Skip to main content

Yeşil Kalem

Yeşil Kalem

Dağ köylerinden birinde sanat okulunda okuyan bir delikanlı yaşıyormuş. Kalemini, defterini ve kitabını öylesine çok seviyormuş ki bir gün aradığı herşeyi bunlarda bulabileceğine inanıyormuş. Özellikle yeşil renkli kurşun kalemiyle teknik resim çizmekten ve bir şeyler yazmaktan büyük keyif alıyormuş.
Etrafı izleyen, olan bitene anlam yükleyebilen, derin düşünen bir çocukmuş. Eksiklikleri kendi yöntemleriyle sorgulayan bir yapısı varmış. Köyde sık sık kesilen elektriğe bir alternatif bulmak ve suyu depolamak için bir sistem kurmaya karar vermiş.
Alternatif akımı doğru akıma çevirip akülerde toplayan bir sistem için günlerce çalışmış. Yağan yağmuru oluk sistemiyle evlerinin dibindeki plastik su deposunda toplamış. Bunlarla yetinmeyip ulaşımı hızlandırmak için hem akülü hem de iki zamanlı motorla çalışan bir araba geliştirmiş.
Hayatın bir kaç önemli işlerinden olan ulaşım, su ve kesintisiz elektrik sistemini hallettikten sonra kolay ısınma sistemi üzerinde çalışmaya başlamış.
Gel zaman git zaman köye yurt dışından bir profesör gelmiş. Aslen bu köyde doğmuş büyümüş. İlim tahsil etmek için ta uzaklara gitmek zorunda kalmış. Köylü profesörü en iyi şekilde ağırlamış. Bir gün profesör köy içinde yürüyüşe çıkmış. Mucit delikanlının evinin önünden geçerken yoğun bir çalışma olduğunu görmüş. Selam vererek delikanlıya yaklaşmış. Tanışmışlar.
Mucit genç son projesi olan ısıtma sistemini profesöre anlatmış. Diğer biten ve kullanılan icatlarını da göstermiş. Duygulanan profesör mucit genci Amerika’ya götürebileceğini söylemiş. Genç heyecanlanmış. Ülkesinde kalmayı tercih ettiğini söylemiş ve teşekkür etmiş. Profesör bir süre daha kalıp köyden ayrılmış. Tekrardan yurt dışına çıkmış.
Aradan yıllar geçmiş. Genç üniversiteyi bitirmiş. Şehirde büyük tecrübeler edinmiş. Mühendisliğini tamamlayarak köyüne gelmiş. Devletin sağladığı imkân ve kredilerle, kendisine ait olan boş arsada bir iş yeri kurarak imalât yapmaya başlamış.
Kendi köyünden insanları da yanına alarak milletine ve devletine faydalı olmaya başlamış. Amerika’daki profesör, internet üzerinden köyündeki gelişmeleri merakla izlerken bu gencin borç harç bir iş yeri açtığını görmüş. Onu bir süre uzaktan takip ettikten sonra aniden köyüne gelmiş.
Genci ziyaret etmiş. Birlikte imâl edilen ürünleri incelemişler. Meğer profesör uçaktan iner inmez doğruca gencin tüm kredi borcunu kapatmaya gitmiş. Dekontları yanına alarak köye öyle gelmiş. Sohbet ederlerken genç mühendis iş yerini borçla açtığından bahsetmiş.
Profesör çantasından bir şeyler çıkarmış. Borçlarının ödendiğini gösteren dekontu gence teslim etmiş. İkisi de duygu dolu bakışlarla birbirlerine sarılıp ağlamışlar. Milleti ve devleti için, insanlık için canını dişine takan gencin gayreti ta uzaklardaki profesörün içini sarsmış.
İnsanların iyiliği için çalışan, mücadele eden her kim olursa olsun, bir gün muhakkak kendisine hayal edemeyeceği şeyler teslim edilecektir.

Sinan KORKMAZ

Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 5 Ortalaması: 3]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir