Skip to main content

Hayata Dâir

Hayata Dâir

Size hikaye anlatmayacağım. Sadece içimden geçenleri. Yanlızlığı, aşkı, dostluğu,sevgiyi, ölümü… zor olan ne varsa.
Hani yorgunsunuzdur ya,  hani hayat zorlar ya bazen bedeninizi, ruhunuzu, kaçacak bir yer ararsınız. İşte öyle bir şey. Daha çocukken öğrenirsiniz bazen, bazen doğarken öğrenmişsinizdir. Günler geçer büyürsünüz. Herkes delikanlı oldu der yada kocaman kız. Siz sevinirsiniz, aslında yeni yeni hayatın yükleri biner omzunuza. Daha küçükken bindiğiniz bisiklet şimdi bir tarafa atılır. Oynadığınız oyunlar çocuklukta kalır. Büyümenin iyi bir şey olduğunu sanırsınız. Oysaki mezara toprak yavaş yavaş atılır. Yavaş yavaş omzunuza yükler biner. Yavaş yavaş yüzünüz kırışır. Gülmek daha da büyük bir ihtiyaç olur. Ama kimin yüzüne?
Çok geçmeden kalbiniz hızlanır. Hemde her görüşte. Karın ağrıları başlar. Gece düşün olur sabah hayalin, gün gelir aşın yemeğin olur. Yüzüne bakamazsın oysa, ama yanından da ayrılamazsın. Konuşmak istersin dilin varmaz, yazmak istersin elin tutmaz. Öyle ortada kalırsın. Bir gün bir salaklık yaparsın. Çıkarsın karşısına delikanlı gibi ” seni seviyorum” dersin. İşte hayatı tanıma zamanın gelmiştir. İlk tokadını yemişsindir. Yüzüne gelen o narin tokat. Sen seçemezsin bu hayatı. Yada çoktan seçtin değiştirmeye uğraşıyorsundur.
Artık büyüdün gerçek bir aşk buldun. Yapmacık değil, çocukça değil. Ölümüne, hayallerine yeri geldi mi kadehine. “Kadınım” ne güzelde bir söz. Bunu her söylediğinde anlayacaksın. Her yüzüne baktığında güleceksin ağlarken bile. Sevmek böyle bir şey. Gözlerinde kaybolmayı da gözlerinde aşkı bulmayı da bileceksin. Bazen susacaksınız, sadece gözleriniz konuşacak, kalbiniz konuşacak. Bunu sadece siz duyacaksınız.
Yanında dostların olacak. Gerçek dostların. Aynı masada Müslüm Baba dinlediğiniz dostlar. Belki gece gece gezdiğin. Derman aradığın gecelerde arkadaşın çıkacak karşına. Belki yârinden çok seveceksin. Öl dese öleceksin. Gün gelecek hepsi masandan ayrılacak. O zaman da öleceksin. Bütün inandıklarınla birlikte.
Dahada büyüyeceksin. Belki iyi bir iş, iyi bir karîyer, iyi bir hayatın olacak. Sevdiğin bir kadınla evleneceksin. Sevdiğin yemekleri yapacak sana. Sonra ufak ufak çocukların olacak. O ufak ellerini öpeceksin. Öptükçe öpeceksin. Sonra gözlerinin önünde büyümelerini izleyeceksin. Her başı sıkışınca baba deyip yanına koşmasını, ağlayınca adını sayıklamasını. Yıllar önce sürmeyi bıraktığın bisikletini çıkaracaksın. Belki hoşuna gitmeyecek. Ama seni üzmemek için yinede binecek. Birlikte kahkahalar içinde zamanın akmasını izleyeceksiniz.
Gün gelecek dostlar gibi çocuklarında masandan ayrılacak. Artık yaşlanacaksın. Son şarkı senin için çalmaya başladı bile. Yürümen zorlaşacak. Gözlerin fazla görmeyecek. Evlatların çoktan unuttu bile seni. Tek kalan birlikte yola çıktığın hani ölürüm dediğin, kadınım dediğin kişi kaldı. Günü geldiğinde o da masadan kalkacak. Şimdi şarkı dahada sertleşti. Gözlerinden akan yaşlar sadece toprağa dokunacak. Önce musalla taşına yatıracaklar. Sonra hoca namazını kıldıracak. Sonra bütün evlatlarında birlikte üzerine toprak atacaksınız. Çocuklar iki günden sonra işlerini bahane edip yanından ayrılacak. Ve sen yine yalnız kalacaksın. Şarkı bitiyor. Doğarken Murat koymuşlar adını. Ama ne hayatı gördün ne muradını. Yalnızlığın sesini duyacaksın. Hep onu dinleyeceksin. Belki ilaçlarını unutacaksın. Zaten hayat senin için bitmişti. Artık şarkıda bitti. Yine evlatların yanına gelecek. Senide musalla taşına yatıracaklar. Gömdükten sonra seni iki göz yaşı aktımı başından tek tek ayrılacaklar. Yine yalnızsın. Hemde mahşere kadar…

Gökhan Karakeleş

Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 3 Ortalaması: 3.3]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir