Skip to main content

Eğitimden Kaçış

Herkesin unutulmayan askerlik anıları vardır. On sekiz ay boyunca her gün başka bir maceraydı. İstanbul Maltepe deki kışlada, hatırladıkça güldüğüm bir anım vardı. On altı yıl geçmesine rağmen hâlâ tazeliğini koruyan bu güzel macerayı sizlerle paylaşmak izledim. İlk defa kaleme alıyorum.

Eğitimden Kaçış (Askerlik Anıları 1981/2 Tertipler)

2001 yılının Temmuz ayı ortalarıydı. Aşırı sıcaklardan dolayı insanlar bunalıyordu. Eğitim çavuşları acemi bölüğünü alarak eğitim alanına gitti. Hiçbir askerin keyfi yerinde değildi. Küçük bir dere kenarında oturarak dinlenmeye başladılar. Uzman çavuşlar ders anlatıyor acemi erler dinliyordu. Yanaşık düzen eğitimi ve temel piyade konularından kesitler aktarılıyordu. İki kafadar acemi asker mola esnasında eğitimden tüyerek yemekhane bölgesine gitmeye karar verdi. Böylece yemek sırasında bekleme olayı ortadan kalkacak hemde sıcak havada hiç çekilmeyen eğitimden kurtulmuş olacaklardı. Aralarında konuşarak anlaştılar. Eğitim alanı yemekhanenin beş yüz metre altındaydı. Normal yol dışında hiçbir düzgün yol yoktu, yukarı çıkmak için. Üstelik duvarlar da yüksekti. Uzman çavuş mola içi düdük çaldı. Hiçbir aceminin kaçmamasını, sayı alacağını bildirdi. İki kafadar çoktan yola koymuştu. Epey yol giderek duvarların önüne geldiler. Askerlerden biri yukarı çıkarak arkadaşını kendine doğru çekti. Lojman binalarının önüne doğru ilerlediler. O sırada binaların hizasından, eşofmanlarını giymiş, yürüyüşe çıkmış bir general belirdi. Acemi askerlerin bu durumdan haberi yoktu. Onlar serin bir ortam ve soğuk içeceklerin hayaliyle adım hızlandırıyorlardı. İlerledikçe generale doğru yaklaştılar. Telaşeli bir halleri vardı. General onlara “hayrola çocuklar nereye böyle” diye seslendi. Acemi askerler generali sivil zannedip “aman ha amca sakın bizi gördüğünü söyleme, eğitimden arazi olduk anlarsın ya” dedi. General hiç kendini belli etmeden onlara tebessüm ederek “tamam çocuklar söylemem söylemem” diye cevap verdi. Askerler oradan ayrıldı. Gizlice yemekhane bölgesine gittiler. İçerde usta askerler vardı. Bunlara, bu saatte burada ne aradıklarını sordu. Askerler laf kalabalığı yapıp bir köşeye çekildiler. Serin serin dinlenmeye başladılar. Ama aşağıda işler karışmıştı. Uzman çavuşlar sayı alarak bu iki kafadarın arazi olduğunu anladı. Yemek saati yaklaşmıştı. Herkes gergindi. Komutanlar sinirlenmiş hırslarını acemi askerleri bayır yukarı uygun adım yürüyerek ve marşlar söyleterek çıkarıyordu. Herşeye iki kafadar sebep olmuştu. Yemekhane önünde dörtlü sırada toplandılar. Kaçan askerler de sıraya girdi. Kimsede ses yoktu. Yemek başladı, bu iki kafadar merak içinde yemek yiyordu. Acaba ne ceza alacaklardı? Yemek bitti, mola zamanı doldu. Öğle içtiması için bölük önünde toplandılar. Komutanlar eğitimden kaçan iki acemi askerin adını ve soyadını söyleyerek meydana çıkmalarını emretti. İki kafadar koşarak komutanın yanına gitti. Esas duruşa geçtiler. Komutan ikisine de yat ve sürün emri verdi. Diğer askerler de onların ceza almasını onaylamışcasına rahat tavır sergiliyorlardı. İki asker yerde çakıl taşlarının üzerinde sürünürken gülüyor ucuz yırttıklarını konuşuyorlardı. Askerlik anılarına hiç unutamayacakları bir günü ve macerayı yaşayarak eklediler. Tüm acemiler ağustos ayının beşinde dağıtım olarak usta birliklerine gönderildiler.

Sinan Korkmaz

Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 19 Ortalaması: 3.4]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir