Skip to main content

Ritimci Fikret

Ritimci Fikret

Batı Karadeniz de bir köyde yaşıyordu Ritimci Fikret. Orta yaşlarda iyi huylu bir adamdı. Hafta içi ilkokulda müstahdem olarak görev yapıyordu. Bir yandan düğünlerde bateri çalardı. Kendi orkestrası, malzemeleri ve halihazırda ekibi vardı. Çevresi tarafından sevilen sayılan bir insandı. Sakinliği ve sabrını kullanmasıyla biliniyordu. Orta boylu, hafif esmer, siyah saçlı, ince bıyıklı. Birde gözlükleri vardı, camları hafiften kara. Genelde takım elbiseyle dolaşır, elinden anahtarlık ve tesbih eksik olmazdı. Ahali herhangi bir konuda uyuşmazlığa düştüğünde ona danışırdı . Ritimci Fikret sonuç odaklı çalışır, her anlaşmazlığı tatlıya bağlardı. Hafta sonları genelde düğün ve eğlencelerdeydi. Arta kalan zamanda köy kahvesinde çay içer, akranlarıyla şakalaşır, sohbet ederdi. Civar köy ve ilçeler onu tanır, saygı duyar, severlerdi. Düğünlere gittiği zaman ona ve saz arkadaşlarına özel sofralar kurulur, orada misafir edilirdi. Ritimci Fikret sohbetlerinde çaktırmadan öğütler verir, olası hatalardan dolayı çevresindekileri ince bir metotla uyarırdı. Kendine has icatları onun diğer özelliklerindendi. Bir gün düğünde bateri çalarken bagetleri kırılıverdi. Pratik bir çözüm buldu. Mola vererek söğüt ağacından iki sopa hazırladı. Programın kalan kısmında bunlarla devam etti. Söğüt ağacı yaş ve çok esnek olduğundan Ritimci Fikreti cezbetmişti. Yine yıllar önce bir düğünde baterisi patlamış çözümü kurban bayramından kalma koyun derisi gererek halletmişti. Bateriye vurdukça mee mee diye sesler geliyor, davetliler gülüyordu. Evde vakit geçirdiğinde malzemelerinin bakımlarını yapar, baterisini siler ve yağlardı.

lign: justify;">Ritimci Fikretin yolu bir gün şehirdeki matbaya düştü. Yıllarca düğün çalmış, insanları eğlendirmişti. Tecrübelerini aktaracağı bir kitap yazmayı planlıyordu. Sonraki nesillerde, orkestra işi ve bateriyle uğraşacak olan gençlere hitap etmek istiyordu. Gerekli notları oluşturmuştu. Matbaacıyla konuşup anlaştılar. Ritimci Fikret vakit buldukça, not defterlerini odasındaki bilgisayarda hazırladığı klasöre aktarıyor, cümleleri düzenliyordu. Nihayet kitap, basım aşamasına geldi. Tam yüz sayfa olacaktı. Ne ince, ne de çok kalın. Tasarım yapıldı. Kitap tam bin adet basıldı. Ritimci Fikret iyi reklam yapmış, yerel tv-radyo ve gazeteleri günlerce meşgul etmişti. Verilen emeğin karşılığı geliyor, kitaplar güzel satılıyordu. İl dışından da siparişler geliyor, Ritimci Fikret’in “Orkestra Ritimci Fikret ve Tecrübeleri” adlı kitabı elden ele dilden dile dolaşıyordu. Fikret emekli olmuştu. Artık sadece düğünlerle ve kitaplarının satışıyla ilgileniyordu. Emek verdiği ve emekli olduğu okulu unutmadı. Kitap gelirinden elde ettiği paranın bir kısmıyla okul kütüphanesini güçlendirdi. Onlarca araç-gereç ve elektronik eşyalar alarak bağış yaptı. Yeni basılmış bin adet kitap sipariş ederek okula hediye etti. Emeklilik günlerini yine insanların işleriyle, dertleriyle ilgilenerek geçiriyordu. Örnek bir vatandaştan ziyade artık, övülmesi gereken biriydi Ritimci Fikret. Dillerden hiç düşmedi. Sevildi, anıldı, ziyaret edildi. Okurları bile uzak illerden onu görmeye geldi. İnsanlara gösterdiği ilgi ve sevginin karşılığını misliyle aldı.

Okuyucularımızdan Gelenler – Sinan Korkmaz

Our Score
Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 1 Ortalaması: 5]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir