Get Adobe Flash player

Macera Hikayeleri

Yer Altından Bir Gün

 Değerli Okuyucumuz İbrahim Ethem Bey’in Göndermiş Olduğu İlginç Bir Hikaye

Yer Altından Bir Gün

Sabah kalktığım andan itibaren aynı şeyi düşünüp duruyordum yer altı radarında gördüğüm o şey neydi? Belki büyük bir yer altı taşıydı yada bir hazine olabilirdi fakat hareket ediyordu

Neydi acaba diye düşünürken iş yerime varmıştım iş yerine kazı aletleri ve işçiler gelmişti burası artık gerçekten önemli bir yer haline gelmişti. Kazılar hızlandırılmıştı tanınmış bilim insanları da ordaydı hepsi araştırma peşindeydi gerçekten giderek ilginçleşmişti artık benimde işimin başına dönmem gerekliydi arkadaşlarımla bu konuyu tartışırken artık güneş tam tepedeydi öğlen olmuştu artık bir şeyler atıştırmanın tam vakti derken inanılmaz bir bağırışma oldu evet o şey yine görülmüştü. Devamını Oku

Kız İstemeye Giderken

Kız İstemeye Giderken

Yaşanmış bir olayın hikayesidir.

Ahmet Asım Anadolu’nun güzel köylerinden birinde yaşayan, çok sevilen, cesur yürekli, yokluk görmüş, yardımsever biriydi. 60 sene önceydi 40 yaşlarındaydı. Ahmet Asım köy muhtarının yardımcısıydı. Çocuklar onu çok severdi. Bir kızı vardı. Onu da evlendirmiş, başka çocuğu olmadığı için eşiyle yalnız yaşıyorlardı. Örnek bir çifttiler. Birbirlerinin gözlerine sevgiyle bakıyorlar hiç kırmıyorlardı. Köyün bütün çocukları bu karı kocayı çok seviyorlardı. O’na Asım Baba diye hitab ediyorlardı. Evleri yol üstündeydi. Yoldan geçen herhangi bir çocuk olsun ona seslenirler eline şeker, meyve, yumurta, artık o an evlerinde ne varsa verirlerdi ve çocukları sevindirirlerdi. Yoldan geçen insanları davet ederler çay, kahve ikram ederlerdi. Aç olanların karnını doyururlardı.

Ahmet Asım çiftçilik yapıyor Bahar da eker Yazın mahsul alır kalan zaman da iş olmadığı durumlarda gezerdi, şehir şehir, ülke ülke. çok yer gezmiş, kendini yetiştirmiş sevilen biriydi.

Bir gün muhtarlıkta çalışırken köyde yaşayan, kimi kimsesi olmayan, yetim yanına Mustafa… Devamını Oku

Arabadan Kaçış

Arabadan Kaçış

Gerçek bir olay. Bu olay Kayseri’nin Bünyan İlçesi’nde yaşanmış. Olay Alfred Hitchcock’un meşhur korku filmlerini bile çok gerilerde bırakacak kadar tüyler ürpertici.

Gece bindiğiniz otomobilde direksiyonda kimse yoksa ne yapardınız? Kendisi Bünyanlı olmayan, politikayla uğraşmış ve halen Kayseri’de yasayan işadamı, 22 Şubat 2005 tarihinde Bünyan sınırında, Kayseri Malatya kara yolu üzerinde, bir benzin istasyonuna girer.

Lokantaya oturur ve orada kalabalık toplulukla birlikte bir ufak rakı içer. Yürüyüş mesafesindeki Bünyan’a gitmek için, lokantadan çıkar. Ancak dışarısı hem zifiri karanlıktır hem de korkunç bir kar-tipi fırtınası başlamıştır. Benzin istasyonuna yaklaşık 300 metre mesafedeki, Bünyan’a dönüş yolu kenarına varır. Oradan geçen bir arabaya binip, Bünyan’a ulaşma derdindedir. Fırtına daha da şiddetlenir. Adam bir-kaç adim ötesini bile görememektedir. Gelip-geçen bir araba da yoktur.

Nihayet karanlıklar içerisinde, hayalet gibi yavas yavas yaklaşan bir arabanın iki farını fark eder. Arabanın, tam önünde yavaşlamasıyla birlikte hemen arka kapıyı açar ve arabaya biner. Kapıyı kapatır, araba… Devamını Oku

“Bunda da bir hayır var”

“Bunda da bir hayır var”

Bir zamanlar Afrika’daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:

“Bunda da bir hayır var!”

Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki her zamanki sözünü söyledi: Devamını Oku

Ormandaki Ev

Ormandaki Ev

Tabiatım hayli vahşi olduğundan izinlerimde, herkesten uzak, tenha yerleri tercih ederim. Geçen sene de seyahate çıkan bir dostumun Reberac civarındaki evini kiraladım. Benim gibi, fazla gevezelikten hoşlanmayan bir arkadaşımı da birkaç günlüğüne davet ettim.

Laurent bir gün evvel gelmesi gerekirken gelmemişti. O akşam da şöminenin başında bekliyordum. Eylül ayındaydık ama hava kış kadar soğuktu. Bir ara kapıya hızla vuruldu. Dostlarımın köpeği havlamaya başlamıştı. O anda esen şiddetli bir rüzgarla kapı açılıverdi. Laurent sırtında soluk bir yağmurluk, başında kulaklarına kadar geçen bir bereyle eşikte duruyordu. Eli de bomboştu. Üzerine saldıran köpeği yatıştırırken haline gülmekten de kendimi alamadım. Bir şey söylemeden yağmurluğunu çıkardı, ateşin karşısına geçip oturdu; alevler esmer yüzünü aydınlatıyordu. Biraz sonra da konuşmaya başladı:

-       Dün geliyordum ama ormanda garip bir macerayla karşılaştım. Gördüklerim aklımdan çıkmıyor….

Rüzgar sakinlemişti. Sesi, basık tavanlı odada adeta çınlıyordı. Büyülenmiş gibi bir hali vardı. Konuşmasına… Devamını Oku