Skip to main content

Hüddam Ustası Hikayesi 6. Bölüm

Hüddam Ustası Hikayesi 6. Bölüm

Pazartesi günü Necmi ve Mehmet okul önündeydi, ikisi de kapı önünde karşılaşınca birbirlerine sırıtıp soğuk, eski, beton binaya doğru ilerlediler Mehmet yanında olduğundan Necmi kendisine dik dik bakan diğer öğrencilerden rahatsız olmadı, artık sürekli Mehmetle gezeceği anlaşılmıştı, sınıfa geçtiler Necmi Mehmetin yanına yani en arka ortadaki sıraya oturdu.

Mehmet bir kitap açıp okumaya başladı, Necmi ise sıkıntıyla çevresine bakıyordu evet tüm arkadaşları yüz çevirmiş gibi gözüküyordu bu arada futbol takımının kaptanı geldi “Necmi bir haftadır yoktun hoş geldin” Necmi birkaç arkadaşının onu terk etmek istememiş olacağını düşünerek içi içine sığmamacasına mutlu oldu, tam arkadaşına sarılmaya niyetlendi ki “Mehmet, Sadede gel!” diye sertçe çıkıştı, ardından kaptana “şey bazı evebeyinler senin takımda olmandan rahatsızda, şu kafa parçalama hikayesi yüzünden” Necmi’nin bütün dünyası başına yıkıldı ve içinden “Mehmet müdahale etmese…” dedi yerine geçti ve bir daha umutlanmayacağına yemin etti. Bu arada futbol takımı kaptanı “yeni bedenci bir basket takımı kuruyor Mehmet, bence baş vur, senin gibi bir adam epey lazım olur” Mehmet gülümsedi ve “düşüneceğim” diyerek kitabı yüzüne doğru yeniden kaldırdı. Necmi Mehmet’e döndü “bana ne olacak, yanlış anlama ama insanlar seni bile benden daha çok seviyor gibiler” Mehmet döndü sırıtarak “İyice danışman muamelesi yapıyorsun bana.” ardından Mehmet biraz düşündü “senin için tek çıkış, buradan uzak bir yerde tekrar liseye başlamak, eskiden olduğu gibi tüm erkekler dostun, tüm kızlarsa aşığın olacaktır.” Necmi üzüntü içinde düşündü biraz, “ya cinler” Mehmet “aşiret lideri düştü düşmanları onları yok etmek isteyecek ve seni tanımıyorlar, yani bir daha başını belaya sokma.” Necmi “ya yeniden insanlara saldırırlarsa?” “aynı şey sadece bilmiyor gibi yap, ya da bir hocaya falan gitmelerini tavsiye edersin.” Necmi yeniden düşüncelere daldı ve kendine “Ben Mehmet’ten bile yalnızım artık” dedi.

Teneffüs olduğunda Mehmet bahçeye çıktı ve bahçenin tenha bir köşesine geçti, parmaklarında iki yüzük vardı ama hocalar Mehmet’e daha hiç bir şey dememişlerdi, akik olanı oynattı bir anda Dessaad belirdi “Buyrun sahip” duman iki elini kavuşturmuş saygıyla bekliyordu Mehmet “pisliğini temizleme zamanı” dedi “Adli tabip, Demirin cinayetine hangisi bakıyorsa onu ele geçir ardından, telefonunu kaldırdı, “bu benim numaram iş bitince beni ara.”

Tufan kötü bir gün geçiriyordu, polis ona ceset yollamıştı yine içinden “bu kadar küçük yerde bu kadar çok cinayet, boş soğuk morgun yanındaki beyaz duvarlı, aydınlık otopsi odasındaydı, karşısında üstü örtülmüş bir kadın cesedi, ellerine mavi lastik eldivenleri geçirdi, bir duman gördü sonra, ve düştü. Doktor kalktığında kendini bir şekilde aydınlık olan simsiyah bir yerde buldu, ışık nerden geliyor diye çevreye bakındı, yoktu, bir ışık kaynağı yoktu, ve bulunduğu yeri algılamaya çalıştı, yer dümdüz ve simsiyahtı, her taraf sonu olmayan bir siyahlık kaplıydı ama hiç esinti yoktu ve dümdüz olan taban hiç bitmeden uzuyor gibiydi, arkasını döndüğünde karşısında siyahlar içinde bir adam gördü siyah takım elbise siyah gömlek, siyah kravat, tamamen siyah bir şapka ve büyük siyah güneş gözlükleri, tüm mekanda tek beyaz şey adamın, yani Dessaad’ın insan görünümüne ait beyaz yüzüydü, “Burası neresi, sende kimsin?” Dessaad sadece gülümsedi ve ardından, “Sır kapısı” dedi. Doktor korkmamıştı, sadece geziyordu öylece ve sonra Dessaad’a döndü “beni buraya neden getirdin?” Es gülümsedi “Bir yere mi getirdim ben seni? Yoksa sen mi beni getirdin?” Tufan şaşırdı “Ama sen burası sır kapısı dedin” Es “evet senin sırının kapısı” Tufan korkmaya başlamıştı “ne sırrı, sen ne diyorsun!” Dessaad oltayı ustalıkla ve yavaşça çekmeye başladı çünkü burası gerçekten de Tufan’ın bilinç altının onu getirdiği yerdi ve burası gerçekten de sır kapısıydı, Tufan’ın kapkara sırlarının ve aynı zamanda zihninin kapısı.

Tufan düşünmeye başlamıştı “Biliyor olamaz”, “biliyor olamaz” Es “neyi biliyor olamam? Doktor panikledi “ama ben içimden söyledim, dudaklarım oynamadı” Es “emin misin?” aslında dudakları oynamamıştı Dessaad öyle olduğunu düşünmesini sağladı ve artık Es rakibini içinden düşünemeyeceğine inandırmıştı, doktor “bu nasıl bir hile sende kimsin, ne istiyorsun” Dessaad sakin ve yumuşak bir sesle “sırrını” dedi, doktor “vermeyeceğim! vermeyeceğim!” diye bağırmaya başladı ama Dessaad tabandaki ışığı gördü, kapağı kaldırdı ve sır yukarı bir baloncuğun içinde yükseldi, baloncuğun içindeki görüntüde bir çocuk vardı sekiz, dokuz yaşlarında ve bir araba, lacivert, hız fırtınası, arabanın adı buydu ve doktor hız fırtınasını verdiği ada yakışır bir biçimde kullanıyordu, sidik dolu kahverengi şişeyi kafasına dikti ve kan, birileri sidik içecek diye yol kan içti, hayatının baharında bir çocuğun canı, bu da yetmezmiş gibi kanıtlarla oynadı doktor, masum ve fakir bir taksicinin aracına nasıl sahte delilleri yerleştirdiği ve nasıl o adamın ekmek teknesinin tamponunu parçaladığı gözüktü, doktor bağırdı; “İsteyerek olmadı! Sevgilim beni terk etmişti” Dessaad gülümsedi “umrumda değil, artık bilinç altındaki son kapıda açıldı vücudun benim oldu.”

Doktor gözlerini açtı, yanında asistanı vardı “Tufan, Tufan Bey” Tufan kalktı ama bir şeyler tuhaftı sanki “bişeyiniz var mı” doktor gördüğü çok garip rüyayı anlatmak için ağzını açtı, ve “Sadece biraz başım döndü, kaç saniye yerde kaldım?” asistan “en fazla beş saniye” doktor “ama bu sözleri ben söylemedim” ve nereye gidiyorum” vücudunu durdurmaya çalıştı, ama bir saniye bile durduramadı, vücudu ele geçirilmişti, artık kendi vücudunda sadece bir seyirciydi. Bunu anladığı anda çığlık atmaya başladı, ama nafileydi dudakları bile oynamadı, vücudu ele geçirilmişti bir kere. Binadan çıkınca, tombul kısa doktor telefonunu çıkardı, bir numarayı aradı ardından “dediğin adamı ele geçirdim sahip” dedi tufan korkuyordu, bağırıyordu kimse onu duymuyordu. Telefondaki ses “İşin bitince, hafızasını silebilirmisin?” Es “bulandırabilirim sahip, sonrasında da beyin bunları yaşadığını reddetmeyi tercih eder, yani silmekle aynı işi görür” telefondaki ses “Bendeki gibi tam işi bitirmeden vücudu yönetmiyorsun, değil mi, sonuçta saçma riskler almak istemiyorum” Es “o dediğiniz bir daha yaşanmayacak, sahip” dedi. Mehmet “nasıl bir adam?” Es “kaza eseri bir çocuk öldürdü, içkiliydi, sonrada konumunu kullanarak suçu tamamen masum bir adamın üstüne attı.” Mehmet “iyi işin bitince, önce kafasını bulandır sonra suçunu itiraf ettir, zorunda kalmazsan öldürme.” doktor bunları duyunca rahatladı, zaten şu an yaşadıklarını hatırlamak istemiyordu, ve ölmektense hapse tıkılmak kulağa kötü gelmiyordu. Dessaad önce doktorun kafasındaki bilgileri kullanarak aslında Necmi’nin savurduğu son yumruk varmadan kafanın kapıcının attığı kürek darbesinin etkisi ile basınç değişimi sonucu patladığı ve bu durumda zaten masum olan Necmi’nin, hiçbir şekilde ölüme sebebiyet vermediğine ilişkin bir rapor hazırladı ve bunu adli makamlara verdi.

Tıknaz adli tabip Dessaad’ın göreve yollanmasından tam iki saat sonra elinde bir dosyayla Necmi’nin sınıfına girdi ve öğretmenin şaşkın bakışları arasında konuşmaya başladı “Ben Adli Tabip Tufan Kılık, buraya yaptığım bir yanlışı düzeltmek için geldim, arkadaşınız Necmi, tamamıyla nefsi müdafaa için öldürdüğü sanılan adamı öldürmemiştir” futbol takımının kaptanı “ama kafasını patlatmış, bizzat görenlerden annem duymuş!” doktor bir süre durdu “kürek darbesinden sonra arkadaşınız son yumruğu atmadı, eli kafaya yaklaşırken kafa kürek darbesi yüzünden sıkışan damarların etkisiyle bir miktar dağıldı ve bu sanki Necmi’nin yumruğunun sonucuymuş gibi gözüktü, yani zaten masum olan arkadaşınız insanları korumak için bile olsa kimseyi öldürmedi. Necmi sıraya yayılmış şekilde sırıtan Mehmet’e döndü “ama ben vurmuştum” Mehmet çirkin sırıtışını iyice yayarak “biliyorum” dedi. Doktor çıkarken bir anda Necmi’nin çevresini arkadaşları(!) doldurdu bazısı omzuna vuruyor bazısı “senden hiç şüphelenmedim” diyordu Mehmetse bu sahte arkadaşlara sahip olmadığı için ilk kez seviniyordu.

Mustafa Söylemem

Hüddam Ustası Hikayesinin Bölümlerinin Linkleri

  1. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  2. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  3. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  4. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  5. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
  6. Bölüm İçin TIKLAYINIZ
Yazı Puanı
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 1 Ortalaması: 4]

3 thoughts to “Hüddam Ustası Hikayesi 6. Bölüm”

  1. Devam ama daha uzun bölümlerle. Konu ilginç bir konu zaten önceden yaptığın bölümleri yayınlıyorsun düzelterek onlar bitince birde tam kendin yazarsan konuyu toplayabilirsin bence.

  2. Tammam mı devam mı, lütfen herkes fikrini belirtsin. Bu arada bu bölüm siteye ulaşmadı zannediyordum ulaşmış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir