Skip to main content

Fırıncının İkramı

Fırıncının İkramı

Bundan yirmi yedi yıl önce bir gece yarısı üç kişilik bir aile otobüsten inerek şehir merkezine vardılar. Otele verecek paraları olmadığından ucuz ve güvenli bir yer aradılar.
Hafif acıkmışlardı. Buraya gelmelerinin nedeni biricik evlatlarının yaptığı üniversite tercihiydi. Kayıt işlemlerinin halledilmesi gerekiyordu.
O saatte açık bir yer bulamayan aile bir fırın arayarak oradan ekmek almaya karar verdi. Biraz yürüdükten sonra ışıkları yanan bir fırına girdiler. Fırıncı onların halinden anlamıştı, yorgun ve aç olduklarını. Hemen çalışanlarına ilgilenmeleri için talimat verdi.
Masa hazırlandı. Yemekler getirildi. Taze ekmek hayali kuran aile ekstradan sıcak bir ortam ve yemek ikramıyla karşılaştı. Hepsi çok sevinçliydi. Fırıncı sürekli rahat olmalarını, keyiflerine bakmalarını söylüyordu. İyide kimdi bu fırıncı? Neden tanımadığı insanlara yardım ediyordu?
Fırıncı o bölgede bilgeliğiyle tanınan, yaşlı başlı, hayatın acı tecrübelerini almış, çuval dolusu kitaplar bitirmiş biriydi. İnsana bir baktımı çözer bırakırdı. Aileyi rahat ettirdikten sonra sohbete koyuldular. Onlara kendilerini tanıtmaları için söz hakkı verdi. Bir yandan da taze çaylar içiliyordu.
Baba kendini tanıttıktan sonra kızlarının burada okuyacağını söyledi. Epey sohbet ettiler. Fırıncı onları dinledikten sonra misafir odasını göstererek anahtarını verdi. Ailece ıstırahata çekildiler.
İkramlar ve ilgi aileyi çok memnun etmişti. Sabah olduğunda hazırlanıp vedalaştılar. Fırıncı onları uğurladı. Kayıt işlemlerini halletmek üzere yola çıktılar. Aileyi bir hüzün kapladı. Kızlarından ilk defa ayrı kalacaklardı.
Anne bir yandan, baba bir yandan duygulandılar. Kampüsten içeri girdiler. Kayıt işlemleri tamamlandı. Hep birlikte memleketlerine geri döndüler. Aradan bir ay geçtikten sonra okullar açıldı. Ayrılık vakti gelmişti artık.
Kızlarıyla vedalaştılar. Valizini eline alan kız otobüse bindi. Ertesi gün şehre vardı. Yurdun yolunu tuttu. Eğitim öğretim günleri başlamıştı. Günler su gibi geçiyordu. Üniversitenin merkez kütüphanesi pek büyüktü. Kız birgün oraya gitti. Ödev işlerini halledecekti.
Rafların arasında dolaşırken aniden durdu, şaşırdı kaldı. Fırıncı adam oradaydı. Karşı rafların önünde eğilmiş yerdeki çantadan yeni kitaplar çıkarıyor ve raflara diziyordu. Yavaş adımlarla yanına gitti. Selam verdi kendini hatırlattı. Fırıncı onu hatırladı.
Meğer fırıncı adam kütüphanenin müdavimlerindenmiş. Kız hayret etti. Kitapların ve kütüphanenin yalnızca öğrenciler tarafından kullanıldığını sanıyordu. Evden uzaklarda, hayatın içinde ne tezat şeyler görmüştü. Kimin aklına gelirdi? Yaşlı başlı adam gelecek, burada kitaplarla ilgilenecek.
O günden sonra önyargılarını sonlandırmış oldu. Ne yaşadığını, ne yaptığını bilmediği insanları görüp tanıdıkça bu olay geldi aklına. Kimbilir onların da ne tutku ve tecrübeleri vardı, yaşlı fırıncı gibi.

Okuyucularımızdan Gelenler – Sinan Korkmaz –

Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 10 Ortalaması: 3.9]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir