Skip to main content

İki Ben ve Bir Gözyaşı

İki Ben ve Bir Gözyaşı

Neden gözyaşlarım özgürlüğünü ilan etti ?
Kim için kimler için  kıydım gözyaşlarıma ?
Endişeler, kaygılar bir gün biter mi ?
Gece’nin ah’ını alıp daha kaç kez uykusuz kalınır ki ?

Yağan yağmurlar gözyaşlarımı saklayan bir gölge gibi. Merhaba demeden akıp gitti süzülen yaşlar. Kim için, ne için bilinmezlik…
Tutamıyorum bir daha ve bir daha esiri oluyorum gözyaşlarımın. Kulağımda tıngırdayan bir şarkının parafını göz uçlarımda oynatıyorum. Senaryosu belli bu umutsuz vakanın. Başrolünü iki kişi üstleniyor. Ben ve yine bir  ben daha. Bir ben yetmiyor ağır geliyor gözyaşlarım, hemen diğer ben’e sesleniyorum. Hiç uzak değil gölgem, eşlik ediyor gözyaşlarıma. İçimde koca bir burukluk var, burukluğun derinine indikçe yanaklarımdan süzülen yaşlar bir bardağı taşıracak hale geliyor. Akışına bırakıyorum dökülen gözyaşlarımı. Yastığı çevirmekten bıkıyorum artık. Her tarafı sırılsıklam uyku tutmuyor nitekim. Gökyüzünün pembemsi hali düşüncelere boğuyor beni. Çokça düşünüyor hiçbirşey yapamama ile karşı karşıya geliyorum. Galiba umutsuz bir gece vakası daha. Kaygılar, endişeler, korkular ve en önemlisi kuşkular, gökyüzünde asılı duran bilinmezlikler işte.
Kaç bilinmezlik daha gelip geçecek ?
Ve daha kaç kez bir bilinmezliğe sığınacak kadar acizleşeceğim ?
Bilemiyorum…
Bildiğim tek şey asıl bildiklerimin beni bilinmezliğe sürüklediği. Bilmiyorum, bildiklerimin bilinmezliği üzerime yıkılıyor.
Derin oh çekiyorum sanki herşeyi geride bırakmışcasına.
Gözyaşlarım sanki ömür boyu akmayacak gibi duruyor bende. Şimdilik rahatım, belkide öyle zannediyorum. Epeyce bi gözyaşı süzüldü kuruyan yanaklarımdan. Kuruyan yanaklarımdan ötürü iç yaramı ihmal ettiğim gerçekliği var birde. Yürek yaramdaki çiçeğin susuzluğu yavaş yavaş tüketiyor beni. Eskisi gibi değil gözyaşlarım kuruyan yürek yarama değmiyor. Galiba sonbahar vurdu yürek yaramı. Dökülen yaprakların hışmına uğruyorum. Serin rüzgarlarla bir sağa bir sola savruluyorum. Yürek yaramdaki çiçeğin katili olmaktan utanıyorum. Pişmanlığımın hiçbirşeyi geri getiremeyeceği bilincinde olmam  haddinden fazla canımı sıkıyor.

Hiç bu kadar sırılsıklam bir yastığa sahip oldunuz mu ?
Gözyaşlarınızın bir daha dökülmeme ihtimalini düşündünüz mü ?
İçinizdeki ben’in omzunda ağladınız mı?
Gözlerinizin iç’inin daha kaç kez kankırmızı olacağını düşündünüz mü?
Peki ya en son ağladığınız günü hatırlayıp bir daha sövdünüz mü ?

İç sesimin konuşmama sebebi gözyaşlarımdır.

Okuyucularımızdan Gelenler – Timur Bey (Eskici)

Bu yazıyı oylayın
Oyların. [Toplamı: 1 Ortalaması: 5]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir