildiğini gördüm. Böyle bir şeyin olduğundan bile haberim yoktu. Sorun şu ki siyah alarm sadece siz ve benim için geçerli. Bu yüzden bu gizli bir görev olacak.”

Haydar düşünürken her zaman ki gibi bıyıklarıyla oynamaya başladı. “Amirim laboratuvar sonuçlarını aldığınızı söylemiştiniz. Şahsen laboratuvar sonuçlarını bende merak ediyorum. “

Amir derin bir nefes aldı. Laboratuvar sonuçlarını almıştı fakat işler hiçte umduğu gibi gitmemişti. “Size olayı kısa bir şekilde anlatacağım. Birazda olsa insan anatomisinden anladığınızı düşünüyorum. Her insanın ayrı gen dizilimi vardır. Fakat her insanda bir şey aynıdır; her insanda 64 çeşit gen şifresi bulunur aynı zamanda gen şifrelerine kodon da denir. Bu kodonların ortak özelliği şudur: Timin bazının karşısına adenin bazı gelir, sitozin bazının karşısına ise guanin bazı gelir. Bu asla değişmez. Eğer DNA yanlış eşleşirse o zaman gen değişir ve mutasyon dediğimiz olay ortaya çıkar. Laboratuvar sonuçlarına göre zanlının gen şifresi bütün insanlardan farklı olarak iç içe girmiş beş yüze yakın kodondan oluşuyor. Aynı zamanda DNA dizilimi alışılmışın dışında dört nüklotitten (A,S,T,G) başka nüklotitlerden de oluştuğu gözlemlenmiş. “

Haydar ve Sezgin boş bakışlarla Amiri dinliyordu. Anladıklarını belli etmek için sadece arada bir başlarını sallayıp şaşırmış gibi davranıyorlardı. Fakat ikisi de Amirin dediğinden hiçbir şey anlamamıştı.

Amir kendisine boş gözlerle bakan iki kişiye anladıklarını teyit etmek için bir kez daha sordu. ” Ne dediği mi anladınız mı ? “

Haydar bıyığını yuvarlamayı bırakıp sakince konuştu. “Tabiki de anladık Amirim… zanlının kim olduğunu bulamamışlar. “Amir öfkeyle kükredi. Gözleri sinirden kan çanağına döndü.

“SALAKLAR!! O KADAR ŞEY SÖYLEDİKTEN SONRA BUNU MU ANLADINIZ?? SİZE DİYORUM Kİ BU SEFER KARŞINIZDA İNSAN YOK!! BU KİŞİ YADA KİŞİLER TAM BİR CANAVAR, ANLAMIYOR MUSUNUZ ? “

Sezgin korkudan soğuk terler dökerken Haydar gülümsüyordu. “Amirim bizimde insan olamadığımızı biliyorsunuz.” Haydar tutarsızca gülümsemeye devam etti. Amirin gözleri alev saçıyordu.

Amir masadan birkaç kağıt alarak tekrardan inceledi. Kağıtları incelerken bir kez daha kapı çaldı. Haydar ve Sezgin aynı anda kapıya dönmüştü. Amir gözlüğünün ucundan bakarak ,” Girin !” dedi

Kapıdan iki erkek bir kız girdi. İki erkekte Haydar gibi güçlü ve iri görünüyordu. Fakat Sezgin ve Haydar’ın gözü direk kıza kaymıştı. İki erkeğe bakma gereği bile duyamamışlardı. Hatta kapıdan üç kişi geçtiğini bile anlamamışlardı. Çünkü ikisi de aptal bir gülümseme ile direk kıza odaklanmıştı.

Kapıdan giren kız yirmi beş yaşlarında sarı saçlı ve ince fiziği olan birisiydi. Bütün ihtişamıyla yürürken Haydar’ın ve Sezgin’in ağzı açık kalmıştı. Amir gülümseyerek öksürdü. Haydar ve Sezgin uykudan uyanmış gibi kendine geldi. İkisi de aptal gibi gülümsüyordu. Amir gelen üç kişiyle selamlaşarak eliyle kapıyı gösterip kapıdan çıktı. Gelen üç kişide Amiri takip ederek odadan çıkmıştı. Haydar ve Sezgin birbirlerine bakıp hızlı adımlarla Amirin peşine koyuldular. Amir birçok odayı geçerek en son büyük bir odaya girdi. Ardından beş kişide odaya girmişti. Amir hepsinin odaya girdiğini gördükten sonra yavaşça kapıdan baktı, ardından kapıyı kapattı. Bir şey saklıyor gibiydi.

İlk atılan Sezgin olmuştu. “Merhaba ben Sezgin, tanıştığıma memnun oldum. ” İki erkek hiçbir tepki göstermese de kız hafiften gülümsedi. Sezgin bir anda sevinçten garip garip hareketler sergileyip gülümsemeye başladı. Haydar sinirle Sezgin’i keserken Sezgin’e yaklaşıp güçlü bir omuz koydu. Sezgin bir an afallayıp kendine geldi. Haydar güçlü sesiyle konuştu. “Ben Haydar, buraya gelme nedeninizi sorabilir miyim?” İlk kez iki erkek tepki gösterdi. Erkeklerden bir tanesi cebinden bir kağıt çıkarıp konuştu. “Rütbeliler tarafından görevlendirildik.” Haydar iki erkeğe ilk kez dikkat etmişti. Ne polise benziyorlardı nede askere… üzerlerinde takım elbise ve uzun siyah kaban vardı. Yüzleri normal bir insandan daha sert ve daha olgundu. Sarı saçlı kız gülümseyerek konuştu. “Tanıştığımıza sevindim. Arkadaşımın da söylediği gibi emir üzerine geldik.” Sezgin sert bakışlarla Haydar’ı süzerken Amir bir kez daha öksürdü. “Lütfen oturun.” Odanın ortasında on kişilik kocaman bir masa, masanın etrafında ise dönen deri sandalyeler vardı.

Amir cama yaklaşıp camın yanındaki boncuk boncuk şeklindeki ipi çekerek camın yüzeyini karanlığa kapladı. Oda tamamen karanlığa kaplanmıştı. Amir elindeki kumandaya basıp tavandaki projeksiyonu çalıştırdı. Projeksiyonu çalıştırmasıyla birlikte hemen önlerindeki büyük beyaz perdeye bir sokağın kuş bakışı haritası yansıdı.

Amir uzatmadan konuya girdi. “Öncelikle ekibe katılan arkadaşlara Hoş geldiniz diyorum. Durumun ciddiyetini şuan daha iyi anlayabiliyorum. İsimlerinizin ve kimliklerinizin saklı kalması nedeniyle size ” A, B ve C ” diye isim takmak istiyorum. Umarım bir sıkıntı yoktur ? “

Üç kişi sorun olmadığını bildirmek için başını salladı. Amir tekrardan konuşmasına devam etti. “Gördüğünüz sokağın haritası cinayetin işlendiği bölgenin haritasıdır. Sorun şu ki bir hafta önce işlenen cinayetin arkasından dört cinayet daha işlendi. Her seferinde malûm bir kişi tarafından cinayet yeri ihbar edilip telefon kapatıldı. Arayan kişiye her ulaşmak istediğimizde her seferinde başka bir şehirden başka ankesörlü tarafından ihbarın yapıldığı tespit edildi. Bu sıra dışı olaylar kesinlikle basına ve kamuoyuna bildirilmedi. Çok küçük bir topluluk tarafından devlet sayesinde gizli tutuldu.

Zanlının canlı yakalanması gerekli değildir, zor durumda kalırsanız etkisiz halede getirebilirsiniz. Bu operasyon ve bu konuşma bu odadan çıkmayacak ! “

Amir ilk kez bu kadar korkmuş ve sert görünüyordu. Gözleri ilk Sezgin ve Haydar’ı kesti. Konuşmadan bile ne anlatmak istediği anlaşılıyordu. Amir eliyle haritadaki binaları gösterip konuşmasına devam etti. “Cinayetin çoğunlukla işlendiği bölge şuan haritada gösterilen alandır. Sabahtan beri aranan bu alanda herhangi sıra dışı bir şeye rastlanmadı. Fakat yinede en meçhul bölge burası. Toplam otuz altı tane dört katlı yarım kalmış bina ve dört tane sokaktan oluşuyor. Sokakların üçü boyuna, bir tanesi ise üç sokağın tam ortasından geçerek enine doğru oluşmaktadır. Binalar altı tane küçük bölgelerde altışarlı şekilde sıralanmıştır. Yanı her sokağın solunda ve sağında altı tane bina vardır.” Amir eliyle orta kısımlardaki bir binayı gösterdi. “Cinayet her seferinde bu binanın önünde işlendi. Eğer binaları sırasına göre sıralamak isteseydik bu bina yirminci bina olurdu. Bu alanın tam ortasındaki yer…

Bu yüzden bu gece operasyona başlayacağız. Operasyona katılmak istemeyen var mı ? “

Sezgin tereddüt etmeden elini kaldırdı. Korkudan yüzü terlemişti. Bu operasyon onu kalpten götürebilirdi. “Amirim ben bu operasyonda size yardımcı olabileceğimi düşünmüyorum.” Sezginin bakışları soluklaşmıştı. Yüzünden boncuk boncuk terler iniyor, kaşında birikiyordu. Çoktan gözlüğü yüzünden inen terlerle ıslanmıştı. Fakat şuan gözlüğünü düşünmüyordu. Sadece gitmek istiyordu. O günden sonra her gün kabuslar görmüştü. Her gözünü kapattığında karanlık yerine taşların üzerinde birikmiş kan ve etrafa dağılmış et ve organ parçaları görüyordu. Üstüne üstlük bir daha bunları yaşaması isteniyordu. Amir gerekirse zanlıyı öldürmelerini emretmişti. Bu görev Sezgin için imkansız görünüyordu.

Amir derin bir nefes aldı. Sezgin’in katılmak istemeyeceğini en başından biliyordu. “Sezgin, üzgünüm ama sana çok ihtiyacımız var. Bu operasyonu sensiz yürütemeyiz. Bize yardımcı olmalısın.” Sezgin korkmuş ve şaşkın bakışlarla Amirle birkaç saniye göz göze geldi. Ne diyeceğini bile bilmiyordu.

İlk kez Sezgin’in sesi gürleşti. “ÜZGÜNÜM AMA AMİRİM BENİ ANLAMALISINIZ… BEN… BEN BUNU YAPAMAM… BİR DAHA O YERE GİDEMEM… BEN DÖRT GÜNDÜR HER UYUDUĞUMDA İKİ DAKİKA GEÇMEDEN ÇIĞLIKLARLA UYANIYORUM. BEN SİZE YARDIMCI OLAMAM. ” Sezgin’in ardından Amirinde sesi gürleşti. ” SEZGİN BU KADARI YETER !! BU OLAYI ÇOK AZ KİŞİNİN BİLDİĞİNİ SANA SÖYLEMİŞTİM. DAHA FAZLA KİŞİNİN ÖĞRENMESİNE İZİN VEREMEYİZ. BU KONU KAPANDI. SENDE GELİYORSUN !!” Sezgin tam konuşacakken Haydar Sezgin’in ceketinden tutup Sezgin’i sandalyesine çekti. Sezgin ölü gibi etrafına bakıyordu. Bu hâli hem komik hemde üzücüydü.

Amir tekrardan derin bir nefes alıp sözüne devam etti. “Şimdi operasyonu açıklıyorum iyi dinleyin! Öncelikle olayın gerçekleştiği ana bölge olan yirminci binanın çaprazında ki bina, yani altıncı binanın çatı katında keskin nişancı olarak Bayan C yer alacak. “

Haydar’ın bakışları bir an Amirle kesişti. Bir şeyler sormak istediği gözünden belli oluyordu. Haydar tereddüt etmeden aklındaki soruyu Amire yöneltti. “Amirim bu arkadaşlara neden isimleriyle hitap etmiyoruz? ” Amir bir an afalladı. Bir şeyler söyleyecekken ağzını açıp bir daha kapattı. Bir şeyler söylemek istiyordu fakat bulunduğu konum buna müsaade etmiyordu. Amir kısa bir sessizliğin ardından derin bir nefes alıp Haydar’a cevap verdi. “Üzgünüm Haydar ama bu kişilerin kimliklerini ben bile bilmiyorum. Çünkü bu kişiler devletin gizli birimlerinden… ne isimlerini nede hangi birime ait olduklarını biliyorum. Tek bildiğim şey bize yardım etmek için burada olmaları.”

Üç kişi sadece kafalarını sallamakla yetindi. Burada bulunmalarının nedeni sadece bu polislere yardım etmekti. Daha doğrusu bu polislere yardım etmek için emir almışlardı. Başka bir nedeni yoktu. Belki bu kişileri hayatlarında bir kere bile görmeyeceklerdi. Fakat kader bir görev uğruna bu kişileri bir araya getirmişti.

Amirin gözü diğer iki kişiye kaydı. İkisi de birbirine çok benziyordu. Yüzleri tamamen kıl ve sakaldan arındırılmış, temiz ve beyazdı. Buna rağmen sert ve güçlü görünüyorlardı. Çünkü gözlerindeki bakış Haydar’ın bakışları gibi korkusuzdu.

Amir yan yana oturan iki kişiden ilkine bakarak konuştu. ” Bay A, siz Bayan C’yi koruyacaksınız. Binaların bahçesinin sınırında küçük çaplı çeperler var. Sizin Bayan C’nin bulunduğu binanın bahçe çeperinde pusuda kalacaksınız. Hem etrafı inceleyip hemde Bayan C’yi koruyacaksınız. “

Amir diğer adama odaklandı. “Bay B, siz de yirminci binanın diğer çaprazındaki binanın bahçe çeperine saklanacaksınız. Eğer zanlı beklediğimizden güçlü çıkarsa onu çapraz ateşe tutarak etkisiz hale getireceğiz.”

Amir aynı anda Haydar’a döndü. “Haydar sen bizim gizli silâhımızsın. Yirminci binanın hemen karşısındaki binanın ilk katında saklanacaksın. Sen kulaksın… Eğer işler ummadığımız gibi giderse düşmanı sessizce etkisiz hale getirmek sana kalıyor. “

Haydar gülümsedi “Her şeyi düşünmüşsünüz Amirim.” Amir sessizce başını eğip küçük bir tebessüm gösterdi. “Çünkü eskiden askerdim” Amir ceketinin cebinden küçük bir bez çıkarıp gözlüğünü silmeye başladı. Şimdi yüzü cidden sert görünüyordu. Sıra Sezgin’e gelmişti. Söylemeden önce kendini masaya yasladı. Alacağı tepkiyi düşündükçe terliyordu.

Amir ve Sezgin göz göze geldi. Sezgin’in çoktan alnından terler boşalmaya başlamıştı. Kendisine vereceği görevi şimdiden hayal edebiliyordu.

Amir güçlü sesiyle kükredi “SEZGİN!! SEN YEM OLACAKSIN! BU GÖREV TAMAMEN SENİN AZMİNE BAĞLI!!” Bir anda Sezgin’in gözleri karardı. Oturduğu sandalyeden düşecek gibi oldu fakat son anda elini masaya koymasıyla düşmesini engelledi. Sezgin bir hışımla ayağa kalkıp şaşkınlıkla bağırdı. “HAYIR OLMAZ!!” Amir aynı hızda sert cevap verdi “EMRİME KARŞI MI GELİYORSUN SEZGİN? BİR DAHA AĞZINI AÇARSAN KENDİNİ ÖYLE BİR KARAKOLDA BULURSUN Kİ HER GÜN KAÇ KURŞUNUN KULAĞININ DİBİNDEN GEÇTİĞİNİ SAYARSIN !! “

Bir anda Sezgin’in yüzü ölü gibi bembeyaz oldu. Haydar tekrar Sezgin’in ceketinden tutarak sezgini oturduğu sandalyeye çekti. Sezgin’in ağzı düğümlenmiş gibi konuşmayı geç, açılmıyordu bile. Haydar Sezgin’e göstermese de Sezgin’in bu hali Haydar’a çok komik geliyordu. Sezginin bazen çok korkak davranması ortamı yumuşatıyordu.

Amir sırtını yaslandığı masadan sırtını çekerek doğruldu. Masanın arka tarafına geçerek masanın altından bir çanta çıkardı. Çantayı yavaşça masanın üzerine koydu. Şuan herkes dikkatle Amiri izliyordu. Amir yavaş hareketlerle çantanın fermuarını açıp içinden birkaç parça alet çıkardı. Çıkardığı aletler gözlüğe benziyordu fakat ne güneş gözlüğüydü nede optik gözlük, camı sarıydı ve çerçevesi diğer gözlüklere göre daha sıradandı. Gözlüğün camı alta doğru elips şeklindeydi, güneş gözlüğünü andırıyordu fakat birkaç parçası güneş gözlüğünden tamamen farklıydı. Gözlüğün çerçevesinin üst kısmında iki camın arasında ayriyeten iki ince metal şerit geçiyordu. Böylelikle gözlük daha sağlam görünüyordu. Kulaklara değen en uç bölgedeki kısımda sert bir lastik ile bağlanmıştı. Böylelikle gözlüğü kafaya tamamen sabitliyor, düşmesini engelliyordu. Amir gözlükleri masaya sıralarken Haydar biraz baktıktan sonra “Bunlar gece görüşü gözlükleri… bunlar ne işimize yarayacak?” Amir sakince Haydar’ın sorusunu cevapladı. “Operasyonun gerçekleşeceği bölgede herhangi bir ışık kaynağı yok. Bunlar özel üretim olduğu için gece görmenize daha fazla yardımcı olacaktır. “

Haydar anladığını göstermek için kafasını salladı. Ardından kalkıp gözlükleri aldı ve herkese dağıttı. Aralarından sadece Sezgin’in gözlüğü normal optik gözlüğe benziyordu. Amir dikkat çekmesini önlemek için böyle tedbir almıştı.

Kısa bir süre sonra hepsi Amirin emriyle dağıldı. Akşam operasyon başlayacaktı. Herkes hazırlanmaya başlamıştı. Haydar ceket şeklindeki ikili koktuk altı silah kılıfını giyinip silahlarını yerleşirdi. Ardından büyük dolabı açıp içinden kısa gibi görünen fakat çok ağır bir silah çıkardı. Pompalı gibi çekmeliydi fakat iki silahın birleşimi gibi büyüktü. Haydar silahı eline alınca yüzünde görülmeye değer bir gülümseme oluştu. ” UTS 15 shotgun… bunu kullanacağımı hayal etmezdim. ” Haydar dakikalarca silahı inceledi. Her geçen saniye yüzündeki gülümseme daha da büyüyordu.

Herkes bir şeylerle oyalanmaya başlamıştı. Geceye az kalmıştı. Sezgin bir köşede silahını temizliyordu. Yanına sadece her zaman taşıdığı silahını alacaktı. Tek bir silah onun için yeterdi. Zaten fazla kullanacağını düşünmüyordu. Diğer üç kişi ise bir köşede silahlarını hazırlıyordu. Bayan C büyük bir çantanın içinden silah parçaları çıkarıp onları birleştiriyordu. Bay A ve Bay B ise yanlarında getirdiği klasik askeri silahlarını hazırlıyordu. Herkes susmuş, elindeki işle uğraşıyordu. Nede olsa son bir saat kalmıştı. Gece olmadan operasyon bölgesinde yerlerini almak zorundaydılar. Herkes şimdiden silahlarını kontrol ediyor eşyalarını gece için hazırlıyorlardı. Kimse tam olarak ne için hazırlandığını bilmese bile devletin bildiği kesindi. Yoksa neden böyle bir olayı bu kadar gizli tutup, bu kadar önemserdi ki. Herkes belli etmese de korkuyordu. Çünkü önceki kurbanlara ne olduğu belliydi. Geriye gömülecek bir bedenleri bile kalmamıştı. Kimlikleri bile bir hafta sonra saptanmıştı. Bunu yapan insan değildi ve bu kişiyle savaşmak için beş insan gönderiliyordu. Yeterli miydi ? Bunu kimse bilmiyordu. Fakat yetmeliydi. Bu olay bu gece kapanmalıydı. Yoksa tek yok olan hayatlar önceki kurbanlar olmayacaktı. Eğer bu olay medyaya yayılırsa bütün ülke dehşet içinde sokaklara dökülecekti. Devletin iradesi giderek düşecek, ekonomik ve halk baskısı görecekti. Daha önemlisi insanlar ölmeye devam edecekti. Her gün onlarca insan ölecekti. Hemde tanınmayacak şekilde öleceklerdi. Çocuklar babasının cesedini bile tanımayacaktı. Ölen kişilerin yıkanacak bir bedeni bile olamayacaktı. Bu aşağılık ve iğrenç bir dramdı. Zanlıların kaç kişi veya ne olduğu bilinmiyordu fakat ne yapılması gerektiği biliniyordu. Bu bir savaştı. İnsanlık bilmese de insanlık için verilen bir savaştı, tek gereken sorgusuz, yargısız infazdı.

Gökhan KARAKELEŞ

Hikayenin Bölümlerinin Linkleri

1. Bölümü Okumak İçin TIKLAYINIZ.

2.  Bölümü Okumak İçin TIKLAYINIZ.

3. Bölümü Okumak İçin TIKLAYINIZ

4. Son Bölümü Okumak İçin TIKLAYINIZ

Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 1 Ortalaması: 5]

Etiketler

Gülten AJDER

Kitap okumayı seven insanlar daha zeki ve daha başarılı olurlar. Bende bu yüzden kitap okumayı sevdirmek istedim bu site ile. Gizli kalmış bütün bilgilerin kitaplarda saklı olduğuna inandığımdan, kültür seviyemizi yükseltmek, bilgi hazinemizi daha da zenginleştirmek, gizli yeteneklerin ortaya çıkmasına destek olabilmek için, okusun yazsın benim ülkemin insanları diye bir işin ucundan tutmak isteyen birisiyim.

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Arkadaşlar şimdiden uyarayım ; yazdığım bu hikaye hala yazmakta olduğum kitabın içindeki küçük bir terimdir. Hikayenin sonu hala gelmedi ama hikayenin sonunda neden böyle oldu diyeceğiniz için şimdiden söylemek istedim. Bu hikaye benim için sadece yazdığım kitabın ara bölümü gibi birşey. Belki ilerde roman yapabilirim. Şimdiden iyi okumalar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı