Skip to main content

Mayıs Böceği ve Kokarca

Mayıs Böceği ve Kokarca

Mayıs böceği ile kokarca çok iyi arkadaşlarmış. Aynı ormanı paylaşır, birlikte yiyecek aramaya çıkarlarmış. Birbirlerine çok iyi siper olup, hiçbir şeylerini birbirlerinden kıskanmazlarmış. Bazı günlerde mayıs böceği yiyecek bulamaz yorgun düşermiş. Kokarca onun bu haline acıyıp evine davet edermiş. Onların bu dayanışması birbirine laf sokan, hainlik eden ve dünya nimetlerini dostundan kıskanan ukala hayvanları deli edermiş. Hatta bir keresinde ormana piknik yapmaya gelen bisikletli çocukları kokusuyla rahatsız edip kaçırarak bir sürü yiyecek elde edip mayıs böceğiyle paylaşmış. O yıl kış mevsimi çok sert geçtiğinden piknikten kalan tüm yiyeceklerle mayıs böceği ilkbahar mevsimine kadar idare etmiş. Bu ikili genellikle o bölgenin yakınında bulunan köye gece yarısı sızma operasyonu yaparmış. Aylardan Ekim olduğundan yine kış kapıdaymış. Muhteşem bir plan yapmışlar. Köyde düğün varmış. Düğün evine girecek, misafirlerden artan ve çöpe gitmesi kesin olan erzakları alıp evlerine getireceklermiş. Böylece her ikisi de hem israfı önleyecek hem de kış mevsiminde keyif çatacaklarmış. Sızma saati yaklaşmış. Kokarca mayıs böceğini sırtına alarak ilerlemeye başlamış. Köye varmışlar. Düğün evinin mutfağından muhteşem yemek kokuları geliyormuş. Masaların üzerinde ve mutfak tezgahında nice tabaklar yarım bırakılmış vaziyette çöpe dökülmeyi bekliyorlarmış. Bolluk bereket varmış orada. Ama hem yiyecekleri belli etmeden toparlamak, hemde onları taşımak gerçekten zahmetli bir işmiş. Çünkü cüsse olarak kokarca büyük olduğu için epey erzak almak gerekiyormuş. Camın dibinde düşünmeye başlamışlar. Mayıs böceği demiş ki biz alacağımızı alalım taşıma işini buraya misafir gelenlere yaptırırız. Kokarca şaşırmış, bu nasıl olacak demiş. Mayıs böceği, çok kolay, düğünün bitmesine yakın, buraya gelen bazı davetliler bizim ormanın ordan illaki geçecekler, yükleri onların arabasına koyup işimizi halledeceğiz, demiş. Kokarca planı çok beğenmiş. Gizlice mutfağa dalmışlar. Erzaklardan çeşit çeşit alıp hiçbir iz bırakmadan dışarı çıkmışlar. Orman tarafından geçecek olan arabayı tesbit edip yiyecekleri o araca gizlemişler. Düğün bitiminde araba hareket etmiş, bu iki kafadar arabanın tavanına saklanarak misafirlerle birlikte yola koyulmuşlar. Orman bölgesine yaklaştıklarında kokarca arabanın tavanına öyle bir vurmuş ki şoför korkudan vitesleri karıştırmış. Araba durmuş. İki kafadar erzakları hızlıca alıp yol kenarındaki çimenliğe atmış. El feneriyle dışarı çıkan şoför ve ailesi olan biteni çözmeye çalışırken bizim kokarca etrafa koku yayarak onların burnuna güzel ikramlarda bulunmuş. Aile daha fazla dayanamayarak ordan kaçmış. İki kafadar erzakları alıp evlerine götürmüşler. Yorgunluğun üstüne güzel bir uyku çekip dinlenmişler. Sabah olduğunda mayıs böceği kahvaltı hazırlayıp kokarcayı evine davet etmiş. O sırada ordan bir serçe geçiyormuş. Bu iki arkadaştaki dayanışma ve rahatlığı görünce dayanamayıp sormuş. “Siz nasıl böylesine mükemmel bir dost oldunuz?” demiş. Mayıs böceği cevap vermiş. “Biz başkaları gibi birbirimize laf sokmayız, bende olmayan onda vardır, onda olmayan bende, yeri gelir birlikte hareket ederiz ama asla dostluğumuzu dünyalık şeylere değişmeyiz, birbirimizin kusurlarını görmemezlikten geliriz, bizim dostluğumuzun sırrı bu.” demiş. Serçeyi de kahvaltıya davet etmişler. Akşam üzeri tekrar yiyecek aramaya çıkmışlar. Hem geziyor hem araştırma yapıyorlarmış. Epey gezinmişler. Dere kenarına yaklaştıklarında avcılardan kalma bir çanta bulmuşlar. İçinde mısır taneleri varmış. Meğer bunlar balıklara yem olarak atılıyormuş. Çantayı kaldırıp eve doğru ilerlemişler. Karınca sürüsüne denk gelmişler. Bir gayret bir telaş, tek sıra halinde gidiyorlarmış. Lider karınca ikiliye ukalaca laf atmış. “Hayrola ne yapıyorsunuz buralarda?” demiş. Mayıs böceği cevap vermiş. “Yiyecek arıyoruz, geziyoruz, dayanışmanın sadece başka hayvanlara ait olmadığını gösteriyoruz.” demiş. Lider karınca lafı yiyince dengesi bozulmuş. O sırada kokarca girmiş lafa. “Biz birbirimizden asla bir şeyi kıskanmayız, yıllar önce sizden bir artist acze düşen bir böceğe artistlik yapmıştı. Ona yardım etmek, onu bilinçlendirmek yerine laf sokup dalga geçmişti. Şimdi burada her ikisi de yok. Toprak olup toprağa karıştılar. Yarın hepimiz onlar gibi gübre olup ufalanacağız. Ukalalık yapmak yerine dostlarımıza doğruyu güzeli gösteriyoruz. Sizin gibi dünyalık hırslarla yaşamıyoruz.” demiş. Mayıs böceğini yanına alarak ordan uzaklaşmışlar. Günler sonra havalar iyice soğumuş. Kar fırtınası çıkmış. Gözgözü görmüyormuş. Mayıs böceği ve kokarca, olan biteni evlerinin penceresinden izliyorlarmış. Ortalığı kar kaplamış. Bizim muhteşem ikilinin kafası rahatmış. Depolarında fazla fazla yiyecekleri varmış. Evlerinin ilerisinde bir karıncayiyen görünmüş. Delirmiş vaziyette ortalıkta dolanıyor, yiyecek arıyormuş. Karları eşeleyerek bir karınca yuvası bulmuş. Yüzbinlerce karınca… Mayıs böceği ve kokarcaya denk gelen sürüymüş bu karınca ordusu. Liderleri o anda diğer yuvaları kontrol etmek için teftişe çıktığı sırada karıncayiyeni görmüş ama çaresizlikten saklanmış. Azgın karıncayiyen burnunu öyle bir sokmuş ki delikten yuvaya doğru. Tüm gücüyle karınca sürüsünü içine çekmiş. Yuvada bir tane bile karınca kalmamış. Lider karınca bu olayı gördükten sonra perişan olmuş. Karıncayiyen lider karıncanın teftiş etmek üzere yanına yaklaştığı yuvayı da koklayarak bulmuş. Yine burnunu deliğe sokarak ittirip tam köklemek suretiyle tüm karıncaları mideye indirmiş. Dökülen pirinç tanelerini hızla içine çeken yüksek vakumlu elektrik süpürgesi gibi… Ordan hızla uzaklaşarak başka yuvalar ve yiyecek aramaya gitmiş. Lider karınca çaresiz ve bitik şekilde ortada kalmış. Mayıs böceği ve kokarcanın yuvasına gelerek onlara sığınmış. Olan biteni anlatmış. Çok üzgünmüş. Kokarca onu kış boyunca misafir edebileceklerini söylemiş. Lider karıncanın içi biraz olsun rahatlamış. Ama kayıp ve acı çok büyükmüş. Mayıs böceği lider karıncaya yemekler hazırlamış, kokarca da teselli vermiş. Günler sonra lider karınca üzüntüden hastalanmış. Ağır biçimde can çekişiyormuş. Kokarca ve mayıs böceği ilaç hazırlamışlar, ona içirmişler ama fayda etmemiş. Beklemekten başka çareleri kalmamış. Evlerinin önüne bir böcek yaklaşmış. Bu gelen öğüt böceğiymiş. Akıllı, bilgili ve çok derin biriymiş. Hastayı ziyaret ettikten sonra mayıs böceği ve kokarcayla sohbete koyulmuşlar. Öğüt böceği onlara hırsın ve ukalalığın kişiyi içten içe yiyip bitireceğini anlatmış. Lider karıncanın halini örnek olarak göstermiş. Yıllar önce acizliğe yenik düşmüş bir böceği haklayacağına ona yardım ederek yol yordam göstererek bulunduğu durumdan kurtaracağına dalga geçerek onunla alay etmiş lider karıncanın ataları. Şimdi kendisi çaresizlik içinde beğenmediği iki hayvanın evinde yatıyormuş. Üstelik kendi tayfasından bir tane bile kalmamış o civarda. Öğüt böceği müsaade isteyerek oradan ayrılmış. Yoğun kar yağışına rağmen başka evlere konuk olmak için ilerlemiş. Hastalıkla boğuşan lider karınca ise akşam saatlerinde ölmüş. Mayıs böceği onu yatağından alarak kendi yuvasına götürmüş. Güzelce gömmüş. Tekrar evine dönerek penceresinden kar yağışını izlemeye başlamış. Kokarca ve mayıs böceği koca ormana insanlık dersi vermiş. İki tane lokmayı kendisi gibi bir cana çok gören karınca ordusu bir karıncayiyen tarafından darmadağan edilerek ortadan kaldırılmış. Bu hadiseden sonra ormanda ukalalık yapmaya cesaret edebilen bir tane canlı kalmamış.

Sinan Korkmaz

Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 2 Ortalaması: 2.5]

Mayıs Böceği ve Kokarca” hakkında 1 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir