Skip to main content

Kalbe Dokunanlar

Kalbe Dokunanlar

Aslında anlamı yok! Birkaçı hariç öyle güzel bir hikayem yok. Benden sonu mutlu biten bir hikaye beklemeyin. Ölene kadar mutlu dedikleri bu olsa gerek. Gerisi boş sokaklar. Anlamsız birkaç söz.
Kalbe dokunmak kolay olmuştu. Aslında önemli olan elinde tutmaktı. Daha 8 yaşımda iken Songül’e aşık olmam daha çocukken aşkı öğretmişti bana. Birde aşkın ne berbat bir şey olduğunu. Bir hafta yüzüne bakamamıştım. Peki ya sonrası…
Peki lise hayatıma ne demeli. Daha yeni yeni hayatın yükleri üzerime bindiği zaman. Liseye başladığımda yoğun ilgisi üzerine aşık olduğum Doğa. Belki de gülümsemesine aşık olmuştum. Belki de saflığıma kurban olmuştum. Bir kaç günümün mutlu gitmesi beni sevindirmişti tabi. Aşkı yeni yeni anlamaya başlamıştım. Bağlanmıştık belki de. Ya da sadece ben bağlanmıştım. Sevdiğini zannediyordum. Peki yarım saat boyunca yağmurun altında bekledikten sonra iki kelime ile ayrılmasına ne demeli. Saatlerce o yağmurun altında kalakalmıştım. Bir bankın altında yüzüme vuran yağmurun şiddetiyle göz yaşlarım görünmüyordu. Eve varmamla odama girmem bir olmuştu. Hani şairdim şiirlerim vardı. Peki şimdi neye yarar. Aşkı yazmıştım ben sayfalarca. Sonra şöminenin başında yanışını izlemiştim. Belki içim gidiyordu. Bir aşk ölüyordu.
Bir kaç kez konuşmak istedim. Yanında kendinden kimbilir kaç yaş büyük bir çocukla gezmeye başlamıştı. Abisi zannetmiştim. Çok safım kabul ediyorum. Bir kaç gün birlikte gülüşerek yürümelerini izlemiştim. Peki ne yapmıştım ben ona. Belki de çok sevmiştim.
Lise üçe geçmiştim. Sınıfımıza yeni bir kız gelmişti. Herkesten farklıydı. Bir kızın neyine aşık olunur. Bazen gülüşüne, bazen güzelliğine bazen ise yalnızlığına. Ben onun yalnızlığına aşık olmuştum. O narin yüzüyle çok ciddi bir tavrı vardı. Deniz, sanki yüreğime dalgalarını vuruyordu.
Hiç bir erkekle konuşmayan Deniz kızlarla bile çok az diyaloğa giriyordu. Hani dersiniz ya çölün ortasında yeni açmış bir gül gibiydi. Kaç kez konuşmak istedim. Doğa sanki giderken kalbim hariç direncimide kırmıştı.
Bir kaç arkadaş imkan vermezken aşkım iyice yeşeriyordu. Neden olmasın. Kalbine dokunmam lazımdı. Boş zamanlarımda pencereden uzaklara bakıyordum. Hani hayallerin uzaklardadır ya benimki karşı sıradaydı. Uzun saçları bir gözünü kapatmış, bembeyaz teni, elâya çalan gözleri iyice bağlamıştı beni kendisine.
Deniz her gün okuldan yalnız çıkıyordu. Bazen uzaktan onu izlerdim. Aslında çok üzülürdüm. Bazen canıma tak ederdi. Artık dayanamıyordum. Okuldan çıktığım bir gün yine yalnız yürürken yanına gittim. Elimde bir çiçek vardı. Garipseyerek yüzüme baktı. Bakışları direncimi kırsada konuşmaya başlamıştım.” Deniz, hani bir kıza aşık olmak için sebebler ararsın ya, hani dersin ya hayatımın anlamı, ömür boyu yaşam kaynağım. İşte benim için sen o sun. Günlerdir içime dert oldu. Ben senin suskunluğuna, yanlızlığına aşık oldum.” Yüzüme çok ciddi bakıyordu. Çok korkuyordum. Kalbimin zaten kırıktı. Halen onarılmadan paramparça olmasını istemiyordum. Birden boynuma sarıldı. Onun kimseyle konuşmamasının sebebi benmişim. Sevinçten bütün her şeyi unutmuştum. Sanki yeniden doğmuştum.
Lise hayatı bitimine az kalmıştı. Birbirimizi ölümüne seviyorduk. Bazen gözlerinde büyük bir acı hissederdim. Gülüşlerinde ki acıyı merak ederdim. Bir kaç kez sorsamda bir şey söylememişti.
Yinede birlikte çok mutluyduk. Şimdiden evlilik hayalleri kuruyorduk. Aramızda yüzük bile takmıştık.
Bir gün Deniz beni aramıştı. Sahilde buluşmuştuk. Yanağında ki morluğu görünce deliye dönmüştüm. Dokunmaya kıyamadığım o güzel yüzünde kocaman bir morluk vardı. Ben sinirden köpürüyordum. İşte o zaman anlatmıştı. Bütün ailesini küçükken kaybetmişti. Bu yüzdendi gözlerinde ki acı. Üvey ailesinin ise bazen kendisini dövdüğünü duyunca sinirden delirmiştim. Etrafa saldırmaya başlamıştım. Sonunda karar vermiştim. Denizi kaçıracaktım.
Denizi kaçırmıştım. Ailem biraz kızsa da hikayeyi anlatınca kendi kızları gibi sevmişlerdi. Evimizin içinde sanki bir kuş gibiydi. O kadar narin o kadar güzel. Bazen saatlerce onu izliyordum. Bazen uyurken anlına bir öpücük konduruyordum.
Çok geçmeden polisler kapımıza dayanmıştı. Deniz’i, ömrümü zorla evden alıp sökmüşlerdi. Çok geçmeden Deniz’in üvey ailesi Deniz’i çok uzaklara götürmüştü. Bunu duyunca deliye dönmüştüm. Deniz’i kaç kez aramama rağmen telefonunu açmıyordu. Çok geçmeden hastalanmıştım. Bir kaç gün yoğun bakımda yatmıştım. Sanki biri hayatımı elimden zorla almıştı.
Mutsuzluğumun ölümüm olacağını düşündüğüm bir gün biri beni aramıştı. Bu gönlümün pınarıydı. Deniz’di. Sesini duyunca kafayı yiyecek gibi oldum. İlkin rüya gördüğümü sansamda gerçek olduğunu çok zor anlamıştım.
Ailesi Onu İzmir’e götürmüştü. Evinde hapis hayatı yaşatıyorlarmış. Gökhan beni kaçır demişti. Son sözleri buydu.
Düşünmeye başlamıştım. Sol yanımı o koca İzmir’de bırakamızdım. Valizimi toplamıştım. Bir sonbahar akşamı yola koyulmuştum. İzmir’ e varır varmaz Deniz’in evine gidip onu kaçırmıştım. Aynı gün yıldırım nikahı kıydırmıştık.
Ailesi evlendiğimizi görünce onu benden alamamışlardı. Ailem Deniz’i çoktan kabullenmişti. Ve çok geçmeden çok güzel bir iş bulmuştum. Ve en güzeli neydi biliyormusunuz? Deniz üç aylık hamileydi. Bunlar 2 sene içindi olmuştu. Hayat bana fazla fazla gülmüştü. Allah yolumu açmıştı. Ta ki o güne kadar.
Bir gün ağabeyim Cengizhan, eşi çocuğu ailem ve Deniz’i pikniğe götürmek istiyordu. İşim yoğun olduğu için ben gidememiştim. O gün Deniz’de gitmek istemiyordu. Bense anlından öpüp korkmamasını söylemiştim. Aslında gidemediğime üzülmüştüm.
İki saat sonra bir telefon almıştım. Telefondaki kişi polisti. Bana aileniz trafik kazasında vefat ettiğini söylüyordu. Önce şaka zannetmiştim. Bana kazanın yerini söylediğinde başım dönmeye başladı. Midem bulanıyordu. Arabaya kendimi zor attım. Olay yerine varmıştım. Koca bir tır benim ailemin olduğu arabaya çarpmıştı. Araba birkaç takla attıktan sonra zor durmuş. Bütün ailem arabanın hemen yanında üstleri örtülmüş, yerde yatıyordu. Bezlerin altından kanlar süzülüyordu. Annem’in yüzü dağılmıştı. Ömür boyu beni kucağında taşıyan anneciğim şimdi yüzü kanlar içinde yatıyordu. Artık yanakları gül kokmuyordu. Kan kokuyordu. Çığlıklarım arasında gözyaşım ağzıma doluyordu. Peki ya Deniz. O güzel yüzü hiç bozulmamıştı. Saçları darmadağındı. O güzel yüzü bembeyaz kesilmişti. Ölmüştü. Sürünerek yanına gitmiştim. Karnından kanlar akıyordu. Şimdi gönül pınarımdan kanlar akıyordu. Gözleri açıktı. Sanki bana bakıyordu. Gözlerinden bir kaç yaş dökülmüştü şimdi. Bir eli karnındaydı. Bebeğimizi tutuyordu. Başımı göğsüne yaslamış çığlıklar atıyordum. Allah’a dualar ediyordum. Neden benimde canımı almamıştı. İki tutam mutluluk zehir olmuştu bedenime. Bende yanlarına uzanmıştım. Beni de kefenleyin diye yalvarıyordum.
Şimdi bir akıl hastanesindeyim. Herkes deli olduğumu düşünüyor. Ama ben hiç üzülmüyorum biliyor musunuz. Çünkü bugün onlara kavuşuyorum…

Gökhan Karakeleş

Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 34 Ortalaması: 4.1]

Kalbe Dokunanlar” hakkında 3 yorum

  1. 16 yaşındayım bu aralar çok duygusalım herşeye ağlar oldum çevrem beni ağır abi olarak bilir görür ama içimde saf duygusal bir çocuğu taşıyorum aşık olmaktan korkar oldum çünkü hep üzülen benim be abi sevmeyi beceremiyorsanız sevmeyin kalp kırmayın

  2. Hocam eline sağlık çok güzel olmuş şu ana kadar okuduğum hikayelerden neredeyse en iyisiydi. Yeni hikayelerini bekliyorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir